YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13073
KARAR NO : 2013/4427
KARAR TARİHİ : 15.04.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında Yaka Köyü, 317 ada 18 parsel sayılı 4956,09 m² yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli taşınmazın yaklaşık 1.000 m² yüzölçümlü bölümünün adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, dava konusu taşınmazın eğiminin yüksek olduğu, erozyona meyilli olduğu, taşınmazın sürülerek ekilmesi halinde daha fazla erozyona maruz kalacağı, eğimli, su ve toprak erozyonuna açık şekilde sürdürülen zilyetliğin süresi kaç yıla ulaşırsa ulaşsın, 3402 sayılı Kanunun 14. maddesindeki koşulların davacı yararına oluştuğundan söz edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine, dava konusu taşınmazın ham toprak niteliği ile Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmiş, davacı gerçek kişinin hükmü temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 24/03/2010 tarih ve 2010/2373 – 3815 sayılı kararı ile hüküm bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Mahkemece yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki; mahkemece dava konusu taşınmazın eğiminin yüksek olduğu, erozyona meyilli olduğu, taşınmazın sürülerek ekilmesi halinde daha fazla erozyona maruz kalacağı, eğimli, su ve toprak erozyonuna açık şekilde sürdürülen zilyetliğin süresi kaç yıla ulaşırsa ulaşsın 3402 sayılı Kanunun 14. maddesindeki koşulların davacı yararına oluştuğundan söz edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, Ziraat Mühendisi Gülşen Tombak tarafından düzenlenen rapor ve ek raporda çekişmeli taşınmazın eğiminin % 20 – 25 olduğu, eğiminin yüksek olmasına rağmen zeytin yetiştirilebileceği, davalı yerde ve çevre arazilerde zeytin tarımı yapıldığı, taşınmazın kadim tarım arazisi olduğu, en az 30 – 40 yıldır tarım yapıldığı açıklanmıştır. Mahkeme hâkimince imzalanarak dosyaya konulan fotoğraflardan da çekişme konusu yerin taşlık olarak gözüken yer mi yoksa buğday ekili ve zeytin ağacı dikili yer mi olduğu net olarak anlaşılamamaktadır. Bu durumda mahkemenin gerekçesi dosya kapsamı ile örtüşmemektedir. Salt taşınmazın eğiminin yüksek oluşu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Bu sebeplerle, davacı kişi, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak çekişmeli taşınmazın adına tapuya tescili istemiyle dava açtığına göre davacı yararına 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri gereğince imar ve ihya ile zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının usulüne uygun olarak araştırılması gerektiği”ne değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine ve dava konusu Yaka Köyü, 317 ada 18 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın 07.03.2012 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 453,33 m² yüzölçümündeki bölümünün 317 ada 18 parsel sayısı ve orman vasfıyla Hazine adına, aynı krokide (B) harfi ile gösterilen 4502,76 m² yüzölçümündeki bölümün ise, son parsel sayısı ve ham toprak niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 20/03/2002 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, mahkemece, davacı gerçek kişinin davasının reddi yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; hâkim tarafların talep sonuçları ile bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez (HMK. madde 26/l) ve iki taraftan birinin talebi olmaksızın re’sen bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamaz (HMK.md.24/l). Somut olayda, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın adına tescili istemiyle dava açan davacı gerçek kişinin davası reddedildiğine ve Hazine veya Orman Yönetimi tarafından taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açılan bir dava da olmadığına göre, taşınmazın kadastro tesbiti gibi tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, HMK’nın 24 ve 26. maddelerine aykırı bir şekilde re’sen alınan kararla krokide (A) ile gösterilen bölümünün orman vasfıyla tapuya tesciline karar verilmesi isabetsizdir. Ancak, belirtilen bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasının (B) bendi ile (B) bendinin alt (a) ve (b) bentleri hükümden tamamen çıkartılarak, yerine “Dava konusu, Muğla İli, Fethiye İlçesi, Yaka Köyü, 317 ada 18 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline” cümlesinin yazılması, suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla HUMK’nun 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, yatırdığı temyiz harcının istek halinde iadesine 15/04/2013 günü oy birliği ile karar verildi.