Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/10277 E. 2013/1485 K. 19.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10277
KARAR NO : 2013/1485
KARAR TARİHİ : 19.02.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 154 ada 3 ve 4 nolu sırayla 3937,95 m2 ve 20522,59 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, Salihli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/363 E. sayılı dosyasında ve kısmî ilânda Orman Yönetimi tarafından bu parsellere yönelik olarak kadastro mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Salihli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/363 E. sayılı dosyasında davacı … tarafından Hazine ve … aleyhine açılmış olan tescil davası kadastro mahkemesine devredilmiştir. Mahkemece, davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, çekişmeli 154 ada 3 ve 4 nolu parsellerin orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davacı gerçek kişinin davasının reddine, davacı … Yönetiminin davasının kabulüne ve 154 ada 3 ve 4 nolu parsellerin orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava orman kadastrosuna ve kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu, 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesi hükümlerine göre yapılmıştır.
1) Mahkeme hükmü davalı Hazine vekiline 01/06/2012 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi ise, 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.’nun 432. maddesinde öngörülen (15) günlük kanunî süre geçirildikten sonra Hazine vekili tarafından 20/06/2012 tarihinde verilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 Sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtayca da bu yolda karar verilebileceğinden, süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2) Her ne kadar mahkemece çekişmeli parsellerin orman sayılan yerlerden olduğuna karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hükme yeterli değildir. Şöyle ki; hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda, 1949 tarihli hava fotoğrafında, çekişmeli 154 ada 3 nolu parselin (A ve B) harfleri ile gösterilen bölümleri ile 4 nolu parselin (C2) ile gösterilen bölümünün, (C1) ile gösterilen bölümünün ise kısmen açıklık alanda tarla olarak kullanılan yer olarak gözüktüğü, kalan bölümlerin orman bitki örtüsüyle kaplı, ham orman toprağı olarak gözüktüğü, 1951 tarihli memleket haritasında ise 154 ada 3 nolu parselin (A ve B) harfleri ile gösterilen bölümleri ile 4 nolu parselin (A, C2 ve C3) harfleri ile gösterilen bölümlerinin yeşil renkli, yapraklı ağaç ve … rumuzlu alan içinde yer aldığı, 154 ada 4 nolu parselin (C1) ile gösterilen bölümünün beyaz renkli ve yapraklı ağaç rumuzlu alanlarda yer aldığı belirlenerek, taşınmazların hava fotoğrafına göre açıklık alanda görünen bölümlerinin orman toprağı özelliği gösterdiği belirtilerek orman sayılan yerlerden olduğu sonucuna varılmış, hava fotoğrafı ile bundan elde edilen memleket haritasındaki uyumsuzluğun nedeni açıklanmamıştır. Yine, devirden önce genel mahkemece yapılan keşif neticesinde alınan orman ve ziraî bilirkişi raporları ile hükme esas alınan bilirkişi raporları ve yerel bilirkişi beyanları çelişkilidir. Ayrıca, mahkemece; davacı … Yönetiminin kısmî ilânda davaya konu yaptığı ve taşınmazların güneyinde bulunan parseller hakkında tefrik kararı verilmiş ise de davalar arasında hukukî bağlantı bulunduğu halde, delillerin birlikte değerlendirilmesi gereği nazara alınmamıştır.
O halde mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ( Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01/06/1988 gün ve 31/13 E.K.; 14/03/1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13/06/1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03/03/2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, çekişmeli taşınmazlara komşu 154 ada 1 ve 2 nolu parseller gerçek kişiler adına kesinleştiğinden, dava konusu parsellerin orman içi açıklığı olmayacağı düşünülmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte, tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı, taşınmazlar üzerindeki ağaçların cinsi, yaşı, kim tarafından dikildiği, kapalılık oluşturup oluşturmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar (gerçek kişiler) yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davacı yanında, (murisler) yönünden de ilgili tapu ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanunun 03/07/2005 gün ve 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve bilirkişinin yetersiz raporuna dayanılarak … biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: 1)Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle, davalı Hazinenin temyiz dilekçesinin süre yönünden REDDİNE,
2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle, davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, yatırdığı temyiz harcının istek halinde iadesine 19.2.2013 günü oy birliği ile karar verilmiştir.