YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/957
KARAR NO : 2011/4748
KARAR TARİHİ : 20.04.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki mera sınırlamasının iptali davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, …. Köyü 446, 447, 450, 955 ve 957 sayılı parsellerin 1981 yılında kesinleşen arazi kadastrosu sırasında mera olarak sınırlandırıldığını, ancak gerçekte kesinleşen orman sınırı içinde kalan yerlerden olduğunu bildirerek orman niteliğiyle Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, herhangi bir keşif ve uygulama yapılmadan 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşmiş orman kadastrosuna göre tahdit içinde kalan taşınmazın mera sınırlamasının iptaline ilişkindir.
Genel arazi kadastrosu işlemi 12/02/1981 tarihinde kesinleşmiştir.
Mahkeme kararında isabet bulunmamaktadır.
Öncelikle yörede orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa ne zaman yapıldığı, kesinleşip kesinleşmediği araştırılmamıştır.
O halde, bu konular araştırılarak, orman kadastrosu yapılmış ve kesinleşmişse, kesinleşen bu çalışmaya ilişkin işe başlama, işi bitirme, çalışma ve ilan tutanakları ile kesinleşen orman kadastro haritası bulunduğu yerden getirtilmeli, yine 1981 yılında yapılan genel arazi kadastro paftası ilgili yerlerden istenip dosya keşfe hazır hale getirildikten sonra, bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla taşınmazlar başında keşif yapılarak, orman kadastro harita ve tutanakları ile genel arazi kadastro paftası bilirkişiler aracılıyla yöntemince ayrı ayrı yerine uygulanmalı, bu haritaların ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de orman kadastro haritaları ölçeğine çevrilip herbir uygulama kroki üzerinde ayrı renklerle gösterilmek suretiyle birbiri üzerine çakıştırılarak aplike edilmeli, çekişmeli taşınmazların konumunu gösterir şekilde orman kadastro hattı ile irtibatlı kroki çizdirilerek keşfin izlenip denetlenmesi olanağı sağlanmalıdır.
Bu şekilde yapılacak uygulama sonucu bilirkişiler tarafından düzenlenecek rapor ve krokide, çekişmeli taşınmazların arazi kadastrosundan önce yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığının anlaşılması halinde, genel arazi kadastrosu sırasında hata ile ikinci kere kadastrosu yapılıp mera olarak sınırlandırılmasının yolsuz olduğu,
766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y.nın 934- İsviçre 976) maddesi gereğince hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalılara hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan sınırlamanın iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu gözönünde bulundurulmalı; arazi kadastrosundan sonra yapılıp kesinleşen bir orman kadastrosu varsa, burada da davacı … Yönetimi kadastrodan önceki nedene değil, sonraki nedene dayandığından 3402 sayılı Yasanın 12/3. Maddesi hükümlerinin uygulanamayacağı düşünülmeli, işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 20/04/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.