Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/10933 E. 2012/13486 K. 28.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10933
KARAR NO : 2012/13486
KARAR TARİHİ : 28.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 29.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar … ve arkadaşları tarafından istenilmekle, tayin olunan 06.12.2011 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden davalı … ve arkadaşları vekili Avukat … ile karşı taraftan Hazine vekili Avukat … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. … karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar … oğlu … mirasçıları … ve … oğlu … mirasçıları … ve arkadaşları, 07.05.1999 tarihli dilekçeleriyle davalılar Hazine, Köy tüzel kişiliği ve Orman Yönetimi aleyhine ortak muris … oğlu … adına kayıtlı 38, 39 ve 40 yazım numaralı vergi kaydı kapsamındaki üç parça taşınmazdan; 38 yazım numaralı vergi kapsamında kalan yerin miras payı olarak … ‘ün diğer mirasçıları … , …, … ve buradan hisse alan …’a ait olduğu, 39 yazım numaralı vergi kaydı kapsamında kalan yerin ise … oğlu … eşi … tarafından davacıların murisi … ve … ‘e satıldığı ve alıcıların mirasçılar tarafından zilyet edildiği, 40 yazım numaralı vergi kaydının … oğlu … mirasçıları … ve … ‘a kalıp sonra mirasçıları tarafından kullanılan yerlerin Medenî Kanunun 713. maddesine göre adlarına tescili istemiyle dava açmışlar, davanın kabulüne ilişkin mahkemenin 29.12.2004 gün ve 1999/430 – 1045 sayılı kararının, Orman Yönetimi, Hazine, … ve arkadaşları tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 07.05.2001 gün ve 31.1.2011 gün ve 2005/6917 – 493 sayılı kararında özetle; “tescili istenen taşınmazların 1974 yılında yapılan genel kadastroda orman niteliğinde olduğundan tesbit dışı bırakıldığı 1979 yılında yapılan orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakıldığı, davacılar … ve arkadaşlarının çekişmeli taşınmazın bir bölümünün ortak muris …’den kaldığı yönünde ihtilaf bulunmadığı, taşınmazın diğer bölümlerinin ise üçüncü kişilerden satın aldıklarını iddia ettiklerine göre …’den kalan taşınmazların taksim edildiği ve diğer bölümlerinin ise üçüncü kişilerden satın alındığı yönün ispatlanması gerektiği, taksimin kadastrodan önce yapıldığı iddia edildiğine göre, tapusuz olan taşınmazın taksiminin her türlü delil ile ispatlanabileceği, mahkemece bu yönde yapılan araştırmanın yetersiz olduğu, taksimin varlığının yöntemince araştırılması, pay satış senetlerinin zemine uygulanması, geçerliliğinin tartışılıp değerlendirilmesi, Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazları açısından, dosya kapsamına, dava evresi ile yargılama tutanakları içeriğine göre,
Hazine ve Orman Yönetiminin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, ancak tapusuz taşınmazın tescili istendiğine göre, taşınmazın bir bölümünün karayolu altında kalması nedeniyle mülkiyetin tesbitine karar verildiğine göre T.M.K nun 713/1 maddesi gereğince davanın Karayolları Genel Müdürlüğüne yönlendirilmesi, orman araştırmasının yetersiz olduğu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olması olgusu ile sonradan orman sınırları dışına çıkarılması olgusunun farklı olduğu, orman sınırıları dışına çıkarılan taşınmazın, ancak çıkarma tarihinden itibaren zilyetlikle edinilebileceği, bu nedenle yeniden yapılacak keşifte orman kadastro tutanakları ile haritası uygulanarak taşınmazın orman sınırları dışına mı çıkarıldığı yoksa hiç orman sayılmayan yerlerden mi olduğu hususunun araştırılması, uygulanan vergi kayıtlarının değişebilir nitelikte sınır içermesi nedeniyle kayıt miktar fazlası yönünden 3420 sayılı Kanunun 14. maddesindeki kısıtlamaların araştırılması, elbirliği mülkiyetinde, maliklerin hepsinin tek kişi gibi, 100 dönüm kısıtlamasına tabi olduğu”na değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan araştırma ve inceleme sonunda bu kez davanın KABULÜNE, 16.11.2009 tarihli müşterek bilirkişi rapor ve krokisinde (A1) işaretli 3808,43 m2, (1/E) işaretli 10658,43 m2, (6/A-1) işaretli 4.929,25 m2, (6/A-2) işaretli 30.061,97 m2, (6/B-2) işaretli 201,36 m2, (8/1) işaretli 29.201,62 m2, (5/1) işaretli 20.000,25 m2 ve (5/2) işaretli 6.250,11 m2 miktarındaki toplam 104.811,42 m2 miktarındaki taşınmaz bölümlerinin 08.07.2004 gün ve 2004/798-900 sayılı verasetin iptali kararında belirtilen payları oranında elbirliği mülkiyet hükümlerine göre tapuya tesciline, 16.11.2009 günlü raporda belirtilen ve ekli krokide kırmızı işaretli (1/B) işaretli 4.973,69 m2, (1/C) ile gösterilen 18.670,00 m2, (1/D) ile gösterilen 697,00 m2, (1/F) ile gösterilen 835,39 m2, (6/B-1) ile gösterilen 390,77 m2 ve (6/C-1) ile gösterilen 5.309,35 m2 ve (6/C-2) ile gösterilen 4.312,94 m2 bölümlerin otoyol kamulaştırma sahası içinde kaldığından 35.189,14 m2 miktarındaki taşınmaz kısımlarının … 5. Sulh Hukuk Mahkemesince düzenlenen 08.07.2004 gün ve 2004/798-900 sayılı verasetin iptali kararında belirtilen mirasçıları adına mülkiyet haklarının tesbitine, aynı krokide (8/2) ile gösterilen 32130 m2 bölümün miktar fazlası olarak Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi Hazine ve … mirasçıları … ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 09.01.1989 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Cırtman Köyünde genel arazi kadastro işlemi 1977 yılında yapılıp 22.03.1977 ilâ 22.04.1977 tarihleri arasında ilân edilmiş, çekişmeli parsel bu işlemde kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı için tapulama dışı bırakılmıştır.
1) Mahkemece gerçek kişiler adına tesciline ve karayolu kamulaştırma sahası içinde kaldığı için mülkiyetin tesbitine karar verilen tüm bölümlerin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, mülkiyetin davacılara ait olduğunun tesbitine ve davacı gerçek kişiler adına tesciline karar verilen kuru tarım alanı niteliğindeki bölümlerin 150 dönümü geçmediği, 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde zilyetlikle edinilebilecek yerlerin kuru yerlerde toplam 100 dekar olduğu, davacıların toplam 50 dekar yüzölçümünde vergi kayıtlarının bulunduğu, bu bölümler için davacı gerçek kişiler yararına, kadastro dışı bırakıldıkları 1977 yılından dava tarihine ve karayolu kamulaştırma sahası içinde kalan bölümleri için kamulaştırma tarihi itibariyle davacı gerçek kişiler yararına kazandırıcı zamanaşamı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gözetilerek, davalarının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, Hazine ve Orman Yönetiminin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Davacılar … ve arkadaşlarının paya ilişkin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece tesbit ve tescile karar verilen çekişmeli taşınmazların davacıların tutunduğu 38, 39 ve 40 yazım numaralı vergi kayıtları kapsamında kaldığı ve tamamının ortak muris … oğlu …’den geldiği, … oğlu …’nin mirasının paylaşılmadığı kabul edilerek, taşınmazların tümünün … oğlu … mirasçıları adına tesciline karar verilmiştir.
Ne var ki; yerel bilirkişi ve tanık beyanları, dosyadaki vergi kayıtları ve noter senetlerinden ve bu kayıtların uygulanmasına dayalı bilirkişi rapor ve krokilerinden, … bilirkişi krokisine 16.11.2009 tarihli müşterek imzalı bilirkişi rapor ve krokilerinde (5-1) ile gösterilen 20.000,25 m2 ve (5 ve 2) ile gösterilen 6.250,11 m2 yüzölçümündeki bölümlerin 38 tahrir numaralı vergi kaydı, (1 /A, 1/B, 1/C, 1/D, 1/E ve 1/F) ile gösterilen sırasıyla 3.808,43 m2, 4.973,69 m2, 18.670,00 m2 , 697,00 m2, 10.658,43 m2 ve 835,39 m2 yüzölçümündeki bölümlerin 40 yazım numaralı vergi kaydı kapsamında kaldığı, 38 ve 40 yazım numaralı vergi kaydı kapsamında kalan bölümlerin … Oğlu … tarafından zilyet edilirken mirasçılarına kaldığı, halen mirasçılarının kullanımında olduğu, taksim edilmediği ancak, … mirasçılarından …’in payını 18.03.1988 tarihinde yine mirasçılardan …’ın satın aldığı, aynı bilirkişi krokisinde (6) [bu bölüm A1, A2, B1, B2, C1 ve C2 ile gösterilen sırasıyla 4.529,25 m2, 30.061,97 m2, 390,77 m2, 201,36 m2, 5.309,35 m2 ve 4.312,94 m2 yüzölçümündeki bölümlerden oluşmaktadır] ve (8/1) ile gösterilen 29.201,62 m2 yüzölçümündeki bölümlerin 39 yazım numaralı vergi kaydı kapsamında … oğlu … karısı … zilyetliğindeyken 22.03.1943 tarih ve 767 yevmiye numaralı noter senedi ile … oğlu … mirasçıları … ile … ‘e satıldığı ve halen … mirasçıları … ve arkadaşları ile … mirasçıları … ve arkadaşlarının zilyetliğinde olduğu, dava konusu taşınmazlar için vergi kaydı ile zilyet edenler yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu, bu taşınmazlardan bir bölümünün karayolu kamulaştırma sahasında kaldığı saptanmıştır.
Belirlenen bu duruma göre, tapuda kayıtlı olmayan gayrimenkullerin zilyetliğinin devrinde, menkul satışına ilişkin hükümlerin uygulanacağı, bu nedenle noter senedi ile satışın zilyetliği de devredilmek suretiyle mümkün olduğu, mirasçılar arasındaki pay satışlarına değer verileceği, karayolu kamulaştırma sahası içinde kalan taşınmazların, kamulaştırma ile karayolu olduğundan tapuya kayıt edilemeyeceği, bu bölümlerin mülkiyetinin yararına zilyetlik koşulları oluşanlara ait olduğunun tesbitine karar verilebileceği gözetilerek, 38 ve 40 yazım numaralı vergi kaydı ile zilyet edilen taşınmazlardaki, … oğlu … Mirasçısı … payının, … mirasçısı … mirasçısı olan … adına, 39 yazım numaralı vergi kaydı kapsamındaki yerlerin de … oğlu … eşi … ‘den satın alan … oğlu … mirasçısı 14.06.1974 tarihinde ölen … mirasçıları ve … oğlu …’nin mirasçısı olup, 28.12.1985 tarihinde ölen … mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, tüm taşınmazların … oğlu …’den geldiği ve paylaşılmadığı kabul edilerek, … mirasçılarının tümü adına tesciline karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle Hazine ve Orman Yönetiminin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle … mirasçıları … ve arkadaşlarının temyiz itirazların kabulü ile hükmün BOZULMASINA, her ne kadar temyiz itirazları kabul edilen … ve arkadaşları, Yargıtay’da kendini avukat ile temsil ettirmişlerse de, Hazine ve Orman Yönetimi kanunî hasım olduğundan, aleyhlerine avukatlık ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, Yargıtaydaki duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir edilen 825,00.- TL avukatlık ücretinin … Yeter, … , … , … ve … ‘dan alınarak davacılar … ve diğerlerine verilmesine 28.11.2012 günü oy birliği ile karar verildi.