Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/12936 E. 2013/1926 K. 26.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12936
KARAR NO : 2013/1926
KARAR TARİHİ : 26.02.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, dava konusu Kadirli İlçesi 7. Mart Mahallesi 314 ada 28 nolu 14150 m2 yüzölçümlü parsel belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak bahçeli kargir ev vasfı ile davalı adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, çekişmeli parselin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlardan olduğunu iddia ederek, Hazine adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. Davacı …zilyetliğe dayanarak, taşınmazın adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, davacı gerçek kişinin davasının kabulüne, Hazinenin davasının redine ve 314 ada 28 nolu parselin davacı gerçek kişi adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 10.4.1995 tarih, 1995/2634 E., 1995/3905 K. sayılı bozma kararında özetle, ” çekişmeli parselin tesbit tutanağı içeriği ile yerel bilirkişi ve tanık sözleri uyumsuz olduğu halde, bu aykırılık üzerinde durulmadığı gibi, taşınmazın komşularının araştırılarak niteliği araştırılmamış, ormana sınırının bulunup bulunmadığı belirlenmemiştir. Bu nedenle usûlünce zilyetlik ve gereğinde orman araştırması yapılması ” gereğine değinilmiştir. Yargılamanın devamı sırasında Orman Yönetimi, çekişmeli parselin orman sayılan yerlerden olduğunu iddia ederek, orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi isteğiyle davaya katılmıştır. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davacı gerçek kişiler ile Hazinenin davalarının reddine, davacı … Yönetiminin davasının kabulüne ve 314 ada 28 nolu parselin orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacılardan … ve davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde, tesbit tarihinden sonra 6831 sayılı Kanuna göre yapılıp 5.4.1996 tarihinde ilân edilerek, dava nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
1) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın öncesinin orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Davacı Hazinenin temyiz itirazlarına gelince, yörede, tesbit tarihinden sonra yapılıp ilân edilerek dava nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması ile çekişmeli taşınmaz orman sınırları dışına çıkarıldığından, davacı … Yönetiminin davası yönünden dava, 2/B madde uygulamasına itiraza dönüşmüştür.
6831 sayılı Kanunun değişik 2/B maddesi ile “bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerin orman rejimi dışına çıkartılacağı” hükmünün bulunduğu, bundan doğal ve gerçek anlamda nitelik kaybının anlaşılması gerektiği, her isteyenin ormanlarda doğal olarak bulunan deliceleri aşılaması, bina ya da eklentilerini inşa etmesi, erozyona sebep olacak biçimde araziyi teraslaması ya da orman bitkilerini kökleyip tarım yapmaya teşebbüs etmesi veya 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi gereğince hiçbir zaman kişiler adına tapuya tescil edilemeyecek ve özel mülke konu olamayacak orman içi açıklığı niteliğinde olan yerlerin insan eliyle ve zorlama yöntemlerle niteliğinin yitirilmesi, kanun maddesinde anlatılan bilim ve fen bakımından nitelik kaybı olmayıp, zorla ve ormanın tahribi sonucu niteliğinin kaybettirilmesidir. Bu yöntem, toprak erozyonu, ormanların ortadan kalkması, doğanın ve çevrenin bozulup yok olması sonuçlarını doğurur.
Kanunda tanımlanan (….bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetme…) kavramında bu tür olaylar amaçlanmamıştır. 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesinin başka türlü yorumu, ormanların bilinçli şekilde niteliğinin kaybettirilmesine, tahribine ve yok edilmesine izin verdiği sonucuna ulaştırır ki, bu durum; Anayasanın 169 ve 170. maddelerine aykırı olur. Suç teşkil edecek eylemlerle ve zorlama yolu ile ormanların niteliğinin kaybettirilmesi yasalarla korunamaz.
O halde; yukarıda anlatılan eylemler sonucu ormanların yok edilmesinin bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetme olarak kabul edilemeyeceği gözönünde bulundurularak, dava konusu taşınmazın orman bütünlüğünü bozmama, su ve toprak rejimine ve çevresindeki ekosistemlerinin tüm öğeleriyle kendisini yenileyebilme gücüne zarar vermeme, ormancılık çalışmalarının etkenlik, verimlilik ve karlılık düzeylerini düşürmeme, taşınmaz üzerinde insan elinin çekilmesi ve olduğu gibi bırakılması halinde, yeniden orman haline dönüşüp dönüşemeyeceği gibi koşullar birlikte değerlendirilip, dava konusu taşınmazın hangi doğal olaylar ve eylemler sonucu bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybettiği ya da etmediği belirlenmelidir.
Bu nedenle, mahkemece öncelikle 1970 ve 1980’li yıllara ait hava fotoğrafı ve memleket haritası bulundukları yerlerden getirtilerek önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazın 31.12.1981 yılından önce bilim ve fen bakımından tam olarak orman niteliğini yitirip yitirmediği yukarıda yazılı koşullar dikkate alınarak belirlenmeli, nitelik yitirmiş ise Orman Yönetiminin davası reddedilip, Hazinenin davası kabul edilerek, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine, 2/B vasfında olduğunun tesciline karar verilmelidir. Eksik inceleme, araştırma ve uygulamaya dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
Ayrıca, Çekişmeli taşınmazın yüzölçümü 14150 m2 olmasına rağmen, hata ile hüküm yerinde taşınmazın yüzölçümünün 4150 m2 olarak belirtilmiş olması da doğru değildir.
SONUÇ:1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 26/02/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.