Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/9391 E. 2011/12874 K. 17.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9391
KARAR NO : 2011/12874
KARAR TARİHİ : 17.11.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : HAZİNE-…

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

4342 sayılı Mera Kanunu gereğince 2005 yılında yapılan mera tespiti sırasında … köyü 102 ada 1 parsel sayılı 30.603,44 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orta malı olarak tespit edilerek 30.04.2007 tarihinde özel sicile tescil edilmiştir. Davacı … Yönetimi, çekişmeli 101 ada 1, 102 ada 1 ve 105 ada 1 sayılı parsellerin yörede 2007 yılında yapılan orman kadastro çalışmasında orman sınırları içinde kaldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, her bir taşınmaza ilişkin daha önce tefrik edilmiş, sonra çekişmeli 102 ada 1 sayılı parsele ilişkin olarak yargılama yapılarak davanın reddine ve dava konusu 102 ada 1 sayılı parselin mera nitelikli arazi olarak Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün davacı … Yönetimi tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2009/16193 – 17924 sayılı 03.12.2009 günlü kararında özetle: “Dosya kapsamından, çekişmeli taşınmazın yörede 2005 yılında 4342 sayılı Mera Kanunu gereğince yapılan çalışmada mera olarak tespit edilerek sınırlandırıldığı ve 30.04.2007 tarihinde mera özel siciline kaydedildiği, yörede yapılan genel kadastro çalışmasının ise 19.12.2008 – 19.1.2009 tarihinde ilan edildiği ve eldeki davanın 19.01.2009 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Kadastro müdürlüğünün 18.02.2009 tarih 452 sayılı yazısı ile çekişmeli taşınmazın mera olarak özel siciline tescil edilmesi nedeniyle mera parselleri dışında kalan taşınmazların 3402 sayılı Yasa gereğince askı ilanının yapıldığı ve mera parselleri ile ilgili olarak kadastro tesbit tutanağı düzenlenmediği açıklanmaktadır. 3402 sayılı Yasanın 26/3. maddesi gereğince kadastro mahkemesinin yetkisi her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği tarihte başlamaktadır. Olayda, 4342 sayılı Mera Kanunu gereğince yapılan çalışma sonucunda kesinleşen mera parselleri ile ilgili olarak kadastro tesbit tutanağı düzenlenmeden aktarılmış olup, tescilli mera parseline yönelik olarak açılan eldeki davanın tapu iptali ve tescili davası niteliğinde bulunduğu dolayısı ile yetkili mahkemenin kadastro mahkemesi değil genel mahkeme olduğu, (her ne kadar kesinleşen orman kadastro çalışmasında orman sınırları içinde kalan taşınmazların tapu kaydı hukuki değerini yitirmekte ise de bu hususun genel mahkeme tarafından değerlendirilmesi gerekeceğinden) bu hususun kamu düzenine ilişkin olduğu ve her aşamada incelenebileceği anlaşılmakla, mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra dosya görevsizlik kararıyla asliye hukuk mahkemesine gönderilmiş, asliye hukuk hakimliğince; davanın reddine ve dava konusu … köyü 102 ada 1 nolu parselin tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Dava konusu 102 ada 1 nolu taşınmaz 2005 yılında 4342 sayılı Yasa uygulamaları sonucu mera niteliğiyle sınırlandırılmış, 89 yevmiye numarasıyla 30.04.2007 tarihinde özel siciline tescil edilmiştir. Bölgede, 03.10.2007’de kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Dava, taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı iddiasıyla açılmıştır. Her ne kadar taşınmaz 4342 sayılı Yasaya göre mera olarak kaydedilmişse de, bu sicil kaydına dayanarak davalılar tarafından açılan bir dava bulunmamaktadır. O halde davanın kesinleşen tahdide göre çözülmesi gerekir. Dosyanın yapılan incelenmesin de; uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu anlaşıldığından mahkemece davacı … Yönetiminin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı olduğu gibi hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 17/11/2011 günü oybirliği ile karar verildi.