YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13844
KARAR NO : 2013/1325
KARAR TARİHİ : 14.02.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 103 ada 107 parsel sayılı 2269244,96 m2 ve 101 ada 62 parsel sayılı 1837102,60 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, mera vasfıyla orta malı olarak sınırlandırılmıştır. Orman Yönetimi taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu ve 2003 – 2004 yıllarında ağaçlandırma yapıldığını bildirerek tesbitin iptal edilerek orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tescili talebiyle dava açmıştır. Mahkemenin dava dilekçesinin görev yönünden reddi ile dava konusu 101 ada 62 ve 103 ada 107 parsel sayılı taşınmazların mera niteliğinde orta malı olarak sınırlandırılarak özel siciline tesciline dair verdiği karar;
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 04.10.2011 tarih 2011/6955-11027 sayılı kararıyla; “mahkemece, görülmekte olan dava mera olan davalı taşınmazların tahsis amacının değiştirilmesine ilişkin olup meraların tahsis amacının değiştirilmesi işlemlerinin idari işlemler olduğu ve idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu kabulü dava ve dosya kapsamına uygun düşmediği, çekişmeli 101 ada 62 ve 103 ada 107 sayılı parseller kadastro sırasında mera olarak tesbit edilmiş, davacı … Yönetimi, taşınmazların orman olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Dava, mülkiyet hakkına ilişkin olup, mülkiyet çekişmelerinden doğan davaların görüleceği yer adli yargı olduğu gereğine ” değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüyle 101 ada 62 parselin (A) ile gösterilen 747681 m2’lik kısmının orman vasfıyla Hazine adına, kalan 1089421,60 m2’lik kısmının mera niteliğiyle özel sicile yazılmasına, 103 ada 107 parselin (B) ile gösterilen 156122 m2’lik kısmının orman vasfıyla Hazine adına, kalan 2113123 m2’lik kısmının mera niteliğiyle özel sicile yazılmasına karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbiti itiraza ilişkindir.
Mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Çekişmeli taşınmazlar üzerinde 2003 – 2004 yılında orman bakanlığı tarafından ağaçlandırma çalışması yapıldığı anlaşılmakta olup, 2004 yılında yapılan ağaçlandırma çalışmaları sırasında taşınmazlara ait mera tahsis kaydı bulunmadığı gibi taşınmazların o tarihte hali arazi niteliğiyle veya ham toprak niteliğiyle Hazine adına tapuya tescilli taşınmazlardan da olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, öncelikle çekişmeli taşınmazların kadim mera niteliğinde olup olmadığının araştırması gerekir.
Bu nedenle; mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek iki mühendis, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte,çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına göre, komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişi ve tanık ifadelerine başvurularak taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kadim mera niteliğinde olup olmadığı araştırılmalı, ziraatçı bilirkişiden taşınmazların mera vasfını belirler şekilde rapor alınmalıdır.
Yukarıda gösterilen şekilde yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazların kadim mera niteliğinde olmadığı saptandığı taktirde; çekişmeli taşınmazların ağaçlandırma çalışmasının yapıldığı 2004 yılında Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan ve tapusu bulunmayan taşınmazlardan olduğu anlaşıldığından, çekişmeli taşınmazların Orman Yönetimi tarafından ağaçlandırılan kısımları tesbit edilerek, bu kısımların orman vasfıyla Hazine adına, kalan kısımların tesbit gibi mera vasfıyla sınırlandırılmasına karar verilmelidir.
Çekişmeli taşınmazların kadim mera vasfında olduğu belirlendiği taktirde, hüküm, sadece davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiş olduğundan, Orman Yönetimi lehine kazanılmış haklarda gözetilerek hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 14/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.