Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/11478 E. 2013/1960 K. 26.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11478
KARAR NO : 2013/1960
KARAR TARİHİ : 26.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … Köyü, 101 ada 421, 439, 398, 438 ve 342, 102 ada 122, 123 ve 140 parsel sayılı sırasıyla 2901,66 m2, 906,37 m2, 300,26 m2, 2181,04 m2, 301,59 m2, 8463,73 m2, 8662,87 m2 ve 3285,92 m2 yüzölçümündeki taşınmazlardan 439 ve 342 sayılı parseller 268 tahrir nolu vergi kaydının, 438 sayılı parsel 274 nolu, 398 sayılı parsel 294 nolu, 421 sayılı parsel 281 nolu, 122, 123 ve 140 sayılı parseller 172 tahrir nolu vergi kaydının miktar fazlası olarak tarla niteliğinde Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı …, 123 sayılı parselin kardeşi Bekir Kurt ile eşit paylar oranında, diğer parsellerin ise tamamının kendisine ait olduğunu, babası Seyit … Kurt’tan miras ve paylaşım yoluyla kaldığını iddia ederek, adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, dava konusu 102 ada 122, 101 ada 421, 439, 398, 438 ve 342 sayılı parsellerin tapu kaydının iptali ile davacı … adına tesciline, 102 ada 140 parsel hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, 31.05.2006 tarihli krokide (A) harfi ile gösterilen 1600 m2 yüzölçümündeki bölüm hakkında davanın reddine, geri kalan 1685,92 m2 bölümün tapu kaydının iptali ile davacı … adına tapuya tesciline, 102 ada 123 parsel hakkında açılan davanın atiye terkine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve davacı … tarafından ise 140 sayılı parselin (A) bölümüne yönelik olarak temyiz edilmekle;
Dairenin 07/06/2010 gün ve 2010/4421 – 7938 sayılı ilâmıyla “ Davacı …’un 102 ada 140 parselin (A) bölümüne yönelik temyiz itirazları bakımından; taşımazın bu bölümünün % 40-45 eğimli, toprak işlemesi yapılmamış olup, zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığı anlaşıldığından, davacının bu bölüme yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. Davalı Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; dava konusu parsellerden 439 ve 342 nolu parsellerin 268 tahrir nolu vergi kaydının, 438 nolu parselin 274 nolu vergi kaydının, 398 nolu parselin 294 nolu vergi kaydının, 421 nolu parselin 281 nolu vergi kaydının 122, 123 ve 140 nolu parsellerin ise 172 tahrir nolu vergi kaydının miktar fazlası olduğu, dayanak vergi kayıtlarının bir sınırı çalılık okumakta olup, değişebilir sınırlı kayıtlardan olduğu ve vergi kaydı miktarı kadar kişilere yer verildiği, dava konusu parsellerin ise miktar fazlası olarak Hazine adına tesbit ve tescil edildiği, taşınmazların bulunduğu yönde halen eylemli orman olduğu ve kayıt miktar fazlası olan davalı parsellerin orman kadastrosunun kesinleştiği tarihe kadar orman sayılacağı, yörede orman kadastrosunun 09.04.1999 tarihinde kesinleştiği ve orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten itibaren, dava tarihine kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin geçmediği anlaşıldığından, taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılmasına imkan bulunmamaktadır. Öte yandan; 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (J) bendi gereğince, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanlar devlet ormanı olarak sınırlandırılır. Aynı maddenin 2. fıkrası gereğince, ” 4785 sayılı Kanunla Devletleştirilmiş ormanlar ile
yukarıda belirtilen (b), (d), (e), (f), (g), (ı) ve (j) bentlerine göre orman rejimine girmiş olan sahaların herhangi bir şekilde komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olması bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmaz.”. 6831 sayılı Kanunun 1/j maddesince de orman ve toprak muhafaza karakteri taşımayan yerler orman sayılmaz. Aynı yönetmeliğin 23. maddesi, % 12’den fazla eğimli funda ve çalılıkların orman sayılacağını belirttiği gibi, bilimsel ve teknik olarak da arazi eğiminin %’12 den fazla olması halinde o arazi kesimi erozyonla karşı karşıya kalacağından, toprak muhafaza karakteri taşıdığı kabul edilmesi gerekir. Hal böyle olunca; taşınmazların saptanan bulgulara göre eğiminin % 12’nin üzerinde ve öncesinin çalılık olduğu saptandığından, 6831 sayılı Kanunun 1/j maddesi kapsamı dışında olup, orman sayılan yer olduğu anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.” gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilâmına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesi gereğince açılan tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parseller orman alanı dışında bırakılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 26/02/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.