Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/10039 E. 2013/873 K. 07.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10039
KARAR NO : 2013/873
KARAR TARİHİ : 07.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki mera komisyon kararının iptali. davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, … İlçesi, … Yaylası Mevkiinde bulunan 10918 ve 10919 parsel numaraları ile Demirli Serisi Devlet Ormanı II ve III niteliği ile Hazine adına tapuda kayıtlı taşınmazların bir bölümünün mera komisyonunca … Belediye Başkanlığına mera niteliği ile tahsis edildiklerinden, tahsis işleminin iptali istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, 06.05.2008 tarihli ek krokili bilirkişi raporunda (T1), (T2), (T3), (T4), (T5), (T6), (T7), (T8) harfleri ile işaretlenen toplam 201.406,73 m2 yüzölçümlü yere ilişkin mera tahsis kararının iptaline, bu bölüm orman niteliği ile Hazine adına tescilli olduğundan yeniden tescil kararı verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; davalılar Hazine ve … tarafından hükmün temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2009/2695 – 5575 sayılı ve 10.04.2009 günlü kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle: “Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki; hükme dayanak yapılan orman ve fen bilirkişi tarafından ortak yapılan hat uygulaması bir örneği dosyada bulunan tahdit haritasıyla uyumsuz olup mera tahsis haritası, kadastro paftası ve orman tahdit haritasının ölçekleri eşitlenerek çekişmeli taşınmazların bu haritalardaki konumu ayrı ayrı renklerle kadastro paftası üzerinde gösterilmemiştir. Diğer taraftan, yörede yapılan orman kadastrosuna ilişkin işe başlama, işi bitirme, çalışma ve sonuçları ilan tutanakları ile iptali istenen mera tahsis haritası dosya arasında bulunmamaktadır. Bu haliyle uzman bilirkişilerin orman tahdit haritası, tutanakları ve mera tahsis haritasını nasıl uyguladığı net olarak anlaşılamamaktadır.
O halde, öncelikle; çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman kadastrosuna ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilân tutanakları, iptali istenen mera tahsis haritası ve kadastro paftası bulundukları yerlerden getirtildikten sonra mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek iki mühendis ve bir harita mühendisinden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 02 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Kanunun 2/B maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar gözönünde
bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon, 2/B madde uygulaması, mera tahsis haritası ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazların orman kadastrosu, aplikasyon, 2/B madde haritası ve mera tahsis haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı ve çekişmeli taşınmazların (X) ve (Y) değerlerini gösterir şekilde koordinatlı müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmeli …” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu … 11074 numaralı mera parselinin 13.02.2012 günlü bilirkişi raporu ekindeki şekil – 4’te turuncu renkle gösterilen 17590,88 m²’lik bölümüne ilişkin mera tahsis kararının iptaline, bu bölüm daha önce orman niteliğiyle tescilli bulunduğundan yeniden tescil kararı verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, mera komisyon kararının iptali istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 1968 yapılıp kesinleşen orman kadastrosu vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince davanın kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesiyle 3402 sayılı Kanuna eklenen “kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” şeklindeki 36/A maddesi ve 17. maddesi ile eklenen “Bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” şeklindeki geçici 11. maddesi hükümleri gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 3 ve 4. bentdlerinin kaldırılarak, bunun yerine “6099 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.’nun 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA 07/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.