YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12719
KARAR NO : 2013/1943
KARAR TARİHİ : 26.02.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A
Kadastro sırasında … Kasabası 383 ada 2 parsel sayılı 207.64 m² yüzölçümündeki taşınmaz, avlulu dükkan niteliğiyle belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, belediye ise taşınmazın 107 m²’sinin belediyeye ait olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, belediyenin davasının kabulüne, Hazinenin davasının reddine ve dava konusu parselin 01/10/2007 tarihli krokide (B) ile işaretli 107.64 m² bölümünün … Belediyesi adına, (A) ile işaretli 100 m2 bölümün tesbit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş; davacı Hazine tarafından hüküm temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 18.11.2008 tarih ve 2008/11254 E., 2008/15835 K. sayılı kararıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; davacı … temsilcisi olan belediye başkanı çekişmeli taşınmazın 100 m2 bölümünün belediye tarafından davalıya satıldığı, bunun dışındaki 107 m2 yerin belediyeye ait olduğu ve bu yönde taraflar arasında kesin hüküm bulunduğu iddiasıyla kespitin iptalini istemiş bu iddialarını 02.09.2007 tarihli keşifte de tekrar etmiştir. Kesin hüküm olduğu bildirilen dava Hadim Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/68 (bozma üzerine 2005/46) esas numaralı dava olup Hazinenin Belediye ve … aleyhine 775 sayılı Kanuna dayanarak açtığı tescil istemine ilişkindir. Bu davanın yargılaması sonunda 07.09.2006 tarihli kararla çekişmeli taşınmazın 775 sayılı Kanun kapsamındaki yerlerden olmadığı belirlenerek davanın reddine karar verilmiştir. Dosyada yeralan fen elemanı Şefik Kıyak tarafından hazırlanan 16.03.2004 tarihli krokide 80 m², Mustafa Taşkın tarafından hazırlanan 09.11.2005 tarihli krokide 80.73 m2 yüzölçümüyle gösterilen yerlerin çekişmeli taşınmaz olduğu anlaşılmaktaysa da mahkemece usûlen yapılacak bir keşifle kesin hükmün kapsamı belirlenmemiştir. Sözü edilen iki kroki geometrik açıdan biribirine benzemediği gibi, kadastro paftasıyla da birebir örtüşmemektedir. Çekişmeli taşınmazın sınırında 408 ada 1 parsel numaralı orman bulunmaktadır. Yörede kesinleşmiş bir orman kadastro çalışması yoktur.
O halde; mahkemece bir fen elemanı ile uzman orman mühendisi aracılığıyla yapılacak keşifte asliye hukuk mahkemesinin 2005/46 – 52 sayılı kararının dayanağı olan kroki uygulanmak suretiyle kesin hükmün kapsamı belirlenmeli, böylece belediye tarafından davalıya satılan yerin neresi olduğu kesin olarak ortaya konulmalı, çekişmeli taşınmazın sınırında tahdidi kesinleşmemiş orman parseli olduğundan uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli resmî belgelerin uygulanması suretiyle taşınmazın ormanla ilişkisi belirlenmeli, kesin hükmün kapsamı dışında kalıp da, orman olan kısımlar varsa bu kısımlar bakımından Hazinenin davası kabul edilmeli, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalı”
denilmiştir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, kesin hükme konu olan yerin rapora ekli krokide mavi ile gösterilen (A) bölümü olduğu gerekçesiyle, davacı … Başkanlığının davasının kabulüne, davacı Hazinenin davasının reddine ve 383 ada 2 nolu parselin (B) ile gösterilen 129,82 m2 yüzölçümlü bölümünün arsa niteliği ile … adına tesciline, (A) ile gösterilen 77,82 m² yüzölçümlü bölümün davalı … adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu, 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükümlerine göre yapılmış, çekişmeli taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 26/02/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.