YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9785
KARAR NO : 2011/10272
KARAR TARİHİ : 20.09.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … ilçesi … köyü 646 parsel sayılı 46000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 184 tahrir nolu vergi kaydına istinaden tarla niteliğiyle davalılar murisi adına tesbit ve tescil edilmiştir. Davacı … Yönetimi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde belirtilen sürenin geçtiği gerekçesi ile davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetmi tarafından temyiz edilmiştir
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece, çekişmeli parselin kadastro tespitinin askı suretiyle ilanını takiben 5841 sayılı Yasanın 2. maddesi ile değişik 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ise de; 14/03/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Yasasının 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen “bu hüküm iddianın ve taşınmazın niteliği ile devlet yada diğer kamu tüzel kişilikleri olsa dahi tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” hükmü ve 5841 maddesindeki (Bu Kanunun 12’nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.) hükmü, Anayasa Mahkemesinin 12/5/2011 gün ve 2009/31-77 sayılı kararı ile İPTAL edilmiş olup, gerekçeli karar 23/07/2011 tarihli ve 28003 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Değinilen yönler gözetilerek, davacı Hazine tarafından çekişmeli taşınmazın, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasında bulunulduğu ve bu tür iddiaları içeren davalarda, yargısal uygulamada istikrar kazandığı üzere, 10 yıllık hak düşürücü süre ile bağlı kalınmaksızın her zaman dava açılabileceği gibi, hak düşürücü sürenin geçtiği de ileri sürülemeyeceğinden mahkemece bozma gerekleri yerine getirilerek toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı HAZİNE vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 20/09.2011 günü oybirliği ile karar verildi.