YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14060
KARAR NO : 2013/939
KARAR TARİHİ : 07.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma talebinin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … vekili 08.03.2011 günlü dilekçesiyle, 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan ve 2/B tutanaklarında murisi …’ın kullanımında olduğu yazılı olan, eski … Beldesi 105 sayılı parselin 8000 m² yüzölçümündeki bölümünün kendisinin kullanımında olduğunu, bu bölümün imar uygulamasında bir çok parsele gittiği, bir bölümünün ise imar yolunda kaldığı, buna rağmen 105 sayılı parsel ile bu parselin gittileri olan imar parsellerin tapu kayıtlarının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Kanunun 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu, bu bölümün davacının kullanımında olduğu ve davalı olduğunun yazılmasını istemiştir. Daha önce temyiz incelemesi yapılan mahkemenin 2010/42-2011/413 sayılı dava dosyasında Fahrettin Balkan tarafından eski … Beldesi 105 sayılı parselin 8000 m² yüzölçümündeki bölümünün kendisinin kullanımında olduğunu iddiası ile aynı şekilde dava açıldığı ve … Turizm İşletmeleri A.Ş., 30.11.2010 tarihli dilekçeyle, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin turizm yatırımı yapmak kaydıyla kendilerine tahsis edildiği, yararlarına müstakil üst hakkı olarak tapuya kayıt edildiği, bu nedenle davalı yönetimler yanında davayı takip etmek üzere fer’î katılan olarak davaya katıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapunun beyanlar hanesine, 6831 sayılı Kanunun 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu, kendi kullanımında olduğu ve davalı olduğunun, beyanlar hanesine yazılması istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra 1989 yılında yapılıp 13.06.1990 tarihinde ilân edilen aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Kadiriye Köyünde 1954 yılında yapılan kadastroda çekişmeli 105 sayılı parsel, 105.750 m² yüzölçümünde çalılık niteliğiyle tesbit edilmiş, Kadiriye Köyünden … … ve diğerleri tarafından 105 sayılı parsel ile aynı köy 64 ilâ çevresindeki bir kısım parsellerin köy merası olduğundan, tesbitlerinin iptali ve köy merası olarak sınırlandırılması istemiyle davalılar Hazine, Saffet Ayvaz ve diğerleri arasında görülen kadastro tesbitine itiraz davası sonunda 105 sayılı parselin tesbitinin iptaline ve köy merası olarak sınırlandırılmasına, özel siciline yazılmasına ilişkin Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 23.11.1954 gün ve 1953/187-238 sayılı kararının kesinleşmesiyle, tapu sicildeki sayfası silinerek özel siciline kayıt edilmiş, 29.05.1991 gün ve 218 sayılı Bakanlar Kururulu kararı ile 3194 sayılı Kanunun 11. maddesi gereğince ihtiyaç fazlası mera olması nedeniyle 355.750,00 m² yüzölçümünde çalılık olarak, 31.05.1991 tarihinde 878 yevmiye ile Hazine adına kayıt edilmiş, 3194 sayılı Kanunun 18. maddesi gereğince yapılan ifrazda DOP olarak belirlenen bölüm ayrıldıktan sonra 1340 ilâ 1356 sayılı adalar oluşmuş, 11.377,00 m2 bölümü ise, 105 parsel sayısı ile çalılık olarak Hazine adına tapuya tescil edilmiş, 105 sayılı parselin de içinde yer aldığı 421.689 m² yüzölçümündeki taşınmaz Milli Emlak Genel Müdürlüğünün 17.12.1991 gün ve 58496 sayılı yazısı ile
Turizm Bakanlığı Yatırımlar Genel Müdürlüğüne turizm bölgesi olarak tahsis edilmiş, buna bağlı olarak 105 sayılı parsellerden ifraz edilen yerler ile aynı köy 73 ilâ 80, 82, 83, 84 ilâ 94 sayılı parseller tevhiden 515 ada 1 parsel sayısı ve 622.740,86 m² yüzölçümünde arsa niteliğiyle Hazine adına tescil edilmiş, 515 ada 1 sayılı parsel Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım İşletmeleri Genel Müdürlüğü tarafından 05.03.2009 tarih ve 11790 sayılı yatırım belgesi bulunan … Turizm Kompleksine tahsis edilmiştir.
Kesinleşmiş orman kadastro tutanaklarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporları ile 4141 m² yüzölçümündeki çekişmeli taşınmazın, 105 sayılı tesbit tutanağı iptal edilip, mera olarak sınırlandırılan, ancak, ihtiyaç fazlası mera niteliğiyle Hazine adına tescil edilen parsel ve bu parselde ve çevre parsellerde yapılan imar uygulamasında, ifraz ve tevhitler ile oluşan 515 ada 1 sayılı parselin içinde kaldığı, yörede 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi içindeyken, 1990 yılında kesinleşen 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı belirlenmiştir.
Mahkemece, taşınmazın mülkiyetinin Hazineye ait olduğu; davacı gerçek kişinin, beyanlan hanesine 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerh yazılmasını istemekte hukukî yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten de, kütüğün beyanlar hanesinde yazılı zilyetlik veya muhdesat şerhi, aynî hak olmayıp, kişisel hak niteliğinde olduğundan tapu sicilinden ayrı olarak alınıp, satılması mümkün değildir. Böyle bir talep, tarafların isteğiyle dahi tapu müdürlüğünce yerine getirilemez ve dava yoluyla genel mahkemeden istenemez. Orman Bakanlığı Hak Sahipliği Tespit Komisyonunun vereceği karara göre, davacının itiraz ve dava haklarını o aşamada kullanması mümkündür. Aksi halde, taşınmazın tapuya kayıt edilmesinden sonra yapılacak her devir işlemi ayrı bir davanın konusu olacaktır. Bu durum kanunun amacına aykırıdır. Diğer taraftan, 15.01.2009 gün 5831 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kadastro Kanununa “Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerin kadastrosu ve tescili” başlığı ile eklenen “EK MADDE 4- 6831 sayılı Orman Kanununun 20.06.1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi ile 23.09.1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05.06.1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2 nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11 nci maddesinde belirtilen askı ilânı hariç diğer ilânlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir. Bu maddeye göre yapılacak kadastro çalışmaları ikinci kadastro sayılmaz” hükmü gereğince yapılacak kadastroda, davacının isteğinin yasal olup olmadığı ayrıca değerlendirilecektir. Açıklanan nedenlerle; davacı tarafın çekişmeli taşınmazın kendisinin zilyetliğinde olduğunun tapu kaydının beyanlar hanesine yazılmasını istemekte hukukî yararı bulunmadığından, davacı gerçek kişinin dava konusu yerin kendisinin zilyetliğinde olduğunun ve muhdesatların beyanlar hanesine yazılması isteminin reddi doğru olup, davacı gerçek kişinin bu yöne temas eden temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak; 6831 sayılı Orman Kanununun 1744 sayılı Kanun ile değişik 2, 2896 ve 3302 sayılı kanunlar ile değişik 2/B maddesi gereğince, nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi, yeni orman alanlarının oluşturulması, nakline karar verilen devlet ormanları içinde veya bitişiğinde bulunan köyler halkının yerleştirilmesi ve orman köylülerinin kalkındırılmasının desteklenmesi ile Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla düzenlenen, 19/04/2012 tarihli ve 6292 sayılı “Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun”, 26/04/2012 tarihli ve 28275 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe girmiş ve aynı Kanunla 17/10/1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun ile 16/02/1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmış, 6831 sayılı Kanunun bazı maddelerinde de değişiklikler yapılmıştır. Bu cümleden, Kanunun 3/1 maddesi gereğince “Orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden; … b) 2/B alanları, bu Kanun kapsamında değerlendirilmek üzere Maliye Bakanlığının, tasarrufuna geçer. Kanunun 6/2. maddesi gereğince “2/B alanlarında bulunan taşınmazlar hakkında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra düzenlenecek güncelleme listelerine
veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre oluşturulacak tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre; bu taşınmazların 31/12/2011 tarihinden önce kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilecek kişilerden bu taşınmazları satın almak için süresi içerisinde idareye başvuran ve idarece tespit edilen satış bedelini itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul edenler de hak sahibi sayılır.” 6/3. madde gereğince “ Hak sahiplerinden birinci fıkra kapsamında olanlar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, ikinci fıkra kapsamında olanlar ise, güncelleme listelerinin tescil edildiği veya kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren sekiz ay içinde idareye başvurarak, bu taşınmazların bedeli karşılığında kendilerine doğrudan satılmasını isteyebilirler.” Sözü edilen kanun hükmü gereğince kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin hak sahiplerine rayiç bedel üzerinden satışı gündeme geleceğinden, bu niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt edilmesinde ve tapunun beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanunun 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin şerh yazılmasında hak sahibi olduğunu iddia eden kişilerin hukukî yararı bulunduğundan, hukukî yarar bulunmadığına değinen mahkeme gerekçesi yerinde değildir.
“Beyanlar” başlıklı Türk Medeni Kanununun 1012/2. madde hükmü “taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle belirlenir. Özel kanun hükümleri saklıdır” şeklindedir. Kanunun sözü edilen bu hükmü uyarınca, genellikle tapu kütüğüne yazılarak alenîleştirilmesinde fayda umulan hukukî ilişki ve fiilî durum şeklinde tarif edilen her beyanın tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterebilme olanağı yoktur. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünün beyanlar hanesine “beyanda” bulunulabilmesi için ya Medenî Kanunda bir hüküm olması veya özel kanunlarda bu konuda bir hükme yer verilmesi yahut Tapu Sicil Tüzüğünde bir düzenleme yapılmış olması gerekir. Tapu Sicil Tüzüğünün 60. maddesi hükmünce de kütüğün beyanlar sütununa ancak mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususlar yazılabilir.
6831 sayılı Kanunun 2/2. maddesi gereğince 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerler devlete ait ise Hazine adına, hükmî şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ise bu müesseseler adına, hususi orman ise sahipleri adına orman sınırları dışına çıkartılır. Uygulama kesinleştikten sonra tapuda kesin tashih ve tescil işlemi yapılır. Yine, aynı Kanunun 11/4. maddesi gereğince kadastrosu yapılıp kesinleşen Devlete ait ormanlar, tapu müdürlüklerince hiçbir harç, vergi ve resim alınmaksızın orman vasfı ile, 2 nci maddeye göre orman sınırları dışına çıkarılan yerler halihazır vasfı ile kaydında belirtme yapılarak Hazine adına tapuya tescil olunur. Kanunun açık hükümlerinin gereği yapılarak mera nitelikli 105 sayılı parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken, kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan bölümünün, mera kaydının iptali ve halihazırdaki niteliği ve beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanun hükmüne göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğu yazılarak, tapuya tescili için dava açılması gerekirken, 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın bu niteliği gözardı edilerek, 3194 sayılı Kanunun 11. maddesi gereğince ihtiyaç fazlası mera olduğu için, 355.750,00 m² yüzölçümünde çalılık niteliğiyle Hazine adına kayıt edilmesi taşınmazın niteliğini değiştiremez. Şöyle ki; 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerde 2981 ve 3194 sayılı kanun uygulaması yapılacağı konusunda hiç bir kanun hükmü bulunmadığı gibi, 3194 sayılı İmar Kanununun 4. maddesinin “… diğer özel kanunlar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu (imar) kanunun özel kanunlara aykırı olmayan hükümleri uygulanır” hükmü ile 2981 sayılı Kanunun 3290 sayılı Kanun ile değişik Geçici 2. maddesinin (e) bendi hükmünü iptal eden Anayasa Mahkemesinin 27.09.1995 gün ve 1995/13-51 sayılı kararı ve H.G.K.’nun 07.12.1997 gün ve 1997/1-655-1003 sayılı kararı ile kabul edildiği gibi, kamu malı niteliğini kazanan bir taşınmazın imar uygulamasına tabi tutularak özel mülkiyete dönüştürmeye idarî mercilerin yetkileri bulunmayıp, idari mercilerin kanundan kaynaklanan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararlar yok hükmünde olduğundan, buna dayanan tescilde, M.Y.’nın 1024.(932.) maddesi gereğince yolsuz tescil niteliğindedir. Anayasanın 169 ve 170. maddelerindeki 2924 sayılı Kanunda ve 3402 sayılı Kanunun 16/D maddesinde özel olarak düzenlenen Devlet Ormanları ve nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerler özel kanunlarına tâbidir. H.G.K’nun 24.03.1999 gün ve 1999/1 – 170-167 ve 21.02.1990 gün 1989/1 – 700 – 101 kararlarında belirtildiği
gibi, aslında özel mülkiyete konu olmayan taşınmazların her nasılsa tapuya tescil edilmesi halinde, bu durum taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden, tescil işlemi yok hükmünde olup, bu tür taşınmazlar hakkında M.K.’nun 1023. (931.) maddesinde belirtilen iyi niyetle iktisap iddiasında bulunulamaz. Nasıl oluşursa oluşsun, yanlış ve yolsuz tescillere dayalı olarak tapu sicilinde yapılacak değişiklikleri öngören iptal davaları görevini Adliye Mahkemelerine vermiştir. M.K.- Md. 1025.(933)”. Ne varki; çekişmeli taşınmazın da içinde yer aldığı eski 105 yeni 515 ada 1 sayılı parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken, kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan bölümünün 3194 sayılı Kanunun 11. maddesi uygulamasıyla oluşan tapu kaydının yolsuz tescil olması nedeniyle iptali ve 2/B niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açmakta davacı gerçek kişinin hukukî yararı bulunmasa da, yukarıda söz edildiği gibi, bu yolla oluşan tapu kaydının beyanlar hanesine bu niteliğinin yazılmasını istemekte hukukî yararı vardır.
Açıklanan hususlar gözetilerek, 515 ada 1 sayılı parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken, yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan bölümünün infaza elverişli ifraz krokisi düzenlettirilerek, tapu kaydının beyanlar hanesine fen bilirkişi krokisinde belirtilen bu bölümün 6831 sayılı Kanunun 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerh yazılmasına karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu biçimde karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 07/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.