Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/10636 E. 2013/2016 K. 28.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10636
KARAR NO : 2013/2016
KARAR TARİHİ : 28.02.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ile davalılar … ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar … ve … vekili, Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu 04/05/1988 tarihli dilekçesiyle, … Mahallesi ve 7 Mart Mahallesi hudutları içerisinde bulunan … Deresi Mevkiinde kain ihtilaf konusu arazisi hudutları itibariyle Doğusu; … yolu, Batısı; … Derdesi, Kuzeyi; … tarlası ve Harnuplukeli, Güneyi; …, Yol ve … … tarlası ile … taşınmazı davacıların müşterek murisleri … … ve … …’a ait olduğunu ölümleri ile mirasçılarına intikal ettiğini, bunun dışında müvekkilleri tarafından imar – ihya edilen bölümlerinde bulunduğunu, dava konusu taşınmaz ve civarlarının müvekkillerinin murisleri … … mirasçıları ile … ve … … mirasçıları arasında mülkiyet açısından ihtilafa konu olduğunu ihtilaflarının Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesinin 12/06/1958 tarih ve 1957/490 – 1958/329 Esas karar sayılı kararı ile ihtilafın sulh yoluyla çözümlenerek niza konusu taşınmazın 1/2 hissesinin … … mirasçılarına, 1/4 hissesinin … … mirasçılarına, 1/4 hissesininde … mirasçılarına bırakılmış ve düzenlenen 30/10/1957 tarihli krokide de bu durumun gösterildiğini, ancak; ihtilafa teşkil eden diğer bir kısmını teşkil eden davanın ise Kadirli Belediye Başkanlığı, Kadirli Mal Müdürlüğü ve müvekkilleri ile başkaca şahısların da davalı olarak bulunduğu men’i müdahale davasının ise Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesinin 23/01/1987 tarih ve 1969/13 – 1987/42 Esas karar sayılı kararı ile karara bağılandığını halen bu dosyanın Yargıtay aşamasında olduğunu, dilekçelerinde dava konusu ettikleri taşınmazların 1969/13 Esas sayılı dava dışında bulunduğunu, bu taşınmazların para ve emek sarf edilerek imar – ihya edildiğini, müvekkillerinin ve murislerinin zilyletliklerinin ise 60 – 70 yıldan bu yana müvekkillerinin ve ve müvekkillerinin murislerinin hüsnüniyetle zilyet ve tasarruf ettiklerini, müvekkillerinin dava konusu taşınmazlara ait 1936 tarih ve 17 tahrir numaralı vergi kayıtlarının ve 1980 yılından önceki yıllara ait vergi kayıtlarının bulunduğunu, dava konusu taşınmazlar üzerinde Belediye Başkanlığının bu yerler üzerinde hiç bir nedenle zilyet ve tasarrufunun olmadığı gibi mülkiyetini belirleyecek her hangi bir vesikasının da bulunmadığını, Orman İdaresinin ise 6831 sayılı Orman Kanunun 1744 sayılı Kanunla değişik 2. maddesi uygulaması ile görevli 5/1 nolu Orman Kadastro Ekibinin gerekli incelemeleri yaparak 04/11/1977 tarihli tutanakla Kadirli Belediye hudutlarında Devlet ormanı bulunmadığının yazılı vesikaya bağlandığını, bu nedenlerle davalarının kabulü ile dilekçelerinde hudutları yazılı taşınmazlardan davalılarının haksız ve yersiz tecavüzlerinin men’ine karar verilmesini talebiyle dava açmıştır. Yargılama sırasında genel arazi kadastrosu yapılmış ve asliye hukuk mahkemesince dava dosyası görevsizlik kararıyla kadastro mahkemesine gönderilmiştir.
Kadastro sırasında 7 Mart Mahallesi 314 ada 10 parsel sayılı 7359,29 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tarla niteliğiyle, 314 ada 27 parsel sayılı 13417,24 m2 yüzölçümündeki taşınmaz fundalık niteliğiyle asliye hukuk mahkemesinde davalı olduğundan malik haneleri boş bırakılmak suretiyle sınırlandırılmıştır. Hazine, 314 ada 10 parselin imar ve ihya ile iktisabı mümkün olmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Orman Yönetimi 06.10.2010 tarihli dilekçesiyle davaya müdahil olmuş ve taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğundan orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davacı Hazinenin ve davacı şahısların davasının reddine, müdahil Orman Yönetiminin davasının kabulüyle, 314 ada 10 ve 314 ada 27 numaralı parsellerin tesbitlerinin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş; davacı Hazine ile davalılar … ve … tarafından hüküm temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde yargılama sırasında 1994 – 1996 tarihlerinde orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması yapılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman bilirkişi kurulu tarafından tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada, çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığından mahkemece davanın kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; … ve … vekili tarafından Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.03.1989 tarih ve 1988/307 – 1989/139 E. K. sayılı dosyasıyla zilyetliği dayanarak tescil davası açıldığı ve bu dava dosyasının görevsizlik kararıyla kadastro mahkemesine gönderildiği anlaşıldığından, … ve … ‘ın davada davacı sıfatını da alması gerekirken, karar başlığında sadece davalı olarak gösterilmesi ve 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesi ile 3402 sayılı Kanunun 36. maddesine eklenen (a) fıkrası ile kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu hususlar hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple,
1) … ve …’ın karar başlığında davacı olarak da isimlerinin yazılmasına,
2) Hükmün 3. ve 4. bentlerinin kaldırılarak, bunun yerine “6099 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanunun 36. maddesine eklenen (a) fıkrası gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.U.MK.’nun 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesi gereğince davalı gerçek kişilerden onama harcı alınmasına yer olmadığına ve yatırdıkları temyiz harcının istek halinde iadesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 28/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.