YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1021
KARAR NO : 2012/7333
KARAR TARİHİ : 15.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, 26.03.2009 tarihli dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği dava dışı ….. köyü, 146 sayılı parselin doğusundaki yaklaşık 7000 m2 yüzölçümündeki taşınmazı, 50 – 60 yıl önce imar, ihya ve malik sıfatıyla zilyet ettiğini, Hazine ile ilgisinin olmadığını iddia ederek, Medenî Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescili istemiyle dava açmıştır. Hazine ise, taşınmazın Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece; davanın reddine, Hazinenin tescil isteminin kabulüyle fen bilirkişi…..’ın 17.03.2011 günlü krokisinde (A) ile gösterilen 2456 m2 yüzölçmündeki taşınmazın tarla niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre, dava; genel kadastroda tapulama dışı bırakılan ve tapusuz olan taşınmazın, Medenî Yasanın 713. maddesi hükmüne göre tapuya tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, tesbit ve dava tarihinden önce 3116 sayılı Yasaya göre 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra yapılan 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 22.11.1974 tarihinde; aplikasyon ve 2896 sayılı Yasaya ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması, 30.09.1985 tarihinde; 3302 sayılı Yasaya ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması, 13.04.1992 tarihinde ilan edilmiş ve dava tarihinde kesinleşmiştir.
Genel arazi kadastrosu işlemi ise, 07.06.1963 tarihinde yapılmış; çekişmeli taşınmaz, bu işlemde, taşlık niteliğinde olduğu paftasına yazılmak suretiyle tapulama dışı bırakılmış; genel kadastronun sonuçları 17.11.1978 – 18.12.1978 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşmiş; kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir. Genel arazi kadastrosunda çekişmeli yer, paftasında tapulama harici olarak bırakılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın yörede 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi dışında bırakılmışsa da, 1952 yılında makiye ayrıldığı, 1978 yılında kesinleşen genel kadastroda tapulama dışı bırakıldığı, komşu dava dışı 146 sayılı parselin davacılar murisi …. adına tesbitinin 1993 yılında hükmen kesinleştiği, 1963 yılı memleket haritasında yeşil renkli çalılık sembollü alan olarak nitelendirildiği, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulun 30.04.2010 günlü ve 1/1 sayılı kararıyla, 27/1/2009 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6831 sayılı Orman Yasasına 5831 sayılı Yasanın 5. maddesi ile eklenen ek 10. madde hükmünün maki tespit komisyonlarınca 5653 sayılı Yasa uyarınca maki olarak tespit edilen yerlere de uygulanması gerektiğinin ve bunun sonucu olarak bu yerlerin tespit tarihinden itibaren imar – ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılmasına olanak bulunmadığının kabul edildiği gibi, çekişmeli taşınmazın 1993 yılı arazi kadastrosunda tapulama dışı bırakıldığı, komşusu olan dava dışı 146 sayılı parsel davacı … murisi … Öztürk adına tesbit edildiği halde, murisi ya da davacının çekişmeli taşınmazın tapulama dışı bırakılmasına itiraz etmeyip dava açmadıkları, bu nedenle, 1993 yılı itibariyle yararlarına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı, esasen kadastro dışı bırakma işleminin de kadastro işlemi olduğu, taşınmazın zilyetlikle edinilecek yerlerden olduğunu iddia eden tarafın, kadastronun yapıldığı 766 sayılı Yasa hükümlerine göre itiraz ederek niza çıkarmamakla, taşınmazın tapulama dışı bırakılmasına ilişkin kadastro işleminin kesinleştiği, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin ancak bu tarihten sonra başlayacağı, taşınmazın kadastro dışı bırakıldığı 1993 yılından davanın açıldığı tarihe kadar 20 yılık zamanaşımı zilyetliği süresinin dolmadığı hususları gözetilerek gerçek kişilerin tescil davasının reddine, Hazinenin tescil isteminin ise kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 15/05/2012 günü oybirliği ile karar verildi.