YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9620
KARAR NO : 2011/10152
KARAR TARİHİ : 19.09.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi müdahiller Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 06.11.2006 gün ve 2006/5692-7036 sayılı bozma kararında özetle: “Kadastro sırasında 4862 ada 173 parsel sayılı 4471.67 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacılar, yasal süresi içinde tescil ilamı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında Hazine, zilyetlikle mülk edinme şartlarının davalı … davacı yararına oluşmadığı iddiasına dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacılar ile müdahil Hazine’nin davalarının reddine ve çekişmeli parselin tespit gibi davalı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ile müdühil Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, kamu yararına tahsis edilen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan veya yasalar gereğince Devlete intikal eden yerlerle ilgisinin olmadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Dosya içerisindeki bilgilerden ve Dairemizce incelenen komşu parsellerle ilgili dosyalardan aynı adada yer alan parseller hakkında davacıların aynı tescil ilamına dayanarak açtıkları çok sayıda davanın bulunduğu, ve bu davalara Hazine’nin taraflar yararına iktisap şartlarının oluşmadığı nedenine dayanarak müdahil olduğu belirlenmiş bulunmaktadır. Taşınmazların niteliğinin doğru olarak belirlenmesi, davacı tarafın dayanağını oluşturan Asliye Hukuk Mahkemesi ilamının kapsamının sağlıklı olarak tesbit edilmesi, yargılamanın kısa zamanda ve en az masrafla sonuçlandırılıp varılacak sonucun doğru olması için bu tür davaların birleştirilerek yürütülmesi gerekir. Mahkemece bu husus nazara alınmadan yargılama yapılıp davanın sonuçlandırılması doğru değildir. Sağlıklı sonuca varılabilmesi için, öncelikle aynı adada yer alan ve aynı nedene dayanılarak davaya konu edilen tüm taşınmazlarla ilgili dava dosyaları birleştirilmeli, bundan sonra birleştirilen taşınmazları kenardan çevreleyen komşu arazilerin onaylı tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle aynı yönteme göre tesbit edilecek taraf tanıkları, orman ve ziraat mühendisleri huzuruyla keşif icra edilmelidir. Taşınmazların başında icra edilecek keşif sırasında dayanılan Asliye Hukuk Mahkemesinin tescil ilamıyla diğer kayıtlar uygulanıp kapsamları belirlenmeli, dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmazın öncesinin orman, mer’a, yaylak veya kışlak olup olmadığı, taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ihyaya konu edilip edilmediği, imar ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği, etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, uzman ziraat mühendisi ve orman mühendisinden taşınmazların niteliğiyle ilgili olarak ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, beraberde götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan tescil ilamıyla diğer kayıtların kapsamı belirtir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan ve 4862 ada 151, 167, 176, 178, 179, 182, 184, 227, 228, 242 ve 243 sayılı parsellere ait dava dosyaları ile birleştirildikten sonra müdahil Orman Yönetimi ve Hazinenin davasının kısmen kabulüne, davacıların davasının reddine, dava konusu Üngüt Köyü, 4862 ada 182, 178, 228, 179, 151, 167, 242, 243, 184 ve 227 parseller ile 176 parselin (A) ile gösterilen 2703 m2, 173 parselin (A) ile gösterilen 3003.72 m2 bölümlerinin tespit gibi davalılar adlarına tapuya tesciline, 173 parselin (B) ile gösterilen 1467.95 m2 ile 176 parselin (B) ile gösterilen 561.80 m2’lik bölümünün Orman Yönetimi adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm müdahil Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 10.06.1997 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak davacı gerçek kişilerin davasının reddine, müdahil Orman Yönetiminin davasının kısmen kabulüne, müdahil Hazinenin davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; 6831 sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca orman olduğu saptanan 173 ve 176 sayılı parselin (B) ile gösterilen bölümlerinin bu niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, hüküm yerinde “ … davalı … adına tapuya tespit ve tesciline,” yine 242 sayılı parselin mera niteliği ile sınırlandırılarak özel siciline kaydedilmesine karar verilmesi gerekirken, tespit maliki adına tesciline denilmiş olması doğru değil ise de, bu hususlar hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasının ikinci parağraf ve ikinci ve üçüncü satırında yer alan “ … davalı … adına tapuya tespit ve tesciline,” cümlesi kaldırılarak, bunun yerine, “ .. orman niteliği ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline,” dördüncü paragrafta yer alan “242 sayılı parselin tespit maliki adına tesciline” cümlesi kaldırılarak yerine “4862 ada 242 sayılı parselin mera niteliği ile sınırlandırılarak özel siciline kaydedilmesine” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 19/09/2011 günü oybirliğiyle karar verildi