YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12554
KARAR NO : 2013/1659
KARAR TARİHİ : 21.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, … Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde, sınırlarını bildirdiği … Köyü … Mahallesi, … ve … mevkiilerinde bulunan toplam iki parça taşınmazların tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek, Medenî Kanunun 713.maddesi hükmüne göre adına tescili istemiyle dava açmıştır. Müdahil davacı gerçek kişi, davacıdan taşınmazların 1/2 hissesini satın aldığını belirterek, müdahil olarak davaya katılmıştır. Mahkemece, (A) ile gösterilen 14500 m2 ve (B) ile gösterilen 3000 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar hakkındaki davanın kabulû ile davacı … müdahil davacı adına eşit hisselerle tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmekle dairece bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Dairenin 01/07/2004 tarih ve 2004/2438 – 6993 sayılı bozma ilâmında özetle; “Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı belirtilerek ,taşınmazların kesinleşen tahdit hattına göre konumunun tam olarak belirlenmesi,taşınmazların niteliği toprak yapısı ve bitki örtüsü kullanılış biçimi açıklanması, davacılar yararına zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi, taşınmazların 6831 sayılı Kanunun 17/1-2. maddeleri gereğince orman içi açıklık konumunda olup olmadıklarının belirlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra yapılan yargılama sırasında 5747 sayılı Kanunun 2/2. maddesi gereğince yeni kurulan ilçeler nedeniyle HSYK’nın 08.05.2008 gün 189 sayılı kararı ile … Köyü’nün … Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri Adalet Komisyonu Başkanlığı’nın yargı yetkisine bağlanması nedeniyle yetkisizlik kararı verilerek, dosya … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmiştir. Mahkemece davacı … müdahil davacının davasının kısmen kabulüne, … ili, … İlçesi, … Köyü iken … İli, … İlçesine … … Köyü … – … mevkiinde yer alan teknik bilirkişilerin 08.06.2007 tarihli raporunda gösterilen 14.500 m2 mesahalı yer ile yine bilirkişilerin 19.03.2007 tarihli … bilirkişisi raporlarında gösterilen 3000 m2 mesahalı yerin 1/2’şer pay olarak davacı … ve müdahil davacı … adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazların tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 10/07/1998 tarihinde ilânı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi de 1953 yılında yapılıp, ilân edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların resmi belgelerde orman sayılmayan yerlerden olduğu ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinme koşullarının davacı … müdahil kişi yararına oluştuğu gerekçesiyle, davacı … müdahil davacının davalarının kabulüne karar verilmişse de, mahkemece yapılan uygulama, inceleme ve araştırma hükme yeterli değildir. Şöyle ki; mahkemece bozma kararına uyulmakla birlikte bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilâmında taşınmazların yörede kesinleşen orman kadastrosuna göre tahdit içinde olup olmadığının net olarak belirlenmesi ve buna ilişkin tahdit hattı ile irtibatlı kroki tanzimi istenmiş ise de, mahkemece bozma sonrası yapılan keşifte ve alınan orman bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazlar memleket haritasında elle çizilmiş şekilde gösterilmiş, orijinal tahdit haritasındaki konumunu gösterir kroki tanzim edilmemiştir. Bu haliyle rapor denetime elverişli değildir. Dosyada bulunan orijinal kadastro paftasından ve ilk keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarından çekişmeli taşınmazların genel arazi kadastrosu sırasında çalılık ve taşlık olarak tescil dışı bırakıldıkları anlaşılmaktadır. Hükme dayanak yapılan orman bilirkişi kurulu raporunda; çekişmeli taşınmazların kesinleşen orman tahdit haritası dışında kaldıkları, (A) ve (B) ile işaretlenen taşınmazların % 10 – 12 eğimli oldukları, çekişmeli taşınmazların öncelerinin çalılık olduğu, çalılıktan imar ve ihya edilerek açıldıkları, (B)ile gösterilen bölümün üzerinde buğday ekili olduğu ve 25-30 yaşlarında deliceden aşılanmış zeytin ağaçları, (A) ile işaretlenen yerde 5 – 6 yaşlarında zeytin ve kısmen üzüm bağlarının bulunduğu 1957 basım tarihli memleket haritasında (A) ve (B) ile işaretlenen yerlerin kısmen sarıya … açık alan, kısmende yeşil alanda gözüktüğü, yeşil olan kısımların çalılık rumuzuyla adlandırılan alanlarda kaldığı, 1966 çekim tarihli hava fotoğraflarında ise her iki taşınmazında tarım arazisi olarak gözüktükleri, orman sayılmayan yerlerden oldukları belirtilmiş ise de rapor ekindeki memleket haritasında komşuları da gösterir şekilde geniş aplike yerine çekişmeli taşınmazlar bazında aplike yapıldığı gibi taşınmazların hava fotoğrafındaki konumları da gösterilmemiş ve çekişmeli taşınmazların KIRIKLI – … MUHAFAZA ORMANI ismi ile DEVAMLI (SÜREKLİ) MUHAFAZA ORMANI olarak ayrılıp ayrılmadıkları, KIRIKLI – … MUHAFAZA ORMANI haritasının içinde kalıp kalmadıkları yönünde açıklamada bulunulmamıştır. Mahkemece, bu eksiklikler üzerinde durulup yöntemince giderilmemiştir. Böylelikle çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı yönünde duraksama olmuştur. Bu durumda, karara dayanak alınan uzman orman bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen rapor çekişmeli yerlerin öncesinin orman niteliğini belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz.
Dava konusu taşınmazların bulunduğu köydeki ormanlar dahil olmak üzere …, ….. Köylerindeki ormanları içine alan Kırıklı-… Muhafaza Ormanı haritasında gösterilen Doğusu; …ile çevrili saha içindeki ormanların “Sürekli muhafaza ormanı olarak ayrıldığı” 13.08.1984 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Muhafaza Ormanlarının Ayrılması ve İdaresi Hakkında Yönetmeliğin; “Sürekli Ayrılma” başlıklı 3. maddesi aynen;
Sürekli Ayrılma:
Madde 3- Bir ormanın, maki ve fundalığın veya sahipli yerin sürekli olarak muhafaza ormanına ayrılabilmesi için bu alanların:
a) Çığ, arazi kayması ve erozyon nedeni ile bir afetin oluşması muhtemel yerlerde bulunması,
b) Yerleşim merkezlerinin … sağlığını olumlu yönde etkilemesi,
c) … ve demiryolları ile yerleşim yerlerini toz ve kum fırtınalarına karşı korunması,
d) Baraj, göl ve nehir yataklarının dolmasını engellemesi,
e) Yurt savunması için korunmasının zorunlu görülmesi,
f) Muhafaza ormanlarının tamamlanması için bunlara eklenmesi lazım gelen sahipli yerlerden olması, esas ve şarttır.
Öncelik:
Madde 4- Bir ormanın, maki ve fundalığın veya sahipli yerin sürekli olarak muhafaza ormanına ayrılabilmesi için 3. maddedeki şartlardan en az birinin mevcudiyeti yeterlidir. Bu şartlardan hepsini veya birkaçını bünyesinde toplayan yerler muhafaza ormanına ayrılmada öncelik kazanır.”
hükümlerinin bulunduğu,
Davaya konu taşınmazların içinde bulunduğu Sürekli Muhafaza Ormanı olarak ayrılmasına ilişkin 23.11.2000 günlü raporda, yönetmelikde belirtilen koşullardan;
1- Seyhan Baraj Gölü kenarında ve Seyhan Barajının su toplama havzası içinde olması,
2- Halen … Büyükşehir Belediyesine yapılan içme suyu isale haltı projesinde yer alan ve inşaatı devam eden Doğu ve Batı su isale köprülerinin yapımı ile Büyükşehir Belediyesi mücavir alanına irtibatlandırılması nedeniyle ormana olan baskının azaltılması,
3- Seyhan Baraj Gölünün ve nehrin dolmasının engellenmesi,
4- Su korunma alanı olarak planlamaya konu edilen ve muhafaza ormanı içinde kalan ormanların … sağlığının iyileştirilmesine ve sürdürülebilirliğine daha etkin katkıda bulunması amacıyla 6831 sayılı Kanunun 23. maddesi gereğince KIRIKLI – … MUHAFAZA ORMANI ismi ile DEVAMLI (SÜREKLİ) MUHAFAZA ORMANI olarak ayrılmasının gerektiğinin” bildirildiği ve 23.11.2001 günlü bu raporun, Orman Genel Müdürlüğünün 23.01.2002 günlü teklifi ile Bakanlık Makamına sunulduğu ve Orman Bakanlığının 31.02.2002 gün ve 1 sayılı oluru” ile kabul edilerek DEVAMLI (SÜREKLİ) MUHAFAZA ORMANINA ayırma olgusunun kesinleştiği ve yukarıda isimleri … köyler ile komşu köylerin tümünde ilân edildiği, muhafaza ormanına ayırmaya ilişkin 23.11.2001 günlü raporun 3/5. maddesinde “Muhafaza ormanı içerisinde münferit ve dağınık halde bulunan ve muhafaza ormanı bütünlüğünü bozan, özel şahıs arazileri kamulaştırılmalı, Hazine arazileri ise ağaçlandırılmak üzere tahsisi talep edilmelidir” şeklinde bilimsel açıklamalarda bulunulduğu, 6831 sayılı Kanunun 3, 4, 23 ve 25. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde muhafaza ormanları ile milli parkların aynı hukuki konumda oldukları H.G.K.’nun milli parklar konusunda oybirliği ile verdiği 09.11.1988 gün ve 1988/8-542-893 sayılı kararında açıklandığı gibi, “Orman rejimine alınan bu tür yerler için sonradan tapu alınamayacağının” kabul edildiği, milli park ve muhafaza ormanı olarak ayrılma işleminin başlı başına orman rejimi ve ayırma olarak kabul edilmesi gerektiğinden tapuda kaydı bulunmayan taşınmazların kesinleşen orman sınırı dışında bırakılmış olsa dahi “Orman niteliğinin devamı” başlıklı 1984 tarihli yönetmeliğin 38 ve 1986 tarihli yönetmeliğin 31 ve son olarak çıkartılan ve 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 34. maddesinde “6831 sayılı Orman Kanununun 1. maddesine göre, orman sayılan yerlerdeki; yanan orman alanları, muhafaza ormanları, milli parklar, izin ve irtifak hakkı tesis edilen ormanlar, orman olarak kamulaştırılan ve orman rejimi içine alınan yerler, orman sayılan yerlerden olma özelliğini korurlar.” hükümleri gereğince orman sayılacağı gözetilerek, mahkemece en eski tarihli memleket haritası ile hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, kesinleşmiş tahdit ve 2/B haritası, işe başlama, çalışma, bitirme ve askı ilân tutanakları ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek iki orman yüksek mühendisi, bulunamaması halinde 2 orman mühendisi bir harita mühendisi bulunamaması halinde bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle öncelikle, mahkemece öncelikle, kesinleşmiş orman kadastrosu, varsa aplikasyon ve 2/B madde haritaları ile tapulama paftası ölçekleri denkleştirilip birbiri üzerine aplike edilerek değişik açı ve uzaklıklarda olan, en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktası görülecek biçimde dava konusu taşınmazın ve komşu taşınmazların orman kadastrosu ve aplikasyon hattına göre konumu, orman kadastro haritasındaki sınır noktaları ile varsa aplikasyon haritasındaki sınır noktaları kadastro paftası üzerinde ayrı renkli kalemlerle
çizilmek suretiyle gösterir, bilirkişelere müşterek imzalı kroki tanzim ettirilmeli, en eski tarihli memleket haritası hava fotoğrafları ve amenajman planına göre yapılacak incelemede ise, taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumları saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapıları, bitki örtüleri ve çevresi incelenmeli; … ve uzman orman bilirkişilerden, taşınmazların konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ve hava fotoğrafının ölçeğini kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeğinin de memleket haritası ve hava fotoğrafı ölçeğine bilgisayar ortamında (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de gösterecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri, hava fotoğrafları kadastro paftası ile çakıştırılıp stereoskop aletiyle incelenerek, çekişmeli taşınmazların üzerinde neler gözüktüğünü, ayrıca münhanili kadastro paftasından, memleket haritası, halihazır harita ve topoğrafik haritalardan da yararlanılmak suretiyle çekişmeli yerlerin gerçek eğimini belirtir şekilde ve çekişmeli taşınmazların kadastro paftası ölçeği ile KIRIKLI – … SÜREKLİ MUHAFAZA ORMANI haritası ve ekleri ilgili yerlerden getirtilip, ölçekleri eşitlenerek, çekişmeli taşınmazların KIRIKLI – … SÜREKLİ MUHAFAZA ORMANI haritasına göre konumları duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı, taşınmazların bu haritalara göre yapılan uygulamalarla ilgili konumlarını ayrı ayrı renklerle gösteren , taşınmazların KIRIKLI – … MUHAFAZA ORMANI ismi ile DEVAMLI (SÜREKLİ) MUHAFAZA ORMANI olarak ayrılıp ayrılmadıkları, KIRIKLI – … MUHAFAZA ORMANI sınırları içinde kalıp kalmadıkları yönünde ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte , bilimsel verileri bulunan ortak krokili rapor alınmalı,
Bu şekilde yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda, çekişmeli taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu belinlendiği taktirde; bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmazlar hâkim tarafından gözlemlenmeli, taşınmazlar üzerinde neler bulunduğu, (bitki örtüsü, ağaçların cinsi, sayısı, orman ağaçlarının toplumu dağınık mı bulundukları vb.) ayrıntılı olarak keşif tutanağına yazılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı, çekişmeli yerleri sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı, tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı, taşınmazların imar ihya edilmek suretiyle tarım arazisi haline getirilip getirilmediği, ne zamandan beri tarım arazisi vasfında olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; zilyetlik tanıkları taşınmazlar başında dinlenmeli; zilyetliğin ve imar ihyanın ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; davacı gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesindeki kısıtlamalar nedeniyle davalının zilyetlik yolu ile kazandığı toprak bulunup bulunmadığı; varsa, cinsi ve miktarı tapu ve kadastro müdürlüklerinden ayrı ayrı araştırılıp, başka tescil davası olup olmadığı da mahkeme yazı işleri müdürlüğünden sorulmalı,
anılan maddede vurgulanan miktarların aşılıp aşılmadığı saptanmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak … biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 21/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.