YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9388
KARAR NO : 2011/13937
KARAR TARİHİ : 01.12.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2009/17869-2010/66 sayılı 18.01.2010 günlü bozma kararında özetle: “Çekişmeli taşınmaz üzerinde resmi belgelere dayalı olarak farklı tarih ve keşiflerde orman incelemesi yapan üç ayrı uzman bilirkişi kurulu raporlarında; memleket haritası ile kadastro paftasının ölçekleri eşitlenip birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli ve komşu taşınmazların memleket haritasına göre konumu saptanıp gösterilmiş, 1958 tarihli memleket haritasında çekişmeli taşınmazın 363/A ile gösterilen 103100 m2 bölümünün yeşil renkli ormanlık alanda görüldüğünü, halen üzerinde eylemli olarak kayın, meşe, gürgen, mestane, titrek kavak cinsinden orman ağaçlarının bulunduğunu ve eğimin %20’nin üzerinde olması nedeniyle orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığını ve bu nedenle 115 Nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan ve eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen tahditte NALDÖKENTEPE IV DEVLET ORMANI olarak sınırlandırıldığını, ORMAN SAYILAN yerlerden olduğunu, yine aynı krokide 363/B harfiyle gösterilen 79500 m2 alanın ise; %10-12 eğimli olduğunu bu nedenle toprak muhafaza karakteri taşımadığını, üzerinde rüzgarın getirdiği tohumlama ile titrek kavak ve zeminde eğrelti otları, cistus ve böğürtlen bulunduğunu, 1958 tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafında beyaz renkli açık alanda görüldüğünü ve ORMAN SAYILMAYAN yerlerden olduğunu, kesinleşmeyen tahditte ise, P.III nolu poligon ile 2/B alanı olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını, taşınmazın 1954 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında K.sani 1306 tarih 132 numaralı 68925 m2 yüzölçümlü tapu kaydına dayanılarak gerçek kişiler adına tesbitinin yapıldığını, bu nedenle öncesinin dahi 4785 sayılı Yasaya göre devletleştirilen ve orman sayılan yerlerden olmadığını bildirmişlerse de taşınmaz doğu, batı, kuzey yönlerden memleket haritasına göre devlet ormanı ile çevrili olup, taşınmazın bu haliyle 6831 sayılı Yasanın 17/2. maddesine göre orman bütünlüğü içerisinde orman içi açıklığı sayılan yerlerden olup olmadığı ve hangi yönlerden tarım arazileriyle bütünlük arz ettiği bilimsel verilerle yeterli olarak tartışılmamıştır. Ayrıca çekişmeli taşınmazlara komşu olan 354, 359, 360, 361, 362, 364 ila 370 ve 371, 376 377, 378 parsellere ilişkin kadastro tespit tutanakları ile varsa revizyonu tapu ve vergi kayıtları getirtilerek yerel bilirkişi ve fen bilirkişi aracılığı ile uygulanıp çekişmeli taşınmaz yönünün bu kayıtlarda ne okuduğu sorulup saptanmamıştır. Uzman bilirkişi kurulu raporları ve yapılan araştırma bu haliyle taşınmazın memleket haritasındaki konumunu ve gerçek niteliğini belirlemede yetersiz olup, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz.
Ayrıca; 6831 sayılı Yasanın 11. maddesine göre; eldeki davada, yapılan orman kadastrosu ve 2/B uygulaması nedeniyle Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri
Bakanlığı), … yasal hasım konumundadır. Mahkemece bu husus gözardı edilerek Orman Genel Müdürlüğüne yönelik davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi de doğru değildir.
O halde; mahkemece (çekişmeli taşınmazın dayanak tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri), (dayanak tapu kaydının revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları), (komşu 354, 359, 360, 361, 362, 364 ila 370 ve 371, 376 377, 378 parsellere ilişkin kadastro tespit tutanakları ile varsa revizyonu olan dayanak tapu kayıtları ve vergi kayıtları), eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip usulüne uygun orman araştırması yapılması ve taşınmazın 6831 sayılı Yasanın 17/2. maddesine göre orman bütünlüğü içinde orman içi açıklığı sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra dava konusu 363 parselin (B ) ile gösterilen bölümünün orman içi açıklığı niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Genel arazi kadastro işlemi ise, 1954 yılında yapılmış, dava konusu taşınmazın çevresi çalılık olarak tapulama harici bırakılmıştır.
Mahkemece bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; hükmüne uyulan bozma ilamında çekişmeli taşınmazın dayanak tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri, dayanak tapu kaydının revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, komşu 354, 359, 360, 361, 362, 364 ila 370 ve 371, 376 377, 378 parsellere ilişkin kadastro tespit tutanakları ile varsa revizyonu olan dayanak tapu kayıtları ve vergi kayıtları, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtildikten sonra usulüne uygun orman araştırması yapılması gereğine değinilmiş, mahkemece eski tarihli hava fotoğrafı ile çevre taşınmazlara uygulanan tapu ve vergi kayıtları getirilmeden, çekişmeli taşınmazın dayanak tapu kaydı yapılan keşifte tam olarak uygulanmadan hüküm kurulmuştur. Eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm kurulamaz.
Bu nedenle; mahkemece, komşu 354, 359, 360, 361, 362, 364 ila 370 ve 371, 376 377, 378 parsellere ilişkin varsa revizyonu olan dayanak tapu kayıtları ve vergi kayıtları, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu fen elemanından oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaza ve çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yer üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafı ile memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafı ile memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli, yalnız büro
incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, çekişmeli taşınmaza uygulanan geldisi K.sani 1306 tarih 132 numaralı, 68925 m2 yüzölçümlü, sınırları “Cadde ve Ayıderesi Uçurumu ve çalılık ve dere” olan tapu kaydı keşifte yerel bilirkişi ve fen bilirkişi marifetiyle uygulanarak, gerekirse tapu kaydı sınırlarında belirtilen mevkiiler memleket haritası üzerinde bulunmalı, komşu parsel dayanakları uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; tapu kaydının mevki ve sınırlar itibariyle taşınmaza uyup uymadığı saptanmalı; uyuyor ise geçerli kapsamı tayin olunmalı; fen bilirkişi krokisi üzerine tapu kaydı sınırları kırmızı renkli kalemle gösterilerek keşfi izleme olanağı sağlanmalı, taşınmazın eski tarihli hava fotoğrafında ormanlık alanda kaldığı anlaşıldığı takdirde, %13 eğimli, 25-30 yıldır kullanılmayan, üzerinde yabani armut, elma ve kavaklık bulunan taşınmazın bütünüyle birlikte 6831 sayılı Yasanın 1. maddesinde anılan orman sayılan yerlerden olması nedeniyle 4785 sayılı Yasa kapsamında devletleştirilen yerlerden olup olmadığı ve eylemli durumu itibariyle 02 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosu ve 2/B madde Uygulaması Hakkındaki Yönetmeliğin, Vasıf Tayinine Esas Olacak Tanımlar başlıklı 20. maddesinde “Devlet Ormanlarına bitişik tapulu arazi üzerinde bulunan, birbirinin devamı niteliğinde ve gerçek bir bütünlük oluşturan, yüzölçümü bir bütün olarak üç hektarı geçen ağaç ve ağaççık topluluklarının bulunduğu yerlerin özel orman sayılacağı” belirtildiğinden özel orman sayılıp sayılmayacağı gözetilmeli, tapu kaydının uymadığı anlaşıldığı takdirde bu kez çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Yasanın 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklığı sayılan yerlerden olup olmadığı değerlendirilip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 01.12.2011 günü oybirliği ile karar verildi.