YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12466
KARAR NO : 2013/3932
KARAR TARİHİ : 08.04.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında Akçatekir Köyü, Küçüktekir Mahallesi 216 ada 17 parsel sayılı 363 m² yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliğiyle Hazine adına tesbit edilmiştir.
Davacı … Yönetiminin davalı … aleyhine asliye hukuk mahkemesinde açtığı elatmanın önlenmesi davası kadastro mahkemesine devredilmiştir.
Yine davacı … Yönetiminin Hazine aleyhine kadastro mahkemesinde açtığı kadastro tesbitine itiraz davası 09.03.1995 tarih ve 1994/646 – 62 sayılı ilâm ile tesbitin zaten orman niteliğinde yapılması nedeni ile reddedilmiş ve temyiz edilmeden kesinleşmiştir.
Mahkemece, davacı … Yönetiminin asliye hukuk mahkemesinden aktarılan dava ile ilgili olarak davanın reddine dair verilen karar, Orman Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmekle Dairenin 14.02.2000 gün 2000/1044 – 1214 sayılı kararı ile “…davalının mahkumiyetine konu olan sulh ceza mahkemesinin 19.04.1994 gün ve 1993/77 E. – 1994/38 K sayılı dosya içinde yer alan karar ve krokileri zemine uygulanmalı, kapsamı tam olarak belirlenmeli, dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığı saptanmalı, bu konuda kroki düzenletilmeli…” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve çekişmeli taşınmazın orman olarak Hazine adına tesciline ilişkin verilen karar, davalı tarafından temyiz edilmekle, Dairenin 04.12.2003 gün 2003/6035 – 8819 sayılı karar ile “…sulh ceza mahkemesinin mahkumiyete ilişkin ilâmının bozulmuş olması karşısında kesin hüküm oluşturamayacağı, uzman bilirkişi raporlarına göre taşınmazla ilgili üç değişik rapor olduğu farklı uzmanlar tarafından düzenlenen raporlarda çekişmeli taşınmazın konumunun farklı gösterildiği belirtilerek yeniden üç uzman orman mühendisi ve fennî bilirkişi marifetiyle kesinleşen 1951 yılına ilişkin orman tahdit harita ve tutanakları uygulanarak taşınmazın konumunun duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması…” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine dair verilen karar davacı ve davalı tarafından temyiz edilmekle Dairenin 05.10.2006 gün 2006/10162 – 12797 sayılı karar ile “…mahkemenin kesin hüküm olarak kabul ettiği ilâm bu davanın yargılaması sırasında oluşan bir ilâm olduğundan kesin hüküm olarak kabul edilemeyeceği, eldeki davanın 08.10.1993 tarihinde Orman Yönetimi tarafından genel mahkemede davalı gerçek kişiye karşı elatmanın önlenmesi ve kal davası olarak açıldığı, yargılama sırasında 1994 yılında yörede yapılan genel arazi kadastro çalışmalarında çekişmeli taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tesbit edildiği, Orman Yönetiminin aynı taşınmaza yönelik olarak açtığı kadastro tesbitine itiraz davasının Pozantı Kadastro Mahkemesinin 09.03.1995 tarih ve 1994/646 – 62 sayılı ilâmı ile tesbitin zaten orman niteliğinde yapılması nedeni ile reddedildiği ve temyiz edilmeden kesinleşmişse de, çekişmeli taşınmazla ilgili olarak kadastro tesbit tutanağının düzenlendiği tarihten önce genel hukuk mahkemesinde dava bulunduğundan bu parselin malik hanesinin kadastro ekiplerince ya da hükmen belirlenmiş olmasının kanunî sonuç doğurmayacağından malik hanesinin açık olduğu kabul edildiğinden, ilgili ilâmın tarafı olan Hazinenin de bu davanın doğal tarafı olacağından, duruşma günü tebliğ edilip davadan haberdar edilerek taraf teşkili sağlanmalı, bundan sonra taraflardan iddiaları sorulup gösterecekleri deliller toplanmalı, 3402 sayılı Kanunun 30/2. maddesi gereğince kadastro hâkimi re’sen lüzum gördüğü diğer delilleri de toplayarak dava konusu parseli belirleyeceği gerçek hak sahibi adına tescile karar vermeli…” gereğine değinilerek bozulmuştur.
14.07.2007 tarihli dilekçe ile Hazine tarafından çekişmeli taşınmazın yayla niteliğiyle tesciline karar verilmesi talebi ile davaya müdahil olunmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, davanın reddine ve çekişmeli taşınmazın davalı adına tesciline ilişkin verilen karar davacı … Yönetimi ve katılan Hazine tarafından temyiz edilmekle Dairenin 25.09.2008 gün 2008/7541 – 11924 Esas sayılı kararı ile “… yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Kanunun 2/B maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesi ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, kesinleşmiş orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde haritaları ile tapulama paftası ölçekleri ve memleket haritası ölçekleri denkleştirilip birbiri üzerine aplike edilerek değişik açı ve uzaklıklarda olan, en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktası görülecek biçimde dava konusu taşınmazın ve komşu taşınmazların orman kadastrosu ve aplikasyon hattına göre konumu, orman kadastro haritasındaki sınır noktaları ile varsa aplikasyon haritasındaki sınır noktaları kadastro paftası ve renkli memleket haritası üzerinde üzerinde ayrı renkli kalemlerle çizilmek suretiyle gösterilen krokili rapor alınıp keşfi izleme olanağı sağlanmalı, önceki raporlar ile çelişki varsa bunun nedeni açıklattırılmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli, erek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, mahkemece çekişmeli taşınmazın orman sınırları dışında kalması ve resmî belgelerde de orman sayılmayan yerlerden olduğunun saptanması halinde, Yargıtay HGK’nun 31.01.2002 tarih 2000/8 – 1836 – 13 sayılı ilâmında belirtildiği gibi çekişmeli taşınmazın bulunduğu (Akçatekir Beldesi, Küçüktekir Mahallesi) mevkiin herkesce bilinen maruf ve meşhur “Tekir yaylası” adıyla anılan 3402 sayılı Kanunun 16/B maddesi gereğince kamu malı niteliğinde yayla olduğu, bu nitelikteki yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağı ve zilyetlikle kazanılamayacağı kabul edilerek bu taşınmazın yayla olarak sınırlandırılarak özel siciline kaydedilmesine karar verilmesi…” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, kesinleşmiş tahdidin dışında kaldığı gerekçesiyle davacı … Yönetiminin davasının reddine, aslî müdahil Hazinenin davasının kabulüne ve çekişmeli taşınmazın yayla niteliğiyle özel siciline tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi ve davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1951 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1996 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Hükmüne uyulan bozma kararı uyarınca işlem yapılarak toplanan deliller, uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından, çekişmeli taşınmazın Orman Yönetimi ile gerçek kişi arasında görülmekte olan elatmanın önlenmesi davası nedeni ile malik hanelerinin açık olarak düzenlendiği, genel mahkemeden kadastro mahkemesine aktarıldığı, yörede 1951 yılında kesinleşen orman kadastro çalışmasında 28 ilâ 36 orman sınır noktalarına göre kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığı, kadastro mahkemesi hâkiminin çekişmeli taşınmazlara ilişkin ihtilafı tesbit tarihindeki hukuksal duruma göre çözümlemesi gerektiği, yargılama sırasında yürürlüğe giren 4342 sayılı Mera Kanununa 5685 sayılı Kanun ile eklenen geçici 3. maddenin somut olayda uygulanma olanağı olmadığı nazara alınarak, çekişmeli taşınmazın yayla niteliğinde olduğunun kabulü ile kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı … Yönetimi ile davalı gerçek kişinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesi gereğince davalıdan onama harcı alınmasına yer olmadığına ve yatırdığı temyiz harcının istek halinde iadesine, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilemesine 08/04/2013 günü oy birliği ile karar verildi.