Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/9898 E. 2011/10699 K. 28.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9898
KARAR NO : 2011/10699
KARAR TARİHİ : 28.09.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 30.01.2003 gün ve 2002/2799 -2003/245 sayılı bozma kararında özetle: “Çekişmeli … köyü 220, 221 ve 223 sayılı parseller hakkında yapılan yargılama sonunda taşınmazların tespitine esas alınan tapu kayıtlarının taşınmazlara uymadığı gerekçesiyle karar verilmişse de tapu uygulamasının yöntemine uygun olmadığı, soyut beyanlara dayanıldığı, bu nedenle öncelikle K.Sani 310 tarih 9, Ağustos 289 yoklama 209, Ağustos 289 tarih 12, Şevval 275 tarih 253, Eylül 313 tarih 2 numaralı tapu kayıtlarının yöntemince uygulanması, kapsamının belirlenmesi, tapu kaydı taşınmazlara uyarsa miktarı kadar kısmın özel mülkiyete konu olabileceği, tapu uymazsa öncesi palamutluk olan ve sonradan zeytin ağaçları dikilen taşınmazın hiçbir şekilde zilyetlikle iktisap edilemeyeceği” açıklanmıştır. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra 28.11.2001 tarihli krokide (D) işaretli 53.750 m2 taşınmazın orman sınırı içine alınması işleminin kesinleştirilmesine ve orman niteliğiyle Hazine adına tesciline, 221 ve 223 sayılı parsellerle 220 parselde (C) ve (E) işaretli 229.200 m2 taşınmazın orman sınırı dışında bırakılmasına, 220 ve 221 sayılı parsellerdeki (A) ve (C) işaretli 100.000 m2 taşınmazın davacı ve davalı gerçek kişiler adına tesciline, 223 parselin zeytinlik niteliği ile Hazine adına tesciline, aynı krokide B (18.450 m2) ve E (166.050 m2) işaretli alanın zeytinlik niteliği ile Hazine adına tesciline, (B), (E) ve 223 sayılı parseller içinde kalan muhdesatın adına tescil kararı verilen gerçek kişiler …, …, …, …, …’a ait olduğunun kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine ve orman tahdidine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde yargılama sırasında 1985 yılında yapılıp kesinleşmeyen orman kadastrosu vardır.
Mahkemece bozma kararına uyulmakla birlikte bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki; öncelikle hükme esas alınan ve fen bilirkişi … tarafından hazırlandığı bildirilen 28.11.2001 tarihli bir rapordan sözedilmekteyse de, dosyada bu rapora rastlanamaması nedeniyle dairenin 23.06.2010 günlü geri çevirme kararıyla sözü edilen raporun gönderilmesi istenmiş, mahkemenin 01.07.2011 tarihli cevabi yazısıyla böyle bir raporun bulunmadığı bildirilmiştir. Gerek temyize konu kararın, gerekse daha önce dairenin 2002/2799 sayılı kararıyla bozulan kararın dayanağını oluşturan rapor dosyada bulunmadığından hüküm denetlenememektedir. Bundan ayrı; davacıların tutunduğu, çekişmeli taşınmazlara revizyon gören kayıtlardan ancak K.Sani 310 tarih 9, Ağustos 289 tarih 209 ve 212 , Eylül 1313 tarih 2 numaralı olanların terçümesi yaptırılmış, kadastro sırasında herhangi bir taşınmaza revizyon görmedikleri ve çekişmeli taşınmazlara “yaklaşık olarak” uydukları belirlenmiş, diğer Şevval 1275 tarih 253 numaralı tapu kaydının ve gittileri tercüme ettirilememiş, 220 ve 221
parsellerdeki (A) ve (C) işaretli 100 dönüm miktarındaki taşınmazın zilyedlik nedeniyle gerçek kişiler adına tesciline, 220 parselin güneyinde yer alan 53750 m2 yüzölçümlü taşınmazın ise eski tarihli resmi belgelere göre orman sayılan yer olması nedeniyle, orman niteliğiyle hazine adına tesciline karar verilmiştir. Hükme esas alınan uzman bilirkişi … Necdet Orcan tarafından hazırlanan rapora ekli 1957 tarihli memleket haritası kadastro paftası ile çakıştırılmadığından denetime elverişli değildir, 23.06.2010 günlü geri çevirme kararı üzerine hazırlanan ek rapora ekli Memleket Haritası da yine kadastro paftası ile çakıştırılmamış ve hangi yıla ait olduğu bildirilmemiş olmakla birlikte bu haritada çekişmeli taşınmazlar yeşil renkli zeytin rumuzlu bölümde işaretlenmiştir.
3402 sayılı Kadastro Yasasının 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ihya olarak kabul edilemez) ve imar ihyanın tamamlandığı tarihten, davanın açıldığı güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülen taşınmazların, Kadastro Yasasının 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile dava tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen Orijinal renkli memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen steoroskopik çift hava fotoğraflarının steoroskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi gerekir. Mahkemece böylesine bir araştırma yapılmamıştır.
O halde; mahkemece yeniden yapılacak keşifte, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ve dava tarihinden 15 – 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş steoroskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler dava konusu taşınmazlar ile çevresine uygulanıp, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar steoroskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, orman ya da 6831 sayılı Yasanın 17/2. maddesinde ifade edilen orman içi açıklık olup olmadığı belirlenmeli, orman değilse davacıların tutunduğu tapu kayıtları ilk geldisinden itibaren uygulanmalı, taşınmazlara uyup uymadığı, sınırlarının sabit olup olmadığı belirlenmeli, sınırlar fen bilirkişi raporunda gösterilerek keşfi izleme imkanı verilmeli, değişir sınırlar sözkonusu ise güney sınırda devlet ormanı bulunduğundan, 3402 sayılı Yasanın 20/c maddesine göre tapu kaydının yüzölçümü ile geçerli kapsamı belirlenmeli, kayıt miktar fazlası varsa zilyedlikle kazanılamayacağı, yine tapu kaydı uymuyorsa öncesi itibarıyla palamutluk olduğu ve sonra zeytin dikildiği bildirilen taşınmazın 6831 sayılı Yasanın 1/h maddesi kapsamında olmadığından zilyedlik yolu ile kazanılamayacağı düşünülmeli, böylece toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve davalı …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı …’a iadesine 28/09/2011 günü oybirliği ile karar verildi.