YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9462
KARAR NO : 2011/9304
KARAR TARİHİ : 13.07.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … köyü 124 ada 3 ve 125 ada 3 parsel sayılı sırasıyla 7094,08 m² ve 12598,06 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliği ile davalı adına tesbit edilmiştir. Davacılar, taşınmazların kendilerine ait olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine ve dava konusu Diyarbakır ili, … ilçesi, … köyü, 124 ada 3 parsel ve 125 ada 3 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi davalı … adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parseller orman alanı dışında bırakılmıştır.
Yapılan incelemede, davacı tarafın birden fazla parsele karşı açtığı davada, mahkemece ayırma kararı verildikten sonra temyize konu dosya bakımından yapılan tensip ara kararı ile keşif günü belirlendiği ve tensip ile verilen bu keşif ara kararından davacı tarafın haberdar edilmediği gözlenmiştir. İddiasını ispat ile yükümlü bulunan davacıya ayırma kararından sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 28. maddesi hükmüne göre düzenlenen davetiye tebliğ edilmemiş, mahkemece davacı tarafa delilleri sorulup saptanmadığı gibi tensip ile alınan keşif ara kararından da haberdar edilmemiştir. Oysa; mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 28. maddesi hükmüne uygun biçimde meşruhatlı davetiye ile davacı taraftan tüm delillerinin istenmesi ve tarafların gösterdiği ve mahkemece toplanmasında lüzum görülen deliller toplandıktan sonra dosya keşfe hazır hale getirildikten sonra keşif yapılması gerekmektedir.
Anayasanın 36. maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Adil yargılama hakkı hak arama özgürlüğünün uygulamaya yönelik uzantısı niteliğinde olduğundan, davacı taraf haberdar edilmeden keşif ile delil toplanılması savunma ve iddia hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır.
Yasal ayrıcalıklar dışında yargılamayı yürüten hakim davanın taraflarını dinlemeden veya iddia ve savunmalarını yapmak üzere yasal şekil ve şartlara göre imkan tanımadan, delilleri toplayıp hüküm veremez (Anayasanın 36. ve H.Y.U.Y.’nın 73. maddeleri).
Bu nedenle, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 28. maddesi hükmüne uygun biçimde meşruhatlı olarak taraflara duruşma günü tebliğ ettirilip, iddiasını ispat ile yükümlü bulunan davacıya delillerini bildirmesine olanak verilerek, taraflarca gösterilen ve mahkemece lüzum görülen tüm deliller toplanıldıktan sonra özetle dosya keşfe hazır hale getirildikten sonra işin esasına girilmesi gerekirken, yukarıda belirtilen hususlar göz ardı edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Bozma nedenine göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazları incelenmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 13/07/2011 günü oybirliği ile karar verildi.