YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12527
KARAR NO : 2013/1945
KARAR TARİHİ : 26.02.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Mevkii, 131 ada 21 parsel sayılı 1160 m2 yüzölçümündeki ağaçlık nitelikli taşımaz, önceden dava dışı 129 ada 7, 8, 9 ve 10, 127 ada 8 ve 9, 131 ada 21, 24, 25 ve 38 numaralı parseller bir bütün olarak, Mart 1958 tarih 12 sıra numaralı tapu kaydı ve bu kaydın diğer tedavülleri kapsamında kaldığından söz edilerek payları oranında … .. … adlarını tesbit edilmiştir. Davacı … Yönetimi, taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, çekişmeli parsellerin tesbit gibi tesciline karar verilmiş; davacı … Yönetimi tarafından hüküm temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 09.10.2008 tarih ve 2008/8205 E. – 2008/12524 K. sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; ” Karara dayanak alınan ve uzman bilirkişiler… tarafından düzenlenen raporda, çekişmeli parsellerin resmî belgelerde orman olarak nitelendirilmediği, sonuç olarak orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilmiş, rapora ekli memleket haritası üzerinde denetime olanak tanınmayacak biçimde (x) ile işaretlenmiş, çekişmeli parsellerin kadastro tesbitine esas alınan 4595 m2 yüzölçümündeki Eylül 1340 tarih 61 numaralı sicilden gelen, Mart 1958 tarih 12 sıra numaralı tapu kaydı, değişebilir nitelikte sınır içerdiği ve yüzölçümünden fazlada taşınmaza uygulandığı halde, kayıt miktar fazlasının nereden kaynaklandığı ve kayıt miktar fazlası bölümün ormandan açılıp açılmadığı yöntemince araştırılmamıştır.
Mahkemece, öncelikle çekişmeli parsellerin komşularının kadastro tesbit tutanakları ve var ise, tesbitlerine esas alınan tapu kayıtlarının ilk oluşumundan itibaren tüm tedavülleri, 1/5000 ölçekli orijinal tapulama paftaları ilgili yerlerden getirtilip, aynı tapu kaydı esas alınarak tesbit edilen parsellere ilişkin derdest davaların birleştirilmesi, daha sonra önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu fen elemanından oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla usulünce orman araştırması yapılarak dayanak tapu kaydı yöntemince zemine uygulanıp, ormanda kalan sınrı olup olmadığı ve bu nedenle değişebilir nitelikte sınır içerip içermediği saptanarak, 3402 sayılı Kanunun 20/C ve 32/3 maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamının belirlenmesi; asıl taşınmazın kapsamı, orman veya ormandan açma değilse, miktar fazlasının sınırda bulunan eylemli ormandan açma yapılarak kazanılıp kazanılmadığının incelenmesi, tüm deliller birlikte değerlendirilip oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu ve uygulanan 13.03.1958 tarih 12 sıra numaralı tapu kaydı kapsamı içinde kaldığı gerekçesiyle davanın reddine ve 131 ada 21 nolu parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişi raporuna göre, mahkemece davanın reddi yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; dava kadastro tespitine itiraz niteliğinde olduğundan avukatlık ücretinin 3402 sayılı Kanunun 31/3. maddesinde düzenlenen (…Avukat veya dava vekili ile takip edilen davalarda vekalet ücreti; davanın önemi, vekilin sarf ettiği emek, tarafların davada iyi niyetle hareket edip etmediği, hak ve eşitlik kuralları göz önünde tutularak maktuan takdir ve tayin olunur. Şu kadar ki, takdir edilecek vekalet ücretinin miktarı keşif yapılmışsa, taşınmaz malın değerine göre avukatlık ücret tarifesinin tayin ettiği nisbî vekalet ücreti sınırlarının üstünde olamaz.) hükmü gereğince belirlenmesi gerekirken avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirlenmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 6. fıkrasının çıkartılarak, bunun yerine ” Davalı … kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Kadastro Kanununun 31. maddesi gereğince takdir edilen 250,00 TL vekalet ücretinin davacı … Yönetiminden alınarak davalı …’na verilmesine ” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.’nun 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 26/02/2013 günü oy birliğiyle karar verildi.