Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/11380 E. 2013/1582 K. 19.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11380
KARAR NO : 2013/1582
KARAR TARİHİ : 19.02.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 129 ada 11 parsel sayılı 0564.93 m2 yüzölçümündeki kayısı bahçesi niteliğindeki taşınmaz, Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı …, taşınmazın ziraat arazisi olduğunu belirterek, tesbitin iptali ile 1/3 hisse oranında … ve Hacı … Kalkan adlarına tesbit edilen 128 ada 12 parsel ile birlikte tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi talebiyle dava açmış, mahkemece, davanın kabulüne, 129 ada 11 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına olan tesbitinin iptali ile … ve … oğlu … 01.05.1956 doğumlu davacı … adına tesbiti ile bu şekilde tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamına ve kararın dayandığı gerekçeye göre mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Dava konusu 129 ada 11 parsel sayılı taşınmaz sınırında orman bulunduğundan taşınmazın öncesini gösteren hava fotoğrafları ve memleket haritası uygulaması yapılmadan salt keşif günündeki bulgulara göre düzenlenen bilirkişi raporları ile uyuşmazlık çözümlenemez. Taşınmazın orman olup olmadığının ve hukuki durumunun öncesi itibariyle araştırılması gerekir. Açıklanan nedenle; mahkemece, öncelikle orman tahdidi yapılıp yapılmadığı sorularak yapılmış ise orman tahdidine ilişkin tüm tutanaklar ile haritası eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yapılmış ise ormana tahdidi ile irtibatlı kroki düzenlettirilmeli, yine değinilen diğer belgeler fen ve orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre
parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 19.02.2013 günü oy birliği ile karar verildi.