Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/13444 E. 2013/3877 K. 05.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13444
KARAR NO : 2013/3877
KARAR TARİHİ : 05.04.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar Hazine,…. ve arkadaşları tarafından esasa yönelik olarak, davalılar …. mirasçıları tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Çekişmeli taşınmazların bulunduğu …. Köyünde 1959 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında 43, 45 ve 58 parsel sayılı sırasıyla 188250,00 m², 30500 m² ve 429000 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, Temmuz 1944 tarihli 37 nolu tapu kaydı ve gittileri ile 1937 tarihli 42 nolu vergi kaydı uygulanarak tarla niteliğiyle 43 sayılı parsel;… ve arkadaşları adına, 45 ve 58 sayılı parseller; zilyetliğin terki bulunduğu gerekçesiyle Hazine adına tespit edilmişler, …. ve arkadaşlarının açtıkları tespite itiraz davasının yapılan yargılaması sonucunda Kahramanmaraş Tapulama Mahkemesinin 1962/22 – 1977/12 sayılı 14.11.1977 günlü kararı ile geometrik olarak hangi parselle belirtildikleri anlaşılamadığı ve kadastro sırasında taşınmazların tespiti iki bilirkişi ile yapıldığından yeniden tespitinin yapılması için tapulama tutanaklarının kadastro müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kadastro Müdürlüğünce mahkeme kararı gereği 11.03.1981’de her bir tapu kayıt maliki ve satışlar gösterilerek çekişmeli yerler bu kez … ve arkadaşları adına tespit edilmişler, tespite karşı Hazine ile… ve arkadaşlarının komisyona yaptıkları itirazları 01.02.1982 günlü 1982/12 sayılı komisyon kararıyla reddedilmiştir. Komisyon kararına karşı Hazine çekişmeli parsellerin kadastro sırasında uygulanan tapu kayıtları kapsamında kalmadığı, Hazineye ait Ocak 1956 tarih 74 sayılı tapu kaydı kapsamında kaldığı iddiasıyla; davacı gerçek kişiler ve katılan gerçek kişiler ise, tapu ve zilyetliğe dayanarak kendilerine de pay verilmesi gerektiği iddialarıyla kadastro mahkemesinde dava açmışlardır. Mahkemece; davacılar Hazine ve gerçek kişiler ile katılanların davalarının reddine ve çekişmeli taşınmazların tapu kayıt malikleri adına tescillerine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ile davalılar Haydar ve Alaaddin Çetinkaya tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 16.Hukuk Dairesinin 01.10.1999 günlü 1999/3474 – 3586 sayılı kararıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 16.Hukuk Dairesinin 01.10.1999 günlü 1999/3474 – 3586 sayılı bozma kararında özetle; “taşınmazlarla ilgili 1960 yılında düzenlenen kadastro tutanaklarının usulüne uygun olmadığından kadastro müdürlüğüne iade edildiği, kadastro müdürlüğünün bunun üzerine 1981 yılında ikinci kez tutanak tanzim ettiği, kesinleşen yargı kararı ile 1960 yılında düzenlenen tutanaklar geçersiz kabul edildiğine göre 1981 yılında yapılan tespite değer verilmesi gerektiği ve taraflarında bu tespit neticesinde oluşturulmasının zorunlu

bulunduğu, bu nedenle taraf teşkili yapıldıktan sonra mahallinde yeniden keşif yapılarak tarafların dayandığı kayıtların usûlüne uygun olarak uygulanarak sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davaların reddine ve dava konusu …. Köyü 43, 45 ve 58 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş, hüküm davacılar Hazine, …. ve arkadaşları tarafından esasa yönelik olarak, davalılar …. mirasçıları tarafından, 1960 yılında yapılan tutanaklara göre karar verilmesi gerektiği yönünden temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde dava sırasında yapılarak 07.03.2003’de ilâna çıkan ve eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamaları bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, dosyaya sunulan fen bilirkişinin 16/05/2011 günlü ek raporuna göre çekişmeli taşınmazların 47, 48, 49 ve 14, 15 ve 16 nolu OTS’lere göre orman tahdit sınırları ve mera tahsis çalışmalarının dışında yer aldıkları, Hazinenin dayandığı Ocak 1956 tarih 74 sayılı tapu kaydının yapılan keşif, uygulama ve alınan bilirkişi raporlarına göre davalı taşınmazlara uymadığı gibi tapulama sırasında da 50 ve 51 sayılı parsellere revizyon gördüğü, davacı Hazine aynı zamanda tapu kayıt miktar fazlasını istemişse de tespite esas alınan tapu kaydı sınırları (İstanbul Özü) ; 2 – 3 metre eninde, 2 metre genişliğinde kadimden beri yatak değiştirmeyen ark, (Tarik); Afranlı Yolu, (Hacı Ömer Efendi tarlası); komşu 49 nolu parsel malikleri, (Dağ); komşu 51 nolu Hazine çayırlığı olup 51 sayılı taşınmaz ile dava konusu taşınmazlar arasında Mikail Özü denilen kadim arkın mevcut olduğu ve Hazinenin dayandığı 50 ve 51 nolu parsellere uyan tapu kaydının bu yönü Mikail Özü olarak okuduğu belirlenerek bu haliyle tapu kaydının sabit sınırlı hale geldiği anlaşıldığına, hükmü temyiz eden davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının çekişmeli yerlere uymadıkları gibi, zilyetliklerini de ispatlayamadıkları belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A madde gereğince, davalı gerçek kişilerden onama harcının alınmasına yer olmadığına ve yatırdıkları temyiz harcının istek halinde iadesine, aşağıda yazılı onama harcının davacı gerçek kişilere yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 05.04.2013 gününde oy birliği ile karar verildi.