Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/13181 E. 2013/4420 K. 15.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13181
KARAR NO : 2013/4420
KARAR TARİHİ : 15.04.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında Yaka Köyü, 263 ada 2 parsel sayılı 25036,68 m² yüzölçümündeki taşınmaz, … oğlu …’ın zilyetliğinde iken, zilyetliğini 10 yıl devam ettirdiği, daha sonra ara verdiği ve bu arada taşınmazın bitki örtüsünün değiştiği ancak kadastro çalışmaları başlaması ile birlikte …’ın araziyi tarım yapmaya uygun ekonomik yarar sağlanmaya çevirdiği gerekçesi tutanağın edinme sütununa yazılarak tarla niteliğiyle Hazine adına tesbit edilmiştir.
Davacı … vekili, 16.10.2006 tarihli dilekçesiyle, ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın müvekkili adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu Yaka Köyü, 263 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kadastro tesbitinin iptali ile 01.03.2012 tarihli ek bilirkişi raporuna ekli krokide (A), (B), (C), (D) ve (E) harfleri ile gösterilen sırasıyla 2456,11 m², 891,12 m², 1580,34 m², 1493,79 m² ve 1621,09 m² yüzölçümündeki bölümlerden, krokide (A) harfi ile gösterilen bölüm 263 ada 2 parsel sayısıyla, krokide (B), (C), (D) ve (E) harfleri ile gösterilen bölümler ise, son parsel sayılarıyla orman vasfıyla Hazine adına, aynı krokide (F) harfi ile gösterilen 16994,23 m² yüzölçümündeki bölümün ise, tarla ve son parsel sayısıyla davacı gerçek kişi adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 20.03.2002 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece, dava konusu 263 ada 2 parsel sayılı taşınmazın krokide (F) harfi ile gösterilen 16994,23 m² yüzölçümündeki bölüm üzerinde davacı gerçek kişi yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu kabul edilerek, bu bölüm yönünden davacı gerçek kişinin davasının kabulüne karar verilmiştir. Ancak; mahkemece, yapılan inceleme ve araştırma, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğini belirlemekten uzak olduğu gibi, hüküm vermeye de yeterli bulunmamaktadır. Öncelikle, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olması bu yerin davacı kişi adına tescili için yeterli sebep değildir. Bir yerin kazanmayı sağlayan zilyetlikle edinilebilmesi için o taşınmaz üzerinde aralıksız, çekişmesiz ve ekonomik amaca uygun bir biçimde malik sıfatıyla zilyetliğinin sürdürülmesi ve 20 yıllık kazanma süresinin dolmuş bulunması gerekir. Dosyada, imar ve ihyanın sürdürülüş şekli, başlama ve tamamlanma tarihleri araştırılmamıştır. Ayrıca, keşif sırasında yerel bilirkişi ile davacı tanığı, taşınmazın imar ve ihyaya konu olup olmadığı yönünden usulüne uygun olarak dinlenmedikleri gibi, alınan beyanlar, somut olaylara dayalı olmayan gerekçesiz soyut nitelikteki sözlerden ibarettir. Raporu hükme dayanak alınan ziraatçı bilirkişi …tarafından hazırlanan 13.04.2010 havale tarihli raporda yukarıda vurgulandığı üzere imar ve ihya olgusu somut olarak irdelenmemiştir. Bu tür uyuşmazlıklarda taşınmazın niteliği, üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç ve sürecinin takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında hava fotoğrafları ve topoğrafik haritalardan yararlanmak suretiyle belirlenmesi gerekir. Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama, belirtilen bu yönler itibariyle eksik ve yetersizdir.
O halde, sağlıklı sonuca varılabilmesi için, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza komşu parsellerin, kadastro tesbit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile yine, en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile tesbit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 – 20 yıl öncesine ait iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, önceki bilirkişiler dışında, ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir harita (jeodezi ve fotogrametri) mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu ve yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde yeniden yapılacak keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli, dava konusu yerler bu belgeler üzerinde gösterilmeli, zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tesbit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, taşınmazın değişik bölümlerinden yeterli derinlikten toprak örnekleri alınıp incelenerek, taşınmazın imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, edildi ise tarihi ve ne kadar süreyle ne şekilde zilyet edildiği, bu zilyetliğin taşınmazın ekonomik amacına uygun olup olmadığı, son yıllarda işlenip işlenmediği ve en son hangi yıllarda ekildiği, taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü çevre parseller ile karşılaştırmak ve üzerindeki ağaçlar tek tek sayılmak suretiyle taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların cinsi, sayısı ve yaşı, taşınmazın hangi bölümlerini hangi yoğunlukta kapladıkları ve kapalılık oranı, hakim ağaç türü, ağaçların ekim yoluyla mı yoksa kendiliğinden mi yetiştiği veya aşılı olup olmadıkları, aşılı olanlar varsa, aşılı ağaçların kök yaşı ve aşı yaşı detaylı ve teknik ölçülerde saptanmalı, eğimi eğim ölçer klizimetre ve memleket haritasındaki münhaniler yardımıyla teknik olarak ölçülmeli, çekişme konusu taşınmazın yeri kadastro tesbit tarihinden geriye doğru en az 15-20 yıl öncesine ait (1980-1990 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş hava fotoğrafları keşifte bilirkişiler tarafından zemine uygulanmalı, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip hava fotoğraflarının çekildikleri tarihlere göre, çekişmeli taşınmazın üzerinde neler gözüktüğü, o yıllarda ziraat alanı olarak kullanılıp kullanılmadığı, kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı, imar ve ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı ya da taşınmazın hangi nitelikte bulunduğu, imar ve ihyasının tamamlanma tarihinin, kullanım süresinin ve ne zaman kullanılmaya başladığı, konularında uzman bilirkişilerden görüş alınmalı, yine fotogometri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasında zilyet ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, tanık ve diğer bilirkişi sözleri bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, taşınmaz üzerinde imar ve ihya işlemlerinin başladığı ve tamamlandığı tarih ile tarımsal amaçlı zilyetliğin başlangıç tarihi ayrı ayrı belirlenmeye çalışılmalı, çevre parseller keşifte yerine gereği gibi uygulanmalı, sözü edilen belgelerin dava konusu taşınmazı nasıl sınır gösterdiği saptanmalı, teknik bilirkişiye yerel bilirkişi sözlerini denetlemeye keşfi izleme olanağı sağlayan rapor tanzim ettirilmeli ve bu yolla taşınmazın önceki niteliğinin, imar ve ihya koşullarının, davacının zilyetliğinin, başlangıç tarihinin belirlenmesine çalışılmalı, hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli ve böylece taşınmazın üstün vasfının belirlenmesine çalışmalıdır. Şayet, krokide (F) harfi ile gösterilen bölüm kısme imar ve ihya edilmiş ise, ihya edilerek kültür arazisi niteliği kazandırılan bölümler ile işlenmeyen, imar ve ihya edilmeyen bölümler ölçülerek belirlenmeli ve teknik bilirkişi tarafından krokisine işlenmesi sağlanmalı, bu kısımlar ayrıca mahkeme nezaretinde çektirilecek fotoğraflara da işaretlenmeli ve bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
Bundan başka, hâkim tarafların talep sonuçları ile bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez (HMK. madde 26/l) ve iki taraftan birinin talebi olmaksızın re’sen bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamaz (HMK.md.24/l). Somut olayda kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın adına tescili istemiyle dava açan davacı gerçek kişinin davası taşınmazın krokide (A), (B), (C), (D) ve (E) harfleriyle gösterilen bölümleri yönünden reddedildiğine ve Hazine veya Orman Yönetimi tarafından taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açılan bir dava da olmadığına göre, taşınmazın redde konu bölümleri yönünden kadastro tespiti gibi tapuya tescile karar verilmesi gerekirken, H.M.K.’nun 24 ve 26. maddelerine aykırı bir şekilde re’sen alınan kararla, redde konu bölümlerin orman vasfıyla tapuya tesciline karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 15/04/2013 günü oy birliği ile karar verildi.