Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/10803 E. 2013/4433 K. 15.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10803
KARAR NO : 2013/4433
KARAR TARİHİ : 15.04.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü, 312 ada 19 parsel sayılı 4742,72 m² yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı …; ırsen intikal, paylaşım ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli taşınmazın adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığı, davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptal edilerek davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; davalı Hazine vekilinin hükmü temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 23/12/2009 tarih ve 2009/8917 – 19345 sayılı kararı ile hüküm bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Mahkemece yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hükme yeterli olmadığı, hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın 20/03/2002 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığı, orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmış ise de, çekişmeli taşınmazın eski tarihli memleket haritası ile 1980 – 1985’li yıllara ait memleket haritası ve aynı tarihli hava fotoğraflarındaki konumları belirlenmediği, davacı kişi, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak, zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu iddiası ile dava açtığına göre, dava konusu taşınmazın yalnızca kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kalması yeterli olmayıp zilyetlikle kazanılma koşullarının bulunup bulunmadığının ve ayrıca 4999 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 7. maddesi gereğince herhangi bir nedenle orman sınırları dışında bırakılmış orman olup olmadığının da araştırılması ve Kadastro Kanunun 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile kadastro tespit tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip kesin olarak belirlenmesi gerektiği belirtilerek, yani bir başka ifadeyle usulüne uygun olarak orman araştırması yapılması ve imar-ihya suretiyle zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması gerektiği”ne değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne ve dava konusu … Köyü, 312 ada 19 parsel sayılı taşınmazın kadastro tesbitinin iptali ile taşınmazın 27.03.2012 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 1247,83 m² yüzölçümündeki bölümünün 312 ada 19 parsel sayısı ve orman vasfıyla Hazine adına, aynı krokide (B), (C) ve (G) harfleri ile gösterilen toplam 1105,17 m² yüzölçümündeki bölümlerin son parsel sayısı ve çalılık, taşlı ve ham toprak niteliğiyle Hazine adına, aynı krokide (F) harfi ile gösterilen 324,30 m² yüzölçümündeki bölümün son parsel sayısı ve çalılık, taşlık, ham toprak vasfıyla Hazine adına, aynı krokide (D) ve (E) harfleri ile gösterilen toplam 2065,42 m² yüzölçümündeki bölümlerin son parsel sayısı ve tarla niteliğiyle davacı gerçek kişi adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 20.03.2002 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, toplanan delillere ve kararın dayandığı gerekçeye göre, mahkemece, davacı gerçek kişinin davasının kısmen kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; hâkim, tarafların talep sonuçları ile bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez (HMK. madde 26/l) ve iki taraftan birinin talebi olmaksızın re’sen bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamaz (HMK.md.24/l). Somut olayda, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın adına tescili istemiyle dava açan davacı gerçek kişinin davası taşınmazın krokide (A), (B), (C), (G), (F) bölümleri yönünden reddedildiğine ve Hazine veya Orman Yönetimi tarafından taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açılan bir dava da olmadığına göre, taşınmazın redde konu bölümlerinin kadastro tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, HMK’nun 24 ve 26. maddelerine aykırı bir şekilde, re ’sen alınan kararla kısmen orman, kısmen de taşlık ve çalılık vasfıyla tapuya tesciline karar verilmesi isabetsizdir. Ancak, belirtilen bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasının, ikinci bendinin alt (a), (b) ve (c) bentleri hükümden tamamen çıkartılarak, yerine “Dava konusu 312 ada 19 parsel sayılı taşınmazın 27.03.2012 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) ile gösterilen 1247,83 m² bölümü ile (B), (C), (G) ile gösterilen toplam 1105,17 m² yüzölçümündeki bölümlerinin 312 ada 19 parsel sayısıyla, aynı krokide (F) ile gösterilen 324,30 m² yüzölçümündeki bölümünün ise son parsel sayısıyla kadastro tesbiti gibi tapuya kayıt ve tesciline” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla HUMK’nun 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 15/04/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.