Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/13595 E. 2013/1076 K. 11.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13595
KARAR NO : 2013/1076
KARAR TARİHİ : 11.02.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, … Köyü, … mevkiinde bulunan, 218 ada 43 parsel sayılı taşınmazın 2000,00 m²’lik bölümü üzerinde müvekkilinin fiilî kullanımı bulunduğu halde, yapılan kadastro çalışmasında müvekkiline ait kullanım şerhine rastlanmadığını ileri sürerek 218 ada 43 parselin fiilen müvekkilinin kullanımında olan bölümünde müvekkili lehine kullanım şerhi verilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, çekişmeli 218 ada 43 parsel sayılı taşınmazın kadastro tesbitinin 18.10.1995 tarihinde kesinleştiği ve bu durumda 30 günlük askı ilân süresi içinde dava açılmadığı gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından vekâlet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açılmaya göre dava, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece verilen karar, usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; kadastro mahkemesinin görevi, kadastro tutanağının tanzimi tarihinden tutanağın kesinleşmesine kadar geçecek zaman içindeki itiraz ve davalar için söz konusudur. Başka bir anlatımla; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 26. maddesinin 4. fıkrasına göre, kadastro mahkemesinin yetkisi, kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar. Somut olayda; 218 ada 43 parsel sayılı taşınmaz, 12.11.2003 tarihinde hakkında tutanak düzenlenmeden 3402 sayılı Kanunun 22/son bendi uyarınca aktarma suretiyle 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi kapsamında kalan yerlerden olduğu yönündeki şerh ile birlikte tapuya tescil edilmiştir. Ancak, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3402 sayılı Kanunun (5831 sayılı Kanunun 8. maddesi ile eklenen) Ek 4. maddesi gereğince yapılan kulanım kadastrosu sırasında 218 ada 43 parsel sayılı taşınmaz kullanım kadastrosuna konu edilerek hakkında 256, 257, 591, 592, 593, 594 ve 595 parsel sayıları ile kullanım kadastro tutanakları düzenlendiği ve 17.06.2010 – 16.07.2010 tarihleri arasında askı ilânlarının yapıldığı ve eldeki bu davanın askı ilân süresi içinde açıldığı, dosya arasında bulunan kadastro müdürlüğü ve tapu müdürlüğünün cevabî yazıları ile iade ile getirtilen kullanım kadastro tutanak örnekleri ve paftadan anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak, eldeki davanın askı ilân süresi içerisinde açılmış olması karşısında, görevli mahkemenin kadastro mahkemesi olacağı düşünülerek, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda gösterecekleri deliller toplanıp, işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi usûl ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 11/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi