Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/13179 E. 2013/6106 K. 27.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13179
KARAR NO : 2013/6106
KARAR TARİHİ : 27.05.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında Yayla … Köyü, 122 ada 25 parsel sayılı 14592,13 m² yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı …, taşınmazın bir kısmını ekip biçerek bir kısmını da hayvan otlatarak 40-50 yıldır zilyet olduğu iddiasıyla, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tescili; birleşen dosya davacısı … ise, taşınmazın babası … .’dan intikal ettiği ve taksim ile kendisine düştüğü iddiasıyla, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tescili istemiyle dava açmışlardır.
Mahkemece, 1086 sayılı H.U.M.K.’nun 45. maddesi gereğince davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda, davaların kısmen kabulüne ve dava konusu parselin fen bilirkişi …’ın düzenlediği 25.05.2004 tarihli rapor ve krokide (A) harfi ile gösterilen 1651,78 m² yüzölçümündeki bölümünün tarla niteliğiyle … adına, (B) harfi ile gösterilen 3497,53 m² yüzölçümündeki bölümümün ise … adına, (C) harfi ile gösterilen 9442,82 m² yüzölçümündeki bölümün ise, tesbit gibi ham toprak olarak Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; davalı Hazine, davacı … mirasçısı … ve davacı …’nın temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 17.03.2005 tarih ve 2004/11395 – 2005/2924 sayılı kararı ile hüküm kısmen onanmış ve kısmen de bozulmuştur.
Hükmüne uyulan onama-bozma kararında özetle; “Fen elemanı bilirkişi … tarafından düzenlenen 25.05.2004 tarihli rapor ve krokide (C) harfi ile gösterilen 9442,82 m² yüzölçümündeki bölümün kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu olamayacak yerlerden olduğu belirlenerek bu bölüme ilişkin davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davacı gerçek kişilerin tüm temyiz itirazlarının reddiyle bu bölüme ilişkin hükmün onanmasına karar verilmiş, davalı Hazinenin fen elemanı bilirkişi krokisinde (A) ve (B) harfleriyle gösterilen bölümlerine ilişkin temyiz itirazları yönünden ise, Hazinenin sunduğu 1936 yılı 182 tahrir numaralı mera nitelikli vergi kaydı mevkiini … Camii alanı, Doğusu: Kabaca, Batısı: … deresi, Kuzeyi: …, Güneyi: … okuyup, yerel bilirkişi anlatımları ve komşu parsel dayanak kayıtları birlikte incelendiğinde, çekişmeli taşınmazın Camii alanı mevkiinde bulunduğu, Kuzey Doğudan Gökdereye, Güneyinde ekiz tarlaları denen dava dışı 122 ada 23 ve 24 sayılı parsellerin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu saptamalar karşısında, yerel bilirkişinin diğer kayıtların uygulanması sırasındaki sözleri ile çelişen, mera nitelikli vergi kayıtlarının buraya uymadığı yönündeki beyanlarına değer verilemeyeceği gibi meralara ilişkin uyuşmazlıklarda bilirkişi ve tanıkların komşu köylerden seçilmesi gerekirken, bu kurala uyulmamasının doğru olmadığı belirtilerek, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri bilen, komşu köylerden seçilecek yaşlı ve tarafsız yerel bilirkişiler ile aynı yönteme uygun olarak bildirilecek taraf tanıkları ve bir fen elemanı bilirkişi vasıtasıyla yeniden yapılacak keşifte, Hazinenin dayandığı mera nitelikli vergi kayıtları uygulanmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel kayıtları ile denetlenerek, özellikle 182 tahrir numaralı vergi kaydının kapsamı, çekişmeli parsele uyup uymadığı belirlenmeli, bilirkişi ve tanık sözlerinin tutanak içeriğine aykırı düşmesi halinde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 30/1. maddesi uyarınca tesbit bilirkişilerinin tanık sıfatıyla dinlenerek aykırılığın giderilmesine çalışılmalı; mera nitelikli vergi kaydının buraya uyduğunun belirlenmesi halinde kayda ters düşen bilirkişi ve tanık beyanlara değer verilemeyeceği düşünülerek gerçek kişilerin davasının tümden reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne ve dava konusu, Yayla Gerişburnu Köyü, 122 ada 25 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi … ’ın 14.04.2011 tarihli raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 1651,78 m² yüzölçümündeki bölümün tarla niteliği ve son parsel sayısı ile … mirasçıları adına, (B) harfi ile gösterilen 2426,86 m² yüzölçümündeki bölümün tarla niteliği ve son parsel sayısı ile davacı … adına, (D) harfi ile gösterilen 1070,67 m² yüzölçümündeki bölümün ham toprak niteliği ve son parsel sayısıyla Hazine adına, 122 ada 25 parsel sayılı taşınmazın geriye kalan diğer bölümlerini Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 17.03.2005 tarih ve 2004/11395 – 2005/2924 sayılı kısmen onama ilâmı ile kesinleştiği şekliyle tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından kabule konu krokide (A) ve (B) ile gösterilen bölümlere yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1947 yılında 3116 sayılı Kanuna göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükümlerine göre yapılıp dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece temyize konu krokide (A) ve (B) harfleriyle gösterilen bölümler yönünden uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak, 1936 tarih, 182 tahrir numaralı vergi kaydının taşınmaza uymadığı saptandığına göre, Hazine vekilinin temyize konu bölümlere yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile bu bölümler yönünden kurulan usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 27/05/2013 günü oy birliği ile karar verildi.