Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/1311 E. 2012/6621 K. 07.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1311
KARAR NO : 2012/6621
KARAR TARİHİ : 07.05.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin 3402 sayılı Yasanın ek 4. maddesi uyarınca yapılan kadastrosu sırasında, …. ilçesi, Çaylı mahallesi 1084 ada 4 parsel sayılı taşınmaz, 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereği orman niteliğini kaybedip, orman kadastro komisyonlarınca orman alanı dışına çıkarılan yerlerden olması nedeniyle çalılık niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, 1084 ada 4 parselin kendi kullanımında olduğunu ileri sürerek, taşınmazın beyanlar hanesine kullanıcı olarak kendi adının yazılması istemleriyle kadastro müdürlüğüne husumet yönelterek dava açmıştır. Mahkemece, davacının fiilen kullandığı yerin, dava konusu parsel olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 5831 sayılı Yasanın 8. maddesi gereğince 3402 sayılı Yasaya eklenen ek 4. maddesine göre yapılan kullanım kadastrosuna itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Kural olarak; kadastro davaları, lehine tespit ya da kadastro komisyonlarınca adlarına tescile karar verilen gerçek veya tüzel kişilere karşı açılır. Dava, 3402 sayılı Yasanın ek 4. maddesine göre yapılan kullanım kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. Davanın saptanan bu niteliğine göre husumetin taşınmazın tespit maliki olan Hazineye ve beyanlar hanesinde ismi yazılı kişilere yöneltilmesi zorunludur. Ancak; davacı dava dilekçesinde davalı olarak kadastro müdürlüğüne husumeti yönelterek dava açmıştır. Davacının asıl dava etmek istediğinin kadastro müdürlüğü değil, Hazine olduğu belirgin olup; yargılama sırasında kadastro müdürlüğü, Hazine vekili tarafından temsil edilmiş bulunmaktadır ve ortada belirgin bir biçimde temsilde yanılma hali bulunduğundan, bu durumun mahkemece re’sen gözetilmesi ve davanın usulünce gerçek hasma yönlendirilmesi için davacı tarafa olanak verilip, taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında hüküm kurulması, kadastro müdürlüğü aleyhine açılan davanın ise husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır (HGK.2010/7-70-86 sayılı kararı).
Kabule göre ise, 3402 sayılı Yasa hükümleri uyarınca, kadastro hakimleri, infaza elverişli doğru sicil oluşturmakla görevli ve yetkili olduğundan, dava konusu parselin beyanlar hanesindeki şerhin dava edilmiş olması halinde dahi, kadastro parselinin tamamı itirazlı olacağından, dava edilen bölüm hakkında olumlu veya olumsuz karar verildikten sonra, dava konusu kadastro parselinin tespitte olduğu gibi tesciline karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, dava edilen yer dışındaki bölümü hakkında sicil oluşturulmaması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 07/05/2012 günü oybirliği ile karar verildi.