YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13443
KARAR NO : 2013/3880
KARAR TARİHİ : 05.04.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu …. Köyünde 1959 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında 172, 173 ve 174 sayılı parsellere uygulanan Temmuz 1927 tarih 84 ve 85, Mart 1316 tarih 4, Şubat 1957 tarih 97, T.evvel 1333 tarih 41 ve K.sani 1927 tarih 54 sayılı tapu kayıtları kapsamında kaldığı nedeniyle tapu malikleri adına tespit edilmiş, Hazine ve gerçek kişilerin açtıkları tespite itiraz davasının yapılan yargılaması sonucunda Kahramanmaraş Tapulama Mahkemesinin 1962/51-1977/15 sayılı kararı ile kadastro sırasında taşınmazların tespiti iki bilirkişi ile yapıldığından yeniden tespitinin yapılması için tapulama tutanaklarının kadastro müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir. Kadastro müdürlüğünce yeniden yapılan tespit üzerine taşınmazlar, Hazine adına tespit edilmiş, tapu kayıt maliklerinin yaptıkları itiraz üzerine kadastro komisyonunun 14/12/1981 tarihli kararı ile 172 ve 174 sayılı parsellere yapılan itirazlar reddedilmiş, 01/02/1982 tarihli kararı ile de 173 sayılı parselin yukarıda belirtilen tapu kaydı ve tedavül kayıtlarının kapsamında kaldığı gerekçesiyle bu parsele yapılan itirazlar kabul edilerek tapu kayıt malikleri adına tesbit edilmiştir. Komisyon kararına karşı Hazine ve davacı gerçek kişiler kadastro mahkemesinde dava açmışlardır. Mahkemece, davacıların dayandığı tapu kayıtlarının çok geniş olan … Çiftliği sınırlarını kapsadığı, davacıların bu yerden yer satınalmış olsalar bile tapu kaydının tek başına ispata yetmediği, taşınmazların fiilen başka kişiler tarafından kullanıldığı, davacıların satınalıp kullandıkları başka yerlerin tapusunu davalı yerlere uydurmaya çalıştıkları, taşınmazların zilyetlerinin farklı olduğu ve bu kişilerin de dava açmadıkları gerekçesiyle açılan bütün davaların reddine, dava konusu 172, 172 ve 174 sayılı parsellerin tespit gibi Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar…. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
1) Dava konusu 172 sayılı parsele ilişkin temyiz itirazları yönünden;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye hükmü temyiz eden davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının davalı taşınmaza uymadığı gibi taşınmaz üzerinde zilyetliklerinin de bulunmadığı belirlenerek yazılı biçimde kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Dava konusu 173 ve 174 sayılı parsellere ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve hükmü temyiz eden davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının davalı 174 sayılı parsele uymadığı gibi taşınmaz üzerinde zilyetliklerinin de bulunmadığı, 173 sayılı parsel yönünden ise tapulama sırasında Hazine adına yazılan payları iktisap ettiklerini ispatlayamadıkları, Hazinenin dayandığı Ocak 1956 tarih 74 sayılı tapu kaydının yapılan keşif, uygulama ve alınan bilirkişi raporlarına göre davalı taşınmazlara uymadığı gibi tapulama sırasında da 50
ve 51 sayılı parsellere revizyon gördüğü belirlenerek hüküm kurulduğuna göre, gerçek kişiler ve Hazinenin aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak, yargılama devam ederken 2003 yılında yörede yapılan orman kadastrosu sırasında dava konusu 173 ve 174 sayılı parsellerin Dairenin geri çevirme kararı üzerine alınan fen bilirkişi ek raporunda (A) işaretli bölümleri orman tahdidi içine alındığı ve bu parseller yönünden dava, aynı zamanda orman kadastrosuna itiraza da dönüştüğü halde Orman Yönetimi davaya dahil edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra yöntemince orman araştırmasının yapılmaması doğru değildir. Bu nedenle;
Mahkemece, öncelikle Orman Yönetimi davaya dahil edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01/06/1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Kabule göre de, 173 sayılı parsel, tapulama komisyonu tarafından tapu malikleri adına yazıldığı halde tespit maliklerinin davalı sıfatı ile, Hazinenin ise, davacı sıfatıyla karar başlığında gösterilmemesi ve hüküm fıkrasında hatalı olarak komisyon kararı gibi Hazine adına tesciline şeklinde hüküm kurulması da isabetsizdir.
SONUÇ:1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişilerin 172 sayılı parsele ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile bu parsel yönünden hükmün ONANMASINA,
2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişilerin 173 ve 174 sayılı parsellere ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile bu parseller yönünden hükmün BOZULMASINA 05/04/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.