YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10098
KARAR NO : 2013/1467
KARAR TARİHİ : 19.02.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, asliye hukuk mahkemesine verdikleri 19/12/2003 tarihli dava dilekçelerinde, … Köyünde bulunan taşınmazların muris Halit Koçak’tan kaldığı iddiasıyla, tüm mirasçıların adlarına tescil kararı verilmesini istemişler, 2006 yılında çekişmeli taşınmazlara 112 ada 16, 17, 35 ve 36, 118 ada 28 ve 29, 103 ada 34 ve 35 parsel numarası verilerek tutanak düzenlenmesi üzerine, dosya kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Müdahiller, taşınmazların muris Halit ile aralarında düzenlenen 19/05/1998 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile kendilerine devredildiği iddiası ve adlarına tescile karar verilmesi istemiyle dava açmışlardır.
Mahkemece, 103 ada 34 ve 35 sayılı parsellerin 4/16’şar hissesinin müdahiller, 1/16’şar hissesinin davacılar adına,
112 ada 35 ve 36 sayılı parsellerin 1/2 hissesinin müdahil …, 1/2 hissesinin … adına,
112 ada 16 ve 17 sayılı parsellerin aynı şekilde 1/2’şer pay oranıyla … ve … adına,
118 ada 28 ve 29 sayılı parsellerin 1/2’şer pay oranıyla … ve … adına tapuya tesciline karar verilmiş; davalılar Orman Yönetimi, davacılar ve müdahiller vekilince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 24.02.2010 gün ve 19483 – 2231 sayılı kararıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararı özetle; “Mahkemece çekişmeli taşınmazların kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığı, 103 ada 34, 35 parseller yönünden, taşınmazların Aralık 1989 tarih 16 numaralı tapu kaydında 1/5 payının taraflar ortak murisi Halit Koçak adına kayıtlı olduğu, ölünceye kadar bakma sözleşmesi tarihi olan 1998 yılı ile tesbit tutanağının düzenlendiği 09.11.2006 tarihi arasında 3402 sayılı Kanunun 13/B-b maddesinde öngörülen 10 yıllık sürenin müdahiller lehine gerçekleşmediği gerekçesiyle davacı … müdahiller adına paylı olarak tesciline; 112 ada 35-36, 16-17 parseller yönünden Haziran 1998 tarih 5 ve 6 numaralı tapuda kayıtlı olduğu ve tapuda müdahillere satıldığı gerekçesiyle müdahiller adına; 118 ada 28 ve 29 parseller yönünden belgesizden tesbit gördüğü ve ölünceye kadar bakma sözleşmesine konu edildiği, sözleşme koşullarının yerine getirildiği gerekçesiyle yine müdahiller adına tapuya tesciline karar verilmişse de yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Şöyle ki; 19.12.2003 tarihinde sekiz parça taşınmaz hakkında açılan tescil davasının yargılaması sırasında asliye hukuk mahkemesinde yapılan 21.03.2006 tarihli keşif sonunda uzman bilirkişi … …, kesinleşen orman kadastro haritasının uygulamasına dayalı araştırma inceleme sonunda Ambarderesi mevkiindeki taşınmazın orman; Türbe ve Karşıtarla mevkiindeki taşınmazın 2/B sahasında kaldığını açıklamış, mahkemece, bu rapor esas alınarak sözü edilen üç parça taşınmazın zilyedliğe konu olamayacağı, … mevkiindeki taşınmazın tapusuz olduğu ve ölünceye kadar bakma sözleşmesi gereğince müdahillerin zilyedliğinde bulunduğu, diğer dört parça taşınmazın ise tapulu olduğu gerekçesiyle davacıların tescil istemlerinin reddine karar verilmiş, hüküm Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 09.11.2006 tarih 5510 – 6805 sayılı kararıyla onanmıştır. Ancak, hükmün kesinleşmesinden önce, yine 09.11.2006 tarihinde çekişmeli taşınmazlara kadastro tutanağı düzenlenmesi nedeniyle dosya kadastro mahkemesine aktarılmıştır.
Kadastro mahkemesince yapılan 20.04.2009 tarihli keşif sonucu uzman bilirkişi … tarafından hazırlanan raporda, taşınmazların tamamının kesinleşen orman ve 2/B sahaları dışında kaldığı, eski tarihli memleket haritasında orman sayılmayan, fındıklık niteliğinde olduklarının açıklanması üzerine (hava fotoğrafları incelenmeden), önceki uzman bilirkişi raporu ile çelişki olmasına rağmen bu çelişki giderilmeden ve tesbite esas alınan tapu kayıtları ilk geldisinden itibaren tüm gittileriyle getirtilip uygulanmadan, yine ölünceye kadar bakım sözleşmesine konu olan yerlerin hangi taşınmazlar olduğu tek tek belirlenmeden karar verilmiştir.
O halde; dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tesbit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile, yine en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile dava tarihinden 15 – 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş steroskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları ve orman kadastro haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, taşınmazın niteliği belirlenmeli, taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalı, taşınmazlardaki ağaçların yaşı, cinsi, dağılımı, kapalılık oranı belirlenmeli,eğimi % 12’den fazla olan (somut olayda % 15-20), maki cinsi ağaççıklarla kaplı, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan, çevresinde bulunan aynı karakterdeki Devlet ormanının devamı niteliğindeki yerlerin, 6831 sayılı Kanunun 1. maddesinin 2. fıkrasının (J) bendi gereğince orman sayılan yerlerden olması nedeniyle, 05.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26 (a) ve (j) ve 23/P maddesine göre de toprak muhafaza karakteri taşıyacağı ve bu tür yerler orman rejimine girdiğinden herhangi bir nedenle orman kadastro sınırlarının dışında bırakılmış olmalarının bu yerlerin orman olma niteliğini ortadan kaldırmayacağı ve 4999 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 7/1. maddesi gereğince herhangi bir nedenle sınırlama dışında kalmış orman olmaları nedeniyle her zaman orman sınırı içine alınabilecekleri gözönünde bulundurulmalıdır.
Bu şekilde yapılacak araştırma inceleme sonucu taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı saptanırsa ,bu kez revizyon gören tapu kayıtları ilk oluşumundan (Ağustos 1929 tarih 23 numaralı sicilden ) itibaren tüm gittileriyle, yine diğer tapu kaydının müsbite evrakı içinde bulunan asliye hukuk mahkemesinin 1987/248 – 1988/6 sayılı tescil kararı ve kararın dayanağı olan kroki ile birlikte getirtilip uygulanmalı, tapu kayıtları taşınmaza uymazsa ya da tescil krokisi kapsamı dışında kalan yerler varsa, öncesinin ne olduğu, imar ve ihya yapılmışsa, hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak saptanmalı, ölünceye kadar bakma sözleşmesine konu edilen taşınmazların hangileri olduğu belirlenmeli, sözleşmeye konu olmayan taşınmaz varsa bunların Halit Koçak mirasçıları arasında taksim edilip edilmediği açıklığa kavuşturulmalı, 3402 sayılı Kanunun 30/2. maddesi gereğince resen delil toplanarak ve elde edilecek delillerin tümü birarada değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.” şeklindedir
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, davacıların davasının KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,
Müdahillerin davasının KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,
… Köyü 112 ada 35, 36, 16 ve 17, 118 ada 28 ve 29 parsel sayılı taşınmazların 1/2 hissesinin …, 1/2 hissesinin … adlarına tapuya tescillerine,
… Köyü, 103 ada 34, 35 parsel sayılı taşınmazların 4/16’şar hisselerinin …, …, … adlarına, 1/16’şar hisselerinin …, … …, …, … … adlarına tapuya tecillerine karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Yörede 1948 yılında 3116 sayılı Kanuna göre 1975 yılında, 1744 sayılı Kanuna göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve … biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 19/02/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.