YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10635
KARAR NO : 2013/2021
KARAR TARİHİ : 28.02.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … müdahil Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 230 parsel sayılı 39200 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 72 nolu vergi kaydına dayanılarak … oğlu … adına tesbit edilmiştir.
Davacılar … ve … …, taşınmazın dedeleri … kaldığı, kendilerinin de hissesi bulunduğu iddiasıyla kadastro tesbitine itiraz ve dava etmişler; Hazine, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmış; Orman Yönetimi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla davaya müdahil olmuştur.
Tapulama mahkemesinin 24.12.1976 tarih ve 1955/152 E. – 1976/251 K. sayılı kararı ile 5602 sayılı Tapulama Kanunun 12. maddesinde taşınmazların hukukî durumlarının muhtar ve uç kişilik bilirkişinin bilgisine başvurularak belirlenmesinin gerektiğine işaret edilerek dava konusu 230 numaralı parselin tapulamasının tamamlanmamış sayılmasına karar verilmiş, müdahil Hazine vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 26.04.1983 gün ve 1983/5361 – 4141 sayılı kararı ile hüküm bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Tesbit tarihinde yürürlükte bulunan 5602 sayılı Kanuna göre tutanağın 2 bilirkişi tarafından imzalanmasının yeterli olduğu gibi tesbit tarihinden önce taşınmaz hakkında tescil davasının bulunduğu belirtilerek malikhanesinin açık bırakılmasının kabulünün gerektiği, mahkemece gerçek hak sahiplerinin belirlenmesinin gerektiği”ne değinilmiştir. Bozmadan sonra tesbit tutanağı tapulama müdürlüğüne gönderilerek 07.09.1983 tarihli tapulama tutanağı ile … mirasçıları … ve arkadaşları adına hisseli olarak tesbit edilmiştir.
Bozmadan sonra mahkemenin, davanın reddi ile taşınmazın tesbit gibi davalılar adına tapuya kayıt ve tesciline dair verdiği 17.02.2002 tarihli karar, Dairemizin 16.01.2007 gün 2006/17429 – 153 sayılı kararıyla; “Mahkemece eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planlarının ilgili yerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üçlü orman mühendisi ve fen memuru aracılığıyla yeniden keşif yapılmasının, toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresinin incelenmesi, kesinleşmiş orman kadastrosunun bulunmadığından orjinal-renkli memleket haritasının ölçeği kadastro pafta ölçeğine yine kadastro pafta ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra her iki harita komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmazın konumu ve çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri uygulamaya ve araştırmaya dayalı bilirkişi heyet raporunun alınmasına ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği “ne değinilerek bozulmuş.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davacı … müdahil Orman İdaresinin davalarının reddine, 230 numaralı parselin tesbit gibi tarla vasfıyla ve 224 itibariyle 19’ardan 152 hissesinin … kızı 1930 doğumlu …, … oğlu 1933 doğumlu …, … kızı 1935 doğumlu .. ve … oğlu 1947 doğumlu Küçük … adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm davacı … ile müdahil davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılmamıştır.
Dosya kapsamına, toplanan delillere ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen kişi kişiler yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu ve çekişmeli taşınmaza komşu 231 parselin tapulama mahkemesinin 1955/153 – 1959/268 sayılı kararıyla hükmen gerçek kişiler adına tapuya kayıt ve tescil edildiği anlaşıldığından mahkemece kurulan hükümde bir isebetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; kadastro tesbitine … ve … … itiraz etmiş olup, davada davacı sıfatında bulundukları halde, karar başlığında davacı olarak yer almamış olmaları doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, karar başlığına … ve … …’in davacı olarak yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.’nun 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 28/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.