YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11163
KARAR NO : 2013/1107
KARAR TARİHİ : 11.02.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, tapu kaydına dayanarak yörede 2008 yılında ilk kez yapılan ve 25.08.2008 tarihinde ilân edilen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması sırasında … Beldesi … mevkiinde bulunan taşınmazın orman sınırı içine alınması işleminin yanlış olduğunu belirterek, bu yere ait sınırlamanın iptalini istemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile dava konusu (T) ile işaretli 8758,157 m2’lik bölümün orman sınırları dışına çıkartılmasına karar verilmiş, hükmün Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2010/15580 – 2011/1149 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; [Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 766 sayılı Kanun hükümlerine göre 1976 yılında yapılan genel arazi kadastro çalışmasında orman niteliğindeki yerler hakkında ne gibi işlem yapılaması gerektiğini gösteren o tarihte yürürlükte bulunan 228 sayılı genelge hükümlerine göre yapılan işleme ilişkin belge ve tutanaklar Kadastro Müdürlüğünden getirtilerek dosyaya eklenmeli; keza, 6831 sayılı Kanunun 11/1. maddesinde “orman kadastro komisyonlarınca sınırlama ve 2. maddeye göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine karşı “ …. hak sahibi gerçek ve tüzel kişilerin altı aylık askı ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde itiraz edebileceklerinin “ belirtildiği, kanun metninde geçen “hak sahibi” ya da “sahiplik” kavramından ne anlaşılması gerektiği, orman kadastrosunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/j ve 24. maddesinde açıklandığı, herhangi bir belgeye dayanmayan ya da orman kadastro tutanağının düzenlendiği tarihe kadar 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı koşulları taşımayan davacı zilyetliğinin korunmaya değer, kanunda ve yönetmelikte öngörülen “hak sahibi” olma ve dolayısıyla davacı kişiye orman kadastrosuna itiraz davası açma konusunda aktif davacı olma sıfatı verip vermeyeceği gözönünde bulundurulması] gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve davacının hak sahipliğini ispat için ibraz ettiği tapu kaydı maliki … ile gerekli irtibatı sağlayamadığı gibi esasen
davacının babasının halen sağ olması nedeniyle aktif dava ehliyetinin de bulunmadığı belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 11.02.2013 gününde oy birliği ile karar verildi.