Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/12815 E. 2013/6031 K. 23.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12815
KARAR NO : 2013/6031
KARAR TARİHİ : 23.05.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi … mirasçılarından … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında Halkapınar İlçesi … Köyü 112 ada 103 parsel sayılı 10366282.78 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliğiyle Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı, parselin bir bölümünün orman olmadığı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğu iddiasıyla dava açmıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parselin kadastro tespitinin iptaline, fen bilirkişisi krokisinde (A1) ile işaretli 12876.82 m2 ve (A2) ile işaretli 2241.36 m2’lik bölümlerin davacı adına tapuya tesciline, diğer bölümün tespit gibi tesciline karar verilmiş, hükmün davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmesi üzerine, hüküm Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 09.12.2012 tarihli ve 2010/12959 E. – 2010/15511 K. sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Dava konusu yer, 10.362.282 m2 yüzölçümlü 112 ada 103 sayılı parselin bir bölümüdür. Bu parsel 3402 sayılı Kanunun 4/3. madde hükmüne göre orman kadastro komisyonunca 1992 yılında orman olarak sınırlandırılıp harita ve tutanakları arazi kadastro ekiplerine teslim edilmiş ve 1993 yılında dava konusu parselin orman tespit tutanağı düzenlenmiştir.
Orman bilirkişi tarafından düzenlenen raporda 10.362.282 m2 yüzölçümünde olan parselin bir kısmı gösterilmiş, fen bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ise, dava edilen küçük taşınmaz bölümünün krokisi çizilmiş, bu yerin bütün orman parselinin hangi bölümünde olduğu gösterilmemiştir. Orman ve fen bilirkişinin düzenledikleri rapora göre dava konusu edilen taşınmazlar dava edilen geniş orman parseli içerisinde öbek öbek bulunmaktadır. Orman bilirkişisinin uyguladığı memleket haritasında 103 sayılı parselin büyük bir bölümünün yeşil renkli orman alanı, bir kısım da açık alan olduğu bildirilmiş, ancak; haritanın incelenmesinde açık alanların dahi iğne yapraklı orman ağacı rumuzuyla işaretlendiği görülmüş, orman bilirkişisi bu ağaçların arazide serpili halde yaşlı ardıç ağaçları olduğunu bildirilmiştir. Taşınmazların bulunduğu yerin memleket haritasındaki yükselti eğrilerine göre yüksek eğimli ve engebeli bir arazi yapısında olduğu, dava konusu taşınmazlar içinde eski yolların geçtiği görülmektedir. Taşınmazlar üzerindeki münferit halde bulunan ardıç ağaçlarından bu yerlerin öncesinin orman olduğu, diğer orman ağaçlarının insan eliyle veya diğer nedenlerle yok edildiği ve her türlü tahribe rağmen varlığını sürdüren sadece ardıç ağaçlarının kaldığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, dava konusu edilen ve zilyetliğe dayalı olarak kişiler adına tescil edilen bölümlerin 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi anlamında orman içi açıklık olduğu da görülmektedir. Çünkü; bu yerlerin etrafı dava konusu edilmeyen 103 sayılı orman parseli ile çevrilidir.
6831 sayılı Kanunun 17. madde metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır. Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 sayılı Kanunun 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıkların kazanılamayacağı ilkesini içermektedir ve amacı orman bütünlüğünü korumaktır]. Bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılması gerekir. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar, özel mülke dönüşüp tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Ayrıca; orman içi açıklık ve boşluklar ile orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan … ve makilik alanlar, kanun gereği orman sayıldığı için, 15.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması öngörülmüştür. Bu tür yerler zilyetlik yolu ile kazanılamaz ve özel mülk olarak tescil edilemez.
Her ne kadar aynı parsel hakkında açılan davaların birleştirilerek aynı dosya üzerinde yürütülmesi gerekirse de, mahkemece değinilen yönler gözetilerek aynı gün temyiz incelemesi yapılan 18 adet davada dava konusu edilen taşınmaz bölümünün tümünün konumu ve üzerindeki bitki örtüsü aynı olduğundan, bu dava dosyaları birleştirilmeden davaların reddine ve dava dosyasının gerekli tescil işlemi yapılması için 112 ada 103 sayılı parselin tutanak aslının bulunduğu dava dosyasının içine konularak tapu sicil müdürlüğüne gönderilmesine, mahkemede aynı parsel hakkında açılmış başka davalar varsa, o dosyaların 112 ada 103 sayılı parsel tutanağının aslının bulunduğu dosya ile birleştirilmesine karar verilmelidir.” denilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … mirasçılarından … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman sınırlandırılmasına itiraza ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu, 3402 sayılı Kanunun 4/3. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı içinde bırakılmış olup, harita ve tutanakları arazi kadastro ekiplerine teslim edilmiş ve 1993 yılında dava konusu parselin orman tespit tutanağı düzenlenmiştir.
Çekişmeli 112 ada 103 parsel sayılı taşınmaz, çok büyük bir orman parseli olup; gerçek kişilerin bu parselin farklı farklı yerlerine kadastro mahkemesinin farklı farklı dava dosyaları ile dava açıldığı anlaşılmış olduğundan, mahkemece öncelikle, 112 ada 103 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak kadastro mahkemesinde açılmış bulunan tüm davaların esas numaraları tespit edilerek çekişmeli taşınmaza yönelik olarak açılan tüm bu dosyalar birleştirilmeli, bundan sonra çekişmeli taşınmazlar bir bütün olarak değerlendirilerek 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi anlamında orman içi açıklık kapsamında kalıp kalmadığı araştırılmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Şeafettin mirasçılarından …’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 23/05/2013 günü oy birliği ile karar verildi.