Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/9136 E. 2011/10091 K. 19.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9136
KARAR NO : 2011/10091
KARAR TARİHİ : 19.09.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR

Davacı HAZİNE, davalı adına tarla niteliği ile tapuda kayıtlı bulunan … mahallesi 87 ada 36 sayılı taşınmazın, kesinleşen orman kadastro sınırı içinde kaldığı ve halen de orman niteliğinde olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile orman niteliğinde hazine adına tapuya tescili ve el atmanın önlenmesi istemiyle dava açmış, Orman Yönetimi davacı yanında davaya katılmıştır.
Mahkemece davanın KABULÜNE, … mahallesi 87 ada 36 sayılı parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tesciline, davalının elatmasının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan ve orman niteliğinde bulunan taşınmazın orman niteliği ile tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 9 numaralı orman kadastro komisyonunca yapılıp, 20/03/1980 tarihinde itirazlı yerlerde 15/12/1980 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 36 numaralı orman kadastro komisyonunca 6831 sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasa ile değişik 7. maddesi gereğince 08.10.1986 tarihinde işe başlanarak yapılan ve 09.10.1986 tarihinde tamamlanıp bitirilen ve 28/10/1987 tarihinde ilan edilerek kesinleşen,ilk orman kadastrosunun aplikasyonu ile herhangi bir nedenle dışta kalan ormanların. kadastrosu ve 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişi raporuna göre, dava konusu taşınmazın içinde bulunduğu alanın l980 yılında 9 numaralı orman kadastro komisyonu tarafından 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Yasa ile değişik 7. maddesine göre ilk defa yapılan orman kadastrosu ile orman sınırları içine alındığı, itiraz üzerine, davaya konu taşınmazın bulunduğu yerin de içinde yer aldığı alandaki orman sınır noktaları iptal edilerek orman sınırları dışında bırakıldığı, ancak 9 numaralı orman kadastro komisyon üyeleri hakkında yasaya aykırı ve kasıtlı olarak orman sınırları dışına çıkarma eylemleri nedeniyle, Aydın Asliye Ceza Mahkemesinde ceza davası açıldığı ve bu mahkemenin 1987/531 sayılı dosyasında işin esası incelenmeden zamanaşamı süresinin geçmiş olması nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına karar verildiği, daha sonra l7.06.1986 gününde yürürlüğe giren 6831 sayılı Yasanın 3302 sayılı Kanun ile değişik 7/1. maddesinde “Devlet Ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir şekilde Orman Sınırları dışında kalmış ormanların orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit (bu kavram, önceki yıllarda arazi kadastrosu yapılmış yerleri de kapsar, taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayin ve tespiti Orman Kadastro Komisyonları tarafından yapılır” hükmü uyarınca ve herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların sınırlandırılmasını yapmak üzere görevlendirilen “36 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından “her hangi bir şekilde orman sınırları dışında kalmış orman” olması nedeniyle orman sınırları içine alındığı ve işlemlerin tümünün 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 7. maddesinin yürürlüğü sırasında yapılıp 09.10.1986 tarihinde tamamlandığı, ancak; yapılan işlemlerin sonucunun kamuya duyurulması olan askı ilanının 6831 sayılı Yasanın 7.maddesini değiştiren 3373 sayılı Yasanın 28.05.1987 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra, 28.10.1987 tarihinde yapıldığı, ilanın sadece yapılan işlemlerin sonucunun duyurulmasından ibaret olması nedeniyle, 3302 sayılı Yasanın yürürlüğü sırasında yapılıp tamamlanan 36 numaralı orman kadastro komisyonun çalışmalarına başladığı ve çalışmaları yaptığı tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerine göre komisyona verilen hak ve yetkiyi, çalışmalar tamamlandıktan sonra yasanın değişmiş olmasının sonucu etkilemeyeceği,işlemin yapıldığı tarihte var olan yasal dayanağın, işleme geçerlilik kazandırdığı, bu nedenle; 36 numaralı orman kadastro komisyonun yaptığı orman kadastro işleminde yasaya aykırı bir durum bulunmadığı, çekişmeli taşınmaza komşu ve çekişmeli parselle hukuki durumu aynı olan 101 ada 14 sayılı parsele ilişkin direnme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.03.1992 gün 1991/14-253-170 sayılı kararı ile ve özetle; “3302 Sayılı Yasa ile değiştirilen 6831 Sayılı Yasanın 7/1. maddesinin verdiği yetkiye dayanarak 36 nolu komisyonun yaptığı sınırlama işleminde yasaya aykırı bir durumun olmadığı, askı ilanının 3302 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra yapılmış olmasının 3302 Sayılı Yasanın yürürlüğü sırasında yapılıp tamamlanan 36 numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan orman kadastro işlemine etkisinin olamayacağı ve 36 numaralı komisyonun yaptığı orman kadastro işlemlerinin yasal ve geçerli olduğuna değinilerek bozulduğu, 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesinde öngörülen tüm hak düşürücü süreler geçerek işlemin kesinleştiği, çekişmeli taşınmazın hava fotoğrafları ve memleket haritasında öncesi orman olduğu gibi mahkemece yapılan keşif sırasında alınan bilirkişi raporlarında dahi çevresiyle birlikte orman bütünlüğü içinde orman örtüsüyle kaplı olduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu taşınmazla ilgili daha önce hazine ile davalı … arasında görülüp kesinleşen kadastro tespitine itiraz ve orman yönetimi ile davalı … arasında görülüp kesinleşen orman kadastrosuna itiraz davaları Seferihisar Kadastro Mahkemesinde “Hakem Sıfatı” ile görülüp, temyizi kabil olmadığından itiraz sonucu kesinleşmiştir. 3533 sayılı Mecburi Tahkim Yasasının 4. maddesinde katma bütçe ile idare edilen daireler, belediyeler, özel bütçe ile idare olunan ve sermayesinin tamamı devlet, belediye veya özel idarelere ait olan daire ve müesseselerden biriyle, genel bütçeye dahil dairelerden biri arasında çıkan uyuşmazlıkların o yerdeki yüksek dereceli hukuk mahkemesi başkanı veya hakimi tarafından çözümleneceği hükme bağlanmıştır. Somut olayda, taraf olan kurumlar yasada sözü edilen kurumlardan ise de 19.07.2003 tarihinde yürürlüğe giren ve bu davada da uygulanması gereken 4916 Sayılı Yasanın 24. maddesi ile değiştirilen 3533 sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince “…taşınmazların aynına yönelik olan…” uyuşmazlıkların hakemde görülemeyeceği hükümleri getirilmiş olduğu anlaşılmakla, bu tür davaların hakemde görülme olanağı bulunmamaktadır. Ayrıca, H.G.K.’nun 17.05.1985 gün 8/905-461 ve 13.10.1999 gün 20/681-834 sayılı kararları ile dairenin 12.05.1997 gün 4414/5125 sayılı kararlarında kabul edildiği ve 5519 sayılı Yasa hükümlerinden anlaşıldığı gibi tapu kaydının iptali ve tescile karar verme yetkisinin genel mahkemelere ait olduğu ve görev konusunun kamu düzenine ait olduğu ve bu tür mülkiyet aktarımına ilişkin davaların yasa gereğince hakem mahkemesinde görülemeyeceği, Yargıtay denetimine açık olacak şekilde genel mahkemelerde görülüp sonuçlanması gerektiği halde, yasaya aykırı olarak görev ve yetki aşımı ile görülüp sonuçlanan davaların taraflar arasında kesin hüküm oluşturmayacağı ve kararların yok hükmünde olduğu da gözönüne alındığında, Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün harç, masraf ve vekalet ücretine ilişkin 5, 6 ve 7. paragraflarının kaldırılarak, bunun yerine “6099 sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince davalıdan onama harcı alınmasına yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 19/09/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.