YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9981
KARAR NO : 2011/10256
KARAR TARİHİ : 20.09.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılardan … ve … ile davalılar Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 15/05/2008 gün ve 2008/5412-7534 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Dava orman kadastrosuna itiraz olarak açılmış, yargılama sırasında yapılan genel kadastroda dava konusu taşınmaz 212 ada 1 sayılı orman parseli içinde gösterilmiştir. Bu nedenle, fotogometri yöntemiyle düzenlenen kadastro pafta örneği getirtilerek taşınmaz hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlenip düzenlenmediği araştırılmalı, düzenlenmişse kadastro tutanağı aslı getirtilip dava dosyası ile birleştirilmesi, ormanların mülkiyeti Hazineye, intifa hakkı Orman Yönetimine ait olduğundan öncelikle Hazine davaya dahil edilerek husumet yayınlaştırılıp davada taraf oluşturulmalıdır. 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesinde “orman kadastro komisyonlarınca sınırlama ve 2. maddeye göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine karşı hak sahibi gerçek ve tüzel kişilerin altı aylık askı ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesinde itiraz edebilecekleri” hükmü bulunduğu, yasa metninde yazılı “hak sahibi” ya da “sahiplik” kavramının orman kadastrosunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan ve bu davada uygulanması gerekin 02.09.1986 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 20/j ve 21. maddeleri ile dava sırasında 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/j ve 24. maddesinde belirtildiği, herhangi bir belgeye dayanmayan ya da orman kadastro tutanağının düzenlendiği tarihe kadar 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı koşulları taşımayan davacı zilyetliğinin korunmaya değer ve yasada öngörülen “hak sahibi” olmaya ve dolayısıyla davacı kişiye orman kadastrosuna itiraz davası açma konusunda aktif davacı olma sıfatı vermeyeceği öncelikle düşünülerek buna göre inceleme ve araştırma yapılmalı, fotogometri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftası yerine uygulanarak bu paftanın düzenlendiği tarihte davacının zilyetliğini gösterir tasarruf çizgileri bulunup bulunmadığı belirlenmeli, davacının kullanımı bulunmuyorsa bu resmi belge karşısında başka bir araştırmaya gerek kalmadan davacının “hak sahibi” olmadığı, dolayısıyla aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmeli, davanın esasının incelenmesine karar verilmesi halinde mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmesi ve bilirkişilerin onayını taşıyan krokili, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır. Yukarıda belirtilen araştırmalar sonucunda taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenmesi ya da orman olmamakla birlikte zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığının ve davacının hak sahibi (orman kadastrosunun yapıldığı güne kadar 20 yıllık çekişmesiz-aralıksız malik gibi zilyetliğin bulunmaması) olmadığının belirlenmesi halinde davanın reddine, orman olmadığı ve arazi kadastro tespit tutanağının düzenlenmiş olması halinde zilyetlikle kazanılacak yerlerden olduğunun anlaşılması durumunda 3402 sayılı Yasanın 14 ve 17. maddelerinde yazılı koşulların davacı yararına oluşması halinde davanın kabulüne ve taşınmazın orman sınırı dışına çıkartılmasına karar verilerek yüzölçümü hanesi ve maliki boş olması gereken 212 ada 1 sayılı parsel hakkında sicil oluşturulmalıdır. Taşınmaz hakkında genel arazi kadastrosu sırasında kadastro tespit tutanağı düzenlenmediği, ancak 3402 sayılı Yasanın 22/5. maddesi gereğince kütüğe aktarılmak amacıyla kadastro paftası düzenlenip ada ve parsel numarası verildiğinin anlaşılması halinde tescil konusunda istek bulunmadığı gibi, bu konuda istek bulunsa dahi tesbit tutanağı düzenlenmeyen yerler hakkında Kadastro Mahkemesi görevli olmayıp, genel mahkemenin görevli olduğu düşünülerek sadece orman kadastrosuna itiraz konusunda karar verilmesi düşünülmelidir. Kabule göre de; dava dilekçesi ve dilekçeye ekli 15 Ocak 2005 günlü zilyetlik devir sözleşmesinde sınırları yazılı takriben 4000 m2 yüzölçümlü taşınmaz hakkında dava açıldığı, takriben 4000 m2 yüzölçümlü olan taşınmazın 10.600 m2 olamayacağı nazarı alınmadan H.Y.U.Y.’nın 74. maddesinde yazılı talebe bağlılık ilkesine aykırı olarak 10640.04 m2 alan için hüküm kurulması da doğru görülmediği” gereğine değinilmiştir.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 01/05/2008 gün ve 2008/4983-6745 sayılı, yine 01/05/2008 gün 2008/4980-6744 sayılı ve 10/07/2008 gün 2008/7572-10306 sayılı diğer bozma kararlarında özetle; “Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Dava, 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesi hükmüne göre altı aylık orman kadastrosuna itiraz olarak açılmış, yargılama sırasında yapılan genel kadastroda temyize konu taşınmazlar tesbit tutanağı düzenlenmeyen 3402 sayılı Yasanın 22/son maddesi gereğince kütüğe aktarılmak amacıyla 541 ada 1 parsel numarası verilen orman parseli içinde gösterildiği ifade edilerek yukarıdaki bozma ilamında sözü edildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılması gerektiği” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararlarına uyulduktan ve ayrı ayrı açılan davalar H.Y.U.Y.’nın 45. maddesi gereğince birleştirildikten sonra;
Birleşen 2008/254 Esas sayılı dosyada davacı …’in dava konusu ettiği ve Fen Bilirkişi … ’ın 09/06/2010 tarihli rapor ve eki krokide 2 rakamı ile gösterilen 5673,93 m2’lik taşınmazın orman içi açıklığı konumunda bulunduğu ve orman içi açıklıklarında zilyetlikle kazanılamayacağı gerekçesiyle reddine;
Birleşen 2008/261 Esas sayılı dosyada davacı …’in dava konusu ettiği ve krokide (A) harfi ile gösterilen 4933,68 m2’lik taşınmaza yönelik davasının kabulüne ve bu kısmın orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle kadastro tespitinin iptali ve (A) harfi ile gösterilen taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılmasına,
Birleşen 2008/252 Esas sayılı dosyada davacı …’in davasının kısmen kabul ile kısmen de reddine ve krokide (B1) harfi ile gösterilen 620,10 m2’lik taşınmaza yönelik davasının kabulüne ve bu kısmın orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle kadastro tespitinin iptali ile (B1) harfi ile gösterilen taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılmasına, krokide (B2) harfi ile gösterilen 293,46 m2’lik taşınmaza yönelik davasının ise taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle reddine, davacı …’in dava konusu ettiği ve önceki keşifte görev yapan Fen Bilirkişi …’ın 04/07/2007 tarihli rapor ve ekinde ki krokide (A) harfi ile gösterdiği 1868,58 m2’lik taşınmaz hakkında ki davanın mahkemenin 19/07/2007 tarihli kararı ile red edildiği ve bu bölüm hakkında ki hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği, bozmanın da bu kısım yönünden olmadığı gerekçesiyle bu taşınmaz yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 2008/244 Esas sayılı Asıl dosyada ise, davacı …’un dava konusu ettiği ve krokide (A1) harfi ile gösterilen 912,00 m2’lik bölüme yönelik davasının taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle, yine krokide (A2) ve (A3) harfleri ile gösterilen sırasıyla 4000,00 m2 ve 5728,04 m2’lik bölümlere yönelik davasının ise, davacının bu kısımlar yönünden orman kadastrosuna itiraz davası açması konusunda aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle reddine,
Davalı olmadığı halde sehven tutanak aslı gönderilen 212 ada 1, 225 ada 1, 214 ada 3 parsellere ilişkin kadastro tutanak asıllarının kadastro işlemlerinin olağan usulünce tamamlanması için Manavgat Kadastro Müdürlüğü’ne gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından krokide (A2) ile gösterilen 4000,00 m2’lik ve (A3) ile gösterilen 5728,04 m2’lik taşınmaz bölümlerine yönelik olarak, davacı … tarafından krokide (2) ile gösterilen 5673,93 m2’lik taşınmaz bölümüne yönelik olarak, davalı … Yönetimi ve Hazine tarafında ise krokide (A) ile gösterilen 4933,68 m2’lik bölüm ve (B1) ile gösterilen 620,10 m2’lik taşınmaz bölümlerine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık askı ilan süresi içinde açılan orman kadastrosuna itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 09.08.2006 tarihinde ilan edilerek kesinleşmeyen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması, 2007 yılında yapılan genel arazi kadastrosu vardır
1- Davacı …’un dava ettiği ve krokide (A2) ile gösterilen 4000,00 m2 ve (A3) ile gösterilen 5728,04 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 1958, 1981 ve 1986 tarihli hava fotoğrafları üzerinde uzman bilirkişi tarafından yapılan inceleme ve araştırmada taşınmazlar üzerinde davacının zilyetliğini gösterir tasarruf çizgileri bulunmadığı ve bu resmi belgeler karşısında davacının “hak sahibi” olmadığı, dolayısıyla aktif dava ehliyeti olmadığı anlaşıldığına göre davacı …’un yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı …’in dava ettiği ve krokide (2) ile gösterilen 5673,93 m2’lik taşınmazın 6831 sayılı Yasanın 17/2. madde hükmüne göre orman içi açıklık niteliğinde orman sayılan yerlerden olduğu ve bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılmasının zorunlu olduğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı …’in yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Davacı …’in dava ettiği krokide (B1) ile gösterilen 620,10 m2’lik taşınmazın ise, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve orman sayılmayan ve 1958, 1981 ve 1986 tarihli hava fotoğrafları üzerinde uzman bilirkişi tarafından yapılan inceleme ve araştırmada taşınmazlar üzerinde davacının zilyetliğini gösterir tasarruf çizgileri bulunduğu anlaşıldığına göre davalı Hazine ve Orman Yönetiminin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
4- Davalı Hazine ve Orman Yönetiminin davacı …’in dava ettiği kabule konu krokide (A) ile gösterilen 4933,68 m2’lik taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, krokide (A) ile gösterilen 4933,68 m2’lik çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesinden hareketle, davacı …’in davasının kabulüne karar verilmiş ise de, davacın dava ettiği taşınmazın, komşu olduğu 55 nolu orman içi poligonuyla beraber dört tarafı orman ile çevrili orman içi açıklık niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
6831 sayılı Yasanın 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğinde olduğu, gerek 26.05.1958 tarihli Orman Tahdit ve Tescil Talimatnamesinde gerekse 25.06.1970 günlü Resmi Gazetede yayımlanan 31.05.1970 gün ve 531 sıra no’lu Orman Tahdit ve Tescil Yönetmeliğinin 33/3 ve 19.08.1974 günlü Resmi Gazetede yayımlanan 25.07.1974 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 40/A ve 30.05.1984 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 30/1 ve 02.09.1986 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/1 ve 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/a maddesinde “… 6831 sayılı Yasanın 17. maddesinde yer alan orman içinde bulunan doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki veya bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren açıklıkların orman olarak sınırlandırılacağı” öngörülmüştür.
6831 sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (17/06/2004 gün ve 5192 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR]. Bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılması gerekir.
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar, özel mülke dönüşüp tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 ve gün 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün 1997/20-808/1039, 08.02.1999 gün 1999/7-22-43, 13.10.1999 gün 1999/8-689-822, 03.04.2002 gün 2002/8-230-261 ve 22.10.2003 gün 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşınmazların zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; orman içi açıklık ve boşluklar ile orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanlar, yasa gereği orman sayıldığı için, 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması öngörülmüştür. Bu tür yerler zilyetlik yolu ile kazanılamaz ve özel mülk olarak tescil edilemez.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek, davacı …’in davasının reddi gerekirken, dava konusu krokide (A) ile gösterilen 4933,68 m2’lik taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1- Yukarıda 1, 2 ve 3 numaralı bentlerde gösterilen nedenler ile davacı …, davacı … ve davalı … ve Hazinenin temyiz itirazlarının reddi ile davacı …’un dava ettiği ve krokide (A2) ile gösterilen 4000,00 m2 ve (A3) ile gösterilen 5728,04 m2; davacı …’in dava ettiği ve krokide (2) ile gösterilen 5673,93 m2’lik ve davacı …’in dava ettiği krokide (B1) ile gösterilen 620,10 m2’lik taşınmazlara yönelik hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının … ve …’e yükletilmesine,
2) Yukarıda 4. numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalı … Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile davacı …’in dava ettiği kabule konu krokide (A) ile gösterilen 4933,68 m2’lik taşınmaza yönelik hükmün BOZULMASINA 20/09/2011 günü oybirliği ile karar verildi.