YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13129
KARAR NO : 2013/1068
KARAR TARİHİ : 11.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 30/05/2011 gün ve 2011/2733 – 6555 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davacı Hazine vekili ve davalı … tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine vekili, … Köyü 342 parsel sayılı 8800 m² yüzölçümlü taşınmazın, orman sınırları içinde iken 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını ileri sürerek, davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Çekişmeli … Köyü 342 parsel sayılı 8800 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yörede 1967 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … … ve arkadaşları adına tesbit edilmiş, Orman Yönetiminin dava açması üzerine Beykoz Tapulama Mahkemesinin 1968/136 sayılı kararı ile hükmen … … ve arkadaşları adlarına tapuya tescil edilmiştir. Mahkemenin 25.05.2005 günlü; ”davanın kısmen kabulü ile (A) ile gösterilen 6700 m²’lik bölümün Hazine adına, (B) ile gösterilen 2100 m2’lik bölümün ise, davalılar adına tesciline,” dair verilen kararının davacı Hazine vekilinin temyizi üzerine Dairenin 19.06.2006 gün 2006/5466-8921 sayılı ilamı ile; [“mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki; hükme esas alınan bilirkişi raporunda çekişmeli parselin (B) ile gösterilen 2100 m² bölümünün 2/B madde alanında olduğu, (A) ile işaretli 6700 m² bölümünün orman sınırları dışında bırakılan yer olduğu belirtilmişse de, bilirkişi raporuna eklenen krokili raporda, çekişmeli taşınmazın 3116 sayılı Kanuna göre yapılan tahdit haritasındaki konumu açıklanmış ve orman kadastro tutanaklarındaki tarifler ile ölçü değerlerinin zemine ne şekilde uygulandığı yolunda da Yargıtay denetimine açık olacak biçimde bilgi verilmemiştir. Kesinleşen orman kadastro sınırlarını hiç bir merci ve makamın aplikasyonla bile olsa değiştirme yetkisinin bulunmadığı, aplikasyonun ilk orman sınırlandırmasına uygun olma zorunluluğu gözönüne alındığında, Yargıtay denetimine açık olmayan ve ilk tahdit haritası ile irtibatlandırılmayan krokiye dayanılarak hüküm kurulamaz. Diğer taraftan dava, yalnızca 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan bölüm hakkında değildir. Çünkü, yörede ilk orman tahdidi 1942 yılında 3116 sayılı Kanuna göre yapılmıştır ve bu kanuna göre yapılan tahditlerde sadece Devlet Ormanları belirlenmiş olduğundan, 4785 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşan kesinleşmiş tahdit haritaları sınırlarına göre orman sınırı dışında kalan taşınmazların, orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta bu harita ve tutanaklar yeterli olmadığı gibi Hazine, 3402 sayılı Kanunun 12. maddesinin 3. bendinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı kalmadan, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan yerlerden olduğu iddiasıyla tapu iptali ve tescil davası açabilir. Bu nitelikteki taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki orman olup olmadığının 4785 ve 5658 sayılı kanunlara göre çözümlenmesi,”] gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra 04.03.2009 günlü ”davanın kısmen kabul kısmen reddine ve dava
konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile Harita Mühendisi … …’in 23.01.2009 tarihli krokili raporunda (B) işaretli 1747,93 m², (B1) işaretli 40,95 m² yüzölçümlü ve kırmızıya boyalı toplam 1788.88 m²’ lik bölümlerin orman niteliği ile Hazine adına, (A) işaretli ve sarıya boyalı 6700 m² yüzölçümlü bölümünün orman sınırları dışında olduğu, ancak bozma ilâmından önce mahkememizin 25.05.2005 gün ve 2002/236 Esas – 2005/136 Karar sayılı ilâmı ile tarla niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verildiği, bu konuda davalıların temyizi bulunmadığından Hazine yararına kazanılmış hak oluştuğundan ve Hazinenin kazanılmış hakkı gözönünde bulundurularak tarla niteliği ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline ve (A), (B) ve (B1) bölümlere ilişkin davalıların müdahalesinin menine, (T) işaretli 178,72 m² ve (T1) işaretli 132,40 m² yüzölçümlü toplam 311.12 m²’lik bölümün davalılar adına hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline,” karar verilmiş, hüküm Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Dairece 30/05/2011 gün ve 2011/2733-6555 E.K. sayılı ilâmında; [” Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına,”] karar verilmiştir.
Davacı Hazine vekili karar düzeltme dilekçesinde; mahkemece bozma ilâmından önce mahkemenin 25.05.2005 gün ve 2002/236 esas 2005/136 karar sayılı ilâmı ile verilen fen bilirkişi krokisinde taşınmazın (A) işaretli ve sarıya boyalı 6700 m² yüzölçümlü bölümünün orman sınırları dışında olduğu, ancak tarla niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verildiği, bu konuda davalıların temyizi bulunmadığından Hazine yararına kazanılmış hak oluştuğundan ve Hazinenin kazanılmış hakkı gözönünde bulundurularak tarla niteliği ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilen 6700 m² bu bölümün 2/B vasfı ile Hazine adına tesciline şeklinde kararın düzeltilmesi istemiyle, ayrıca mahkeme masraflarının 2901,94.-TL olması gerekirken 2763,80.- TL olarak eksik hesaplandığını, kabul ret oranına göre kararın düzeltilmesini istemiştir.
Davalı gerçek kişi vekili karar düzeltme dilekçesinde; öncelikle mahkeme kararının kendilerine usulsüz tebliğ edildiğini, davalılardan annesi … ile aynı apartmanda ve fakat ayrı ayrı dairelerde oturduklarını, tebligatta belirtildiği gibi bir çatı altında birlikte sakin olmadıklarını, karardan ve diğer aşamalardan bu nedenle hiç haberdar olmadıklarını, savunma haklarının kısıtlandığını, ayrıca; bozma öncesinde yapılan keşif ve uygulamalarda taşınmazın fen bilirkişi raporuna göre (A) harfiyle gösterilen (batıda kalan) 6700 m²’lik bölümünün orman tahdit sınırları dışında orman sayılmayan yerlerden olduğunu ve (B) harfiyle gösterilen (doğuda kalan) 2100 m²’lik bölümünün de 2/B alanında kalan yerlerden olduğunun belirlendiğini ancak mahkeme kararında maddî hata sonucunda raporun tam aksi olarak (A) harfiyle gösterilen (batıda kalan) 6700 m²’lik bölümün 2/B alanında kalan yerlerdenmiş gibi Hazine adına tescil edildiğini, 2100 m²’lik 2/B alanında kalan bölümün de tahdit dışındaymış gibi davalılar adına tescil edildiğini, bu kararın yine usulsüz bir şekilde birlikte sakin ibaresiyle yeğenlerine tebliğ edildiğini ve bozma sonrasında yapılan keşif ve uygulamalarda taşınmazın fen bilirkişi raporuna göre (A) harfiyle gösterilen (batıda kalan) 6700 m²’lik bölümün orman tahdit sınırları dışında orman sayılmayan yerlerden olduğunu ve (B) harfiyle gösterilen (doğuda kalan) bölümün de 2/B alanında kalan yerlerden olduğunun belirlendiğini, ancak; bozma ilâmından önce mahkememizin 25.05.2005 gün ve 2002/236 Esas 2005/136 Karar sayılı ilâmı ile tarla niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verildiği, bu konuda davalıların temyizi bulunmadığından Hazine yararına kazanılmış hak oluştuğundan ve Hazinenin kazanılmış bu hakkı gözönünde bulundurularak tarla niteliği ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğini, oysa mahkemece yapılan maddi hatanın kamu düzeni ve mülkiyet hakkı nedeniyle usulî kazanılmış hak doğurmayacağını ileri sürerek, bozma sonrası onama kararının kaldırılarak mahkemenin maddî hatasının düzeltilmesi yolunda kararın düzeltilmesini istemiştir.
Karar düzeltme istemlerinin incelenmesinde; mahkemece; bozma öncesinde yapılan keşif ve uygulamalarda çekişmeli … Köyü 342 parsel numaralı taşınmazın fen bilirkişi raporuna göre (A) harfiyle gösterilen ve (batıda kalan) 6700 m²’lik bölümünün orman tahdit sınırları dışında orman sayılmayan yerlerden olduğu ve (B) harfiyle gösterilen (doğuda kalan)
2100 m²’lik bölümünün de P. XII numaralı 2/B alanında kalan yerlerden olduğunun belirlendiği ancak mahkeme kararında maddî hata sonucunda raporun tam tersi olarak (A) harfiyle gösterilen (batıda kalan) 6700 m²’lik bölümün 2/B alanında kalan yerlerdenmiş gibi Hazine adına tescil edildiği, 2100 m²’lik 2/B alanında kalan bölümün de tahdit dışındaymış gibi davalılar adına tescil edildiği, bu kararın yine usulsüz bir şekilde birlikte sakin ibaresiyle davalının yeğenine tebliğ edildiği ve bu nedenle temyiz edilemediği, bozma sonrasında yapılan keşif ve uygulamalarda taşınmazın fen bilirkişi raporuna göre (A) harfiyle gösterilen (batıda kalan) 6700 m²’lik bölümün orman tahdit sınırları dışında orman sayılmayan yerlerden olduğu (B) ve (B1) harfleriyle gösterilen (doğuda kalan) bölümün de P. XII numaralı 2/B alanında kalan yerlerden olduğunun belirlendiği ancak orman bilirkişi kurul raporu ile harita mühendisi raporu arasında harflendirme farklılığı bulunduğu, bozma ilâmından önce mahkemenin 25.05.2005 gün ve 2002/236 esas 2005/136 karar sayılı ilâmı ile tarla niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilen (A) harfiyle gösterilen (batıda kalan) 6700 m²’lik bölüm hakkında davalıların temyizi bulunmadığından Hazine yararına kazanılmış hak oluştuğundan ve Hazinenin kazanılmış bu hakkı gözönünde bulundurularak tarla niteliği ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği, ayrıca; Hazine vekili dava dilekçesinde taşınmazın 2/B alanında kalan bölümünün iptali ile bu nitelikle hazine adına tesciline karar verilmesini talep ettiği ve orman niteliği ile Hazine adına tescil istemli bir talebi olmadığı halde, mahkemenin yapılan maddî hatayı gözetmeksizin hem de Hazinenin talebini aşar şekilde karar vermesi doğru bulunmamıştır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde ilk orman tahdidi 1942 yılında 3116 sayılı Kanuna göre yapılmıştır. Daha sonra 1979 yılında 1744 sayılı Kanuna göre aplikasyon ve 2. madde uygulaması ile 1990 yılında kadastrosu yapılmayan yerlerde orman kadastrosu yapılan yerlerde aplikasyon ve 2/B madde uygulaması yapılmış ve kesinleşmiştir.
Dava, taşınmazın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı iddiası ile birlikte Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer iddiası ile açılan tapu iptali tescili istemine ilişkindir.
Kural olarak; maddî hata, usulî kazanılmış hakkın istisnasını teşkil eder. Maddî hata aynı zamanda kamu düzenine ilişkin olup, mülkiyet hakkının ihlali sonucunu da doğurmaz. Mahkemece raporlar arasındaki harflendirme ve miktar çelişkisi giderilmemiştir. Davacı Hazinenin orman talebi yoktur. İstem aşılarak karar verilemez. Davalı gerçek kişiye ( ve kişilere) yapılan tebligat usulsüzdür. Bu nedenle hem Mahkemenin 25.05.2005 günlü; ”davanın kısmen kabulü ile (A) ile gösterilen 6700 m²’lik bölümün Hazine adına, (B) ile gösterilen 2100 m²’lik bölümün ise, davalılar adına tesciline,” dair verilen kararında bilirkişi raporuna aykırı olarak oluşturduğu hatalı hüküm hem de bu kararın davacı Hazine vekilinin temyizi üzerine Dairenin 19.06.2006 gün ve 2006/5466-8921 sayılı ilâmı ile maddi hata yapılan yerde usuli kazanılmış hakkın nazara alınarak karar verilmesi gereğine değinen zorlayıcı yorumu dahi hukukî yanılgı olduğundan davacı ve davalı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairenin esasa ilişkin onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün bozulması gerekmiştir.
Bundan ayrı; taşınmazın P. XII poligon numaralı 2/B alanında kalan bölümü bakımından da, yerel mahkeme kararından sonra 26/04/2012 tarihli ve 28275 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe giren 6292 sayılı Kanun çerçevesinde istem değerlendirilmiştir. Buna göre; 6831 sayılı Orman Kanununun 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. maddesi ve 2896 ve 3302 sayılı kanunlar ile değişik 2/B maddesi gereğince, nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi, yeni orman alanlarının oluşturulması, nakline karar verilen Devlet ormanları içinde veya bitişiğinde bulunan köyler halkının yerleştirilmesi ve orman köylülerinin kalkındırılmasının desteklenmesi ile Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin usûl ve esasların belirlenmesi amacıyla düzenlenen, 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı “Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Yasa ”, 26/04/2012 tarihli ve 28275 sayılı
Resmî Gazetede yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe girmiş ve aynı Yasayla 17/10/1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Yasa ile 16/02/1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmış, 6831 sayılı Kanunun bazı maddelerinde de değişiklikler yapılmış, bu cümleden olarak, diğer bir çok hükmün yanı sıra, 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanlara ilişkin tapu kaydına konulan şerhlerin silinmesi, bu alanlar için Hazine tarafından dava açılmaması, açılan davlardan vazgeçilmesi ya da davaların durdurulması, tapusunun iptaline karar verilen taşınmazların tekrar tapu sahibine iadesi gibi konular düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerin, dava konusu taşınmazın niteliğine ve durumuna göre, görülmekte olan davaya etkisinin ve sonuçlarının yeniden değerlendirilmesi için, yerel mahkeme hükmünün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine vekili ile davalı … vekilinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairenin 30/05/2011 gün ve 2011/2733-6555 E.K. sayılı ilâmıyla onama kararının KALDIRILMASINA, yerel mahkemenin 04/03/20009 gün ve 2006/269 E. 2009/88 K. sayılı kararının yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, karar düzeltme harcının istek halinde yatırana iadesine 11/02/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.