YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11459
KARAR NO : 2012/12471
KARAR TARİHİ : 12.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 23/05/2012 gün ve 2012/6485 – 7827 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davacı … vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Karar düzeltme dilekçesinde değinilen hususlar temyiz aşamasında da ileri sürülmüştür.
Dairemiz kararı bu konulara cevap teşkil edecek nitelikte olduğu gibi, usul ve yasaya da uygundur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ve 6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi göndermesiyle H.Y.U.Y.nın 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirine uymayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Yasanın 442. maddesi uyarınca takdiren 203.00.- TL. para cezasının düzeltme isteyenden alınmasına 12/11/2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Davacı … çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasına dayanmıştır.
Çekişmeli taşınmaz 1955 yılında yörede yapılan tapulama sırasında zilyetlik ve vergi kaydına dayalı olarak kestanelik niteliğiyle kişi adına tesbit edilmiş ve tapu kaydı oluşmuştur.
Yörede 1991 yılında yapılan orman kadastrosunda çekişmeli taşınmaz özel orman olarak sınırlandırılmış ve tahdidin kesinleşmesi ile tapunun beyanlar hanesine taşınmazın özel orman olduğu şerhi yazılmıştır.
Her ne kadar 2003 yılında 4999 sayılı Yasa ile 6831 sayılı Yasanın 1. maddesinin ikinci fıkrasının (H) bendine “… kızıl ağaçlar ile aşılı kestanelikler, …” sözcükleri eklenerek aşılı kestanelikler aynı maddenin (G) bendi kapsamından çıkartılarak orman sayılmayan yerlerden olduğu hükmü getirilmiş ise de yapılan bu değişiklik Anayasa Mahkemesinin 17/03/20004 gün ve E: 2003/100 K: 2004/33 sayılı ilamıyla “Ormanların, binlerce hektar arazide doğal olarak yetişen ağaçlarla birlikte, diğer bitkiler, hayvanlar, mikro organizmalar gibi canlı varlıklarla toprak, hava, su, ışık ve sıcaklık gibi fiziksel çevre faktörlerinin birlikte oluşturdukları karşılıklı ilişkiler dokusunu yansıtan ekosistemler olduğu kuşkusuzdur. Bu sistem içerisinde yer alıp, bilim ve fen bakımından da orman ağacı olmadığı saptanmamış kızılağaçların kızılağaçlıkların ve aşılı kestaneliklerin orman tanımından çıkarılmasının onların korunmasını engelleyerek Anayasa’nın 169. Maddesinin sağladığı güvenceden yoksun bırakacağı açıktır.” gerekçesiyle iptal edilmiştir.
Hükme dayanak orman bilirkişi kurul raporunda çekişmeli taşınmaz üzerinde muhtelif çap ve boylarda olmak üzere aşılı kestane ile münferit olarak ıhlamur ağaçlarından oluşan tam kapalı meşcere bulunduğu belirtilmiş olup taşınmazın öncesi ve şimdiki halinin eylemli aşılı kestanelik olduğu anlaşılmaktadır.
4785 sayılı Yasanın 2. maddesinde devletleştirme dışı kalacak ormanlar sayılmış ve sahipli (tapulu) aşısız kestane ormanları devletleştirme dışında bırakılmıştır. Sahipsiz, yani tapulu olmayan aşısız kestanelikler ile tapusu olsa bile aşılı kestane ormanları devletleştirme kapsamındadır; 6831 Sayılı Yasanın 1-G. Maddesinde düzenlenen ayrıcalık, tapulu olan taşınmazlar için geçerlidir. Somut olayda; çekişmeli taşınmaz 4785 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13/07/1945 tarihinde tapusuz olup, aşılı kestanelik olması nedeniyle 3116 sayılı Yasanın 1. maddesi hükmüne göre orman sayılan yerdir. Çekişmeli taşınmazın orman olması nedeniyle 1955 yılında yapılan tapulama sırasında geçerli bir tapu kaydına dayalı olmaksızın zilyetlik ve vergi kaydı ile kişiler adına yolsuz olarak tesbit edilmesi tesbit malikine mülkiyet hakkı kazandırmadığı gibi taşınmazın orman vasfının değiştirilmesini de sağlayamaz.
Ayrıca Orman Yönetimi tarafından çekişmeli taşınmazın orman tahdidi içerisinde kaldığı iddiasıyla açmış olduğu dava mahkemenin 10/10/2006 gün ve 2006/108-57 kara sayılı ilamıyla reddedilmiş ve dairece onanmış ise de, bu davada Orman Yönetimi çekişmeli taşınmazın öncesinin orman olduğu iddiasına değil, kesinleşmiş tahdide dayanmış olması nedeniyle, mahkemenin anılan kararı Hazine tarafından devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla açtığı temyize konu bu davada kesin hüküm oluşturmaz.
Bu nedenle, Hazinenin karar düzeltme talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesi ile dairemiz çoğunluğunun talebin reddine ilişkin görüşüne katılamıyorum.