Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/9313 E. 2011/12885 K. 17.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9313
KARAR NO : 2011/12885
KARAR TARİHİ : 17.11.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … … ve davalı-k.davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı dava dilekçesinde; sınırlarını bildirdiği Limonlu Kasabasında bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiş, Hazine, çekişmeli yerin Hazine adına tescili ve davacının el atmasının önlenmesi istemiyle karşı dava açmıştır. Mahkemece; dava konusu taşınmazın 1987 yılında yapılan 2/B madde çalışmaları ile orman sınırları dışına çıkarıldığı, zilyetlikle kazanılamayacağı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi ve davalı- karşı davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre taşınmazın tesciline ve el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1962 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında dava konusu taşınmaz tapulama harici bırakılmıştır. Bölgede 1981 yılında 6831 sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastrosu ve 2. madde uygulamaları, 1987 yılında yapılarak kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulamaları ile 2008 yılında 6831 sayılı Yasanın 9/son maddesi gereğince yapılan uygulamalar bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki;
Uzman orman bilirkişinin çekişmeli taşınmazın 1981 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken, 1987 yılında yapılan çalışmalarda 2/B madde gereği Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını bildirdiği raporu tahdit tutanakları ve haritası getirtilmediği için denetlenemediği gibi, eski ve yeni hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan elde edilmiş memleket haritaları ile topoğrafik fotogometri yöntemiyle düzenlenmiş kadastro paftası örneği getirtilerek uygulanıp taşınmazın niteliği ile konumu ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı saptanmamıştır. Eksik araştırma ve incelemeye, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz.
Bu nedenle; mahkemece, öncelikle 1981 yılında kesinleşen orman kadastrosu ile 1987 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme, sonuçlandırma ve askı ilan tutanakları ile tahdit haritaları getirtildikten sonra, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte 1981 yılında kesinleşmiş ilk tahdit haritası ve tutanakları ile 1987 yılında yapılan aplikasyon, 2/B haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın aynı adadaki çevre parsellerle birlikte orman tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmelidir.
Böylesine yapılacak araştırma sonucunda taşınmazın tamamının kesinleşen orman sınırı içinde kaldığının belirlenmesi halinde başka bir tartışmaya gerek kalmadan Hazinenin davası kabul edilerek dava konusu parselin orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmelidir.
Taşınmazın kesinleşen 2/B madde sahasında kaldığının anlaşılması halinde; bilirkişiler tarafından taşınmazın 2/B madde koşullarını taşıdığı bildirilmiş olduğundan, yine başka bir araştırmaya girişilmeden parselin 2/B madde gereği Hazine adına tesciline karar verilmelidir.
Taşınmazın orman sınırı ve 2/B madde uygulama sahası dışında kalmakla birlikte dört yönden orman ya da 2/B madde sahası ile çevrili orman içi açıklık niteliğinde ise 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi bu tür yerlerin özel mülk olarak kişiler adına tescil edilmeyeceğini öngördüğünden, taşınmazın orman içi açıklık olduğu belirtilerek yine Hazine adına tescil edilmelidir.
Taşınmazın orman sınırları ve 2/B madde sahası dışında ve 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi gereğince orman içi açıklık niteliğinde olmadığının belirlenmesi halinde; Hazinenin zilyetlik koşullarının davacı yararına oluşmadığını iddia ederek karşı dava açtığı gözönünde bulundurularak taşınmaz yönünden davacı gerçek kişi yararına zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması gerekir. Bu cümleden olarak; davalı- karşı davacı Hazine ile davacıdan zilyet tanıkları istenmeli, çekişmeli parsel ve komşu parsellere revizyon gören vergi ve tapu kayıtları varsa bunlar ilk oluştuğu günden itibaren tüm gittileri ile birlikte getirtilmeli, yine taşınmazın önceki niteliğinin ve zilyetlik durumunun saptanması bakımından 1980 ila 1990 yılları arasında çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri gösterir memleket haritasının (orijinal renkli örneği) ve hava fotoğrafı ile amenajman planı ilgili yerden getirtilerek aynı bilirkişi heyetiyle yapılacak incelemede bu belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, tarafların bildirecekleri zilyet tanıkları ile yerel bilirkişilerden taşınmazın öncesinin ne olduğu kimden kime kaldığı, ne zamandan beri kimler tarafından nasıl kullanıldığı, zilyetliğin ekonomik amacına uygun olup olmadığı ayrıntılarıyla ve maddi olaylara dayalı olarak sorulmalı ve bu beyanların doğruluğu varsa komşu parsel kayıtları, memleket haritası ve hava fotoğraflarıyla denetlenmeli, ziraat mühendisinden taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü, kullanım biçimi ve kullanım süreleri konularında bilimsel verileri bulunan rapor alınmalı, ayrıca; 3402 sayılı Yasanın 14. madde diğer koşullarının davacı gerçek kişi yararına oluşup oluşmadığı da yöntemine uygulan olarak araştırılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de; mahkemece, Hazinenin Medeni Yasanın 713/6. maddesi gereği tescil ve el atmanın önlenmesi istemli karşı davası hakkında olumlu ya da olumsuz karar verilmemiş olması da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı – karşı davacı Hazine ile davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 17.11.2011 günü oybirliği ile karar verildi.