YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13435
KARAR NO : 2013/3098
KARAR TARİHİ : 21.03.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında ….Köyü 176 ada 6 ve 11 parsel sayılı sırasıyla 2253 m2 ve 5942 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, belgesizden fındıklık niteliğinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazların öncesi itibariyle orman olduğu ve zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 6 parselin orman niteliğiyle Hazine adına, 11 parselin tesbit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından 11 parsele yönelik olarak temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 06.04.2010 gün ve 2010/677 – 4549 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; [Mahkemece temyize konu 11 parselin kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığı ve 1998 tarihli memleket haritasında fındıklık niteliğinde olduğunu bildiren bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle karar verilmişse de delillerin değerlendirilmesinde hata söz konusudur.
Şöyle ki; çekişmeli 11 parsel, 1944 tarihli hava fotoğrafları ile 1960 tarihli memleket haritasında yarıya yakın bölümü orman niteliğinde görünmektedir. Keşifte bilgisine başvurulan yerel bilirkişi ve tanıklar, taşınmazların öncesi itibarıyla tarla olarak kullanıldığını, sonradan fındık ağacı dikildiğini haber vermişlerdir. Bu durumda, 1944 tarihli hava fotoğrafı ile 1960 tarihli memleket haritasında görünen ağaçların orman ağacı olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece orman olduğu kabul edilen 6 parsel ile temyize konu 11 parselin memleket haritasında ve hava fotoğraflarındaki konumu aynıdır.
2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Kanunun 2/B maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesi “orman sınır noktası ve hatlarının uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden,nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılacağı, sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadelerin arazinin durumuna göre inceleneceği, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise onun esas alınacağı” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde, aplikasyon hattının memleket haritasındaki bulgularla destekleneceği öngörülmüştür. Hazine taşınmazın öncesi itibarıyla orman olduğu iddiasıyla dava açtığına göre, taşınmazın orman kadastro sınırları dışında kalmış olması değil, eski tarihli resmî belge
niteliğindeki memleket haritaları ve hava fotoğraflarındaki konumu önem kazanmaktadır. O halde, 11 parselin hava fotoğrafı ve memleket haritasında orman olarak görünen bölümünün yüzölçümü fen elemanı aracılığıyla belirlenmeli, bu bölümün 6 parselde olduğu gibi orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne, 176 ada 11 sayılı taşınmazın tesbitinin iptaline, (B) harfi ile gösterilen 4480,24 m²’lik kısmının parselden tefriki ile 176 ada son parsel numarası ile orman vasfı ile davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 176 ada 11 sayılı taşınmazın tesbitinin iptaline (A) harfi ile gösterilen 1461,83 m²’lik kısmının 176 ada 21 parsel numarası ile davalı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından (A) kısma yönelik temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 3116 sayılı Kanuna göre 1944 yılında seri bazda yapılıp kesinleşen orman kadastro çalışmaları ile 1975 yılında 1744 sayılı Kanuna göre yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; mükerrer kayıt oluşturacak şekilde çekişmeli taşınmaz 176 ada 11 parsel olmasına karşın hüküm fırkasında 176 ada 21 parsel numarasıyla sicil oluşturulmasına karar verilmiş olması doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 3. bendinde bulunan “176 ada 21” ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine “176 ada 11” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.’nun 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA 21/03/2013 günü oy birliği ile karar verildi.