YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14351
KARAR NO : 2013/3179
KARAR TARİHİ : 25.03.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Davacı … Yönetimi vekili, Davacı … vekili, … mirasçıları; …, … ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
I- A) Yörede 1953 yılında 5602 sayılı Kanuna göre yapılan kadastro sırasında, … Köyü 573 parsel sayılı 38.100 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, K.Sani 295 tarih 30 ve 183, Şubat 1338 tarih 7, T:evvel 1930 tarih 18, Mart 1951 tarih 109 ve Haziran 1929 tarih 15613 numaralı tapu kayıtları ile, … oğlu …, … ve …oğlu … adına 25.06.1953 tarihinde tesbit edilmiştir.
Orman Yönetimi, 07.10.1953 tarihinde, taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kaldığı ve ormandan açma ve orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile … ise, taşınmazda payı olduğu gerekçesiyle Tapulama tesbitine itiraz etmişler; itiraz sonucunda, Tapulama Komisyonunca Yetkisizlik kararı verilerek … Arazi Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. … ve … dahi itirazen taşınmazda payları olduğunun ileri sürmüşlerdir. … Arazi Kadastro Mahkemesinin 21/04/1962 gün ve 1954/2533 Esas – 1962/24 sayılı kararında; ”Mahkemece, taşınmazın K.Sani 1295 tarih 30 ve 183, Mayıs 1291 tarih 157 numaralı sicillerde Tahir Ağa adına tapulu olduğu, …, … ve … paylarının senetle …’a satıldığından ve … oğlu … hissesinin ise satılmadığı ve kalmış olduğundan sözedilerek davaların reddine, tesbitin iptaline ve 573 parsel numaralı taşınmazın 19/20 payının … oğlu … adına, 1/20 payının ise … oğlu … adına tespit ve tesciline ilişkin kararı … vekili tarafından temyiz edilmiş, temyiz giderleri ödenmediği için temyiz talebi red edilmiş, karar başlığında muteriz davacı olarak Orman Yönetimi gösterilmemiş ve Orman Yönetimine karar tebliğ edilmeksizin hüküm 19.12.1962 tarihinde kesinleştirilmiştir. Kesinleşen hüküm infaz edilerek 07.02.1963 tarihinde 9/20 payının … oğlu … adına, 1/20 payının ise … oğlu … adına tescil edilmiştir. … oğlu …’in 1/20 payının da satışı sonucunda 573 parsel tarla niteliği ile 38.100 m2 yüzölçümü ile tam hisse olarak … oğlu … adına tescil edilmiştir. … oğlu …’ın ölümü üzerine Sulh Hukuk Mahkemesinin 1975/560 E. – 1976 /394 K. sayılı kararı ile hükmen yapılan ifraz ve taksim nedeniyle 17.03.1977 tarihinde 573 parsel; 1505, 1506, 1507, 1508, 1509 parsellere gitmiş ve 1507 parsel 08.11.1989 tarihinde yapılan hisse satışları ve hisse tevhidi sonunda 2402 parsele gitmiştir. 1506 parsel 07.10.1992 tarihinde yapılan ifraz işlemi sonunda 2400 ve 2401 parsellere gitmiştir. 1505 parsel 02.08.2004 tarihinde yapılan ifraz işlemi sonunda 2964, 2965, 2966, 2967, 2968 ve 2969 sayılı parsellere ayrılmış ve tescilen gitmiştir.
Daha sonra … Asliye Hukuk Mahkemesinde 2003/178 Esasında 2402 parsel yönünden davacı … tarafından açılan orman kadastrosuna itiraz davası nedeniyle mahkemenin getirttiği 573 parsele ilişkin kadastro tespitine itiraz dosyası üzerinde re’sen yaptığı incelemede; Orman Yönetimi tutanakta ve tensipte muteriz olarak gösterildiği halde karar başlığında taraf olarak gösterilmediği ve kararın yönetime tebliğ edilmediği ve kararın bu nedenle kesinleşmediği anlaşılmakla mahkemece 10.02.2006 tarihinde kadastro mahkemesine yazılan müzekkere sonucunda … Arazi Kadastro Mahkemesinin 21/04/1962 gün ve 1954/2533 Esas ve 1962/24 sayılı kararı Orman Yönetimine 21.02.2006 tarihinde tebliğ edilmiş ve karar Orman Yönetimi tarafından 27.02.2006 tarihinde temyiz edilmiştir.
Orman Yönetiminin … Arazi Kadastro Mahkemesinin 21/04/1962 günlü bu ilk kararını temyiz etmesi üzerine, Dairenin 05.07.2007 tarih ve 2007/7501 – 9669 sayılı kararıyla [”Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu Yangı (Yayla) Köyünde 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 3302 sayılı Kanun hükmüne göre 1992 yılında yapılıp 21.05.1993 – 21.11.1993 tarihleri arasında ilân edilen ve mecut dava nedeniyle kesinleşmeyen aplikasyon ve (2/B) uygulaması vardır. Mahkemece, 1940 yılında yapılıp kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen tapu fen elemanı bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin orman sınırları dışında olduğunun belirlendiği gerekçesiyle Orman Yönetiminin davasının reddine karar verilmişse de, Orman Yönetimi karar başlığında gösterilmediği, tapu fen elemanı orman kadastro tutanak ve haritalarının uygulanmasında uzman olarak kabul edilemeyeceği gibi, çekişmeli taşınmazın 4785 sayılı Kanun hükümlerine göre devletleştirilen yerlerden olup olmadığı yöntemince belirlenmemiştir. Dosya içeriğinden, tahdidin 13.07.1945 tarihinden önce 1940 yılında yapılan sınırlandırmaya göre kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, sınır dışında kalan taşınmazın orman olup olmadığı ve hukuki durumu 1940 yılında yapılıp kesinleşen tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümlenemez. Zira, 3116 sayılı Kanun sadece devlet ormanlarını belirlemiş olup, bu yasaya göre 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen tahdit haritaları, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kalır. Bu şekildeki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 sayılı kanun hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 4785 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Kanun ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden sonra yapılan orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulamasına ilişkin işlemlerin, mevcut dava nedeniyle çekişmeli taşınmaz ve davanın tarafları yönünden kesinleştiği söylenemez. Bu nedenle; mahkemece eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde yapılan tüm orman kadastro işlemleri ile 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulamasına ilişkin tüm tutanak ve haritaları ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Kanunun 2/B maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama
yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmeli; Bilirkişi kurulu tarafından, taşınmazın tamamı yada bir bölümünün, 1940 yılında kesinleşen orman tahdit sınırları dışında kaldığı saptandığına taktirde; getirtilen memleket haritası, amenjman planı ve hava fotoğrafları, yapılacak inceleme ve keşifte uygulanmak suretiyle; çekişmeli taşınmazın, bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45.maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı , öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uygulamasına ilişkin haritalar ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli, tesbitin dayanağı tapu kayıtları yöntemince uygulanarak, ormanda kalan mevkii sınırları itibariyle değişebilir nitelikte sınırlar içerdiği, 3402 sayılı Kanunun 20/C maddesi gereğince kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı gözetilip, kayıt fazlasının nereden kaynaklandığı, kaydın yüzölçümü ile geçerli asıl kapsamı orman değilse kayıt fazlasının ormandan açılıp açılmadığı hususu incelenmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,”] karar verilmiş, Dosyanın … Kadastro Mahkemesinin 2007/3 Esasına kaydı yapılmıştır.
B) Yine, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/178 Esasında davacı … mahkemeye sunduğu 21.05.2003 tarihli dava dilekçesinde; yörede 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sırasında Yayla Köyündeki (573 parselden ifrazen ayrılan) 2402 parsel sayılı taşınmazın tamamının, orman sınırı dışında olduğu halde, 3302 sayılı Yasa hükmüne göre 1992 yılında yapılıp 21.05.1993–21.11.1993 tarihleri arasında ilan edilen aplikasyon ve (2/B) madde uygulamasında yapılan hatalı işlem sonucu taşınmazın sanki tahdit içersinde imiş gibi tamamının 2/B alanı olarak orman sınırları dışına çıkartıldığı iddiasıyla, işlemin iptali, taşınmazın tarım alanı olarak tesbiti ile önceden olduğu orman sınırları dışında bırakılmasını istemiştir. Mahkemece; Orman Yönetimi aleyhine açılan davanın husumetten reddine, diğer taraflar yönünden açılan davanın kabulüne, Yayla Köyü 2402 parsel
numaralı taşınmazın teknik bilirkişiler … tarafından düzenlenen 14.10.2003 hakim havale tarihli krokide (B) ile gösterilen 5270.45 m2 bölümün öncesinin orman olmadığının tesbiti ile bu bölümün orman sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin işlemin iptaline karar verilmiş, hüküm davalı … Yönetimi ve Hazine tarafından temyizi üzerine Dairenin 24.02.2005 gün ve ve 2005/494-1663 sayılı kararıyla [”Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, on yıllık süre içinde açılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğindedir. Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritalarıyla, kesinleşmiş mahkeme kararının uygulanmasına dayalı inceleme, araştırma ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi ve harita mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen müşterek bilirkişi rapor ve krokisi ile çekişmeli 2402 sayılı parselin, eski tarihli tapu kayıtları esas alınarak gerçek kişiler adına tesbit edilip, … Arazi Kadastro Mahkemesinin 21.04.1961 gün ve 1954/2533-24 sayılı kararı ile gerçek kişiler adına tescil edilen, 573 sayılı tapulama parselinden ifraz yoluyla geldiği, sözü edilen mahkeme kararı ile taşınmazın kesinleşen orman sınırları dışında bırakıldığının saptandığı, bu kararın Orman Yönetimi için kesin hüküm, Hazine yönünden ise kuvvetli delil oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce temyiz incelemesi yapılan mahkemenin 2003/207 E, 2004/354 K sayılı dosyası içindeki … Arazi Kadastro Mahkemesinin 21.04.1961 gün ve 1954/2533-24 sayılı kararı ve dosya aslı incelendiğinde, Yangı Köyü 573 sayılı parselin, 38100 m2 yüzölçümünde tarla niteliğiyle, K.sani 295 tarih 30 ve 183, Şubat 1338 tarih 7, T.evvel 1930 tarih 18 ve Mart 1951 tarih 109 tapu kayıtları ile, …, … ve … adına 25.06.1953 tarihinde tesbit edildiği, kadastro tesbitine, Orman Yönetimince, taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı iddiasıyla, …. tarafından ise, taşınmazda payının bulunduğu gerekçesiyle itiraz edildiği, … Arazi Kadastro Mahkemesince düzenlenen tensip tutanağında, Orman Yönetiminin yanı sıra …’ün de davacı sıfatıyla gösterildiği, ancak sonraki celse tutanakları ve keşif tutanağında Orman Yönetimine yer verilmediği gibi, gerekçeli kararda da, Orman Yönetiminin taraf olarak gösterilmediği, 15.08.1961 tarihli keşifte mütehassıs bilirkişi olarak adlandırılan fen elemanı bilirkişinin taşınmazın kesinleşen orman sınırları dışında bulunduğunu bildirdiği, mahkemece, taşınmazın K: sani 1295 tarih 30, ve 183, Mayıs 1291 tarih 157 numaralı sicilde Tahir Ağa adına kayıtlı olduğu,… mirasçılarından …, …, … paylarının senetle …’a satıldığının belirlendiği gerekçesiyle tesbitin iptaline ve taşınmazın 19/20 payının …, 1/20 payının ise … adına tesciline karar verildiği, hükmün … vekili tarafından temyiz edildiği, temyiz giderleri ödenmediği için temyiz talebi reddedilerek, kararın 19.12.1962 tarihinde kesinleştiğinin karar üzerine yazıldığı, 573 parselin mahkeme kararı infaz edilerek tapuya tescil edildiği, ifrazlar ile çekişmeli 2402 sayılı parselin oluştuğu anlaşılmaktadır. Hukuk Yargılama Usul Kanununun 237. maddesi anlamında kesin hükümden söz edilebilmesi için, davanın taraflarının ve konusunun aynı olması gereklidir. Yukarıda sözü edilen mahkeme dosyası incelendiğinde görüldüğü gibi, 573 sayılı parselin kadastro tesbitine aslında Orman Yönetiminin itirazı ve davası bulunduğu halde, Yönetim taraf değilmiş gibi, yokluğunda yargılama yapılıp, kararda taraf olarak gösterilmeden, parselin kesinleşmiş orman sınırları dışında da olduğundan söz edilerek gerçek kişiler adına tesciline karar verilmiş, karar Orman Yönetimine tebliğ edilmemiştir. Bu nedenlerle; … Arazi Kadastro Mahkemesinin 21.04.1961 gün ve 1954/2533-24 sayılı kararının Orman Yönetimi açısından kesinleştiğinden söz edilemeyeceği ve bu kararın Yönetim için kesin hüküm oluşturmadığı gibi, 573 sayılı parselin kadastro tesbitinin Orman Yönetimi açısından kesinleştiğinden de söz edilemez. O halde; mahkemece, … Arazi Kadastro Mahkemesinin 21.04.1961 gün ve 1954/2533-24 sayılı kararının aslında taraf olduğu halde, karar başlığında gösterilmeyen Orman Yönetimine tebliğinin sağlanması, karar Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmeyerek Yönetim aleyhine kesinleşir ise yargılamaya devamla hüküm kurulması, … Arazi kadastro Mahkemesi kararı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilirse, temyiz incelemesinin neticesinin beklenmesi, mahkeme kararının bozulması halinde, Orman Yönetimi açısından 573 sayılı parselin kadastro tesbitinin
kesinleştiğinden söz edilemeyeceği için, gerçek kişilerin 10 yıllık sürede açtığı eldeki aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına itiraz davasının bu davaya katılma talebi olarak değerlendirilip, eldeki davada görevsizlik kararı verilerek dosyanın Kadastro Mahkemesine gönderilmesi gerekirken, yargılamaya devamla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan, Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,”] karar verilmiştir.
Bozma kararı üzerine dosyanın … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/241 Esasına kaydı yapılmış bozma kararına uyulmak suretiyle mahkemece; 22.01.2008 gün ve 2005/241 Esas 2008/12 sayılı kararı ile görev yönünden davanın reddine ve dosyanın görevli ve yetkili … Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve hüküm kesinleştirilerek dosya … Kadastro Mahkemesine devredilmiştir. … Kadastro Mahkemesinin 09.05.2008 gün ve 2008/5 Esas ve 2008/6 sayılı kararı ile iş bu dava dosyasının hukuki ve fiili irtibat nedeniyle … Kadastro Mahkemesinin 2007/3 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve esasının bu şekilde kapatılmasına, yargılamaya 2007/3 Esas sayılı dosya üzerinden devamına karar verilmiştir.
C) Yine, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/213 Esasında davacılar … ve arkadaşlarının mahkemeye sunduğu 21.05.2003 tarihli dava dilekçesinde; yörede 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sırasında Yayla Köyündeki 2401 parsel sayılı taşınmazın tamamının, orman sınırı dışında olduğu halde, 3302 sayılı Kanun hükmüne göre 1992 yılında yapılıp 21.05.1993 – 21.11.1993 tarihleri arasında ilan edilen aplikasyon ve (2/B) madde uygulamasında yapılan hatalı işlem sonucu taşınmazın sanki tahdit içersinde imiş gibi tamamının 2/B alanı olarak orman sınırları dışına çıkartıldığı iddiasıyla, işlemin iptali, taşınmazın tarım alanı olarak tesbiti ile önceden olduğu orman sınırları dışında bırakılmasını istemiştir. Mahkemece, Orman Yönetimi aleyhine açılan davanın husumetten reddine, diğer taraflar yönünden açılan davanın kabulüne, … Köyü 2401 parsel numaralı taşınmazın teknik bilirkişiler ….tarafından düzenlenen 14.10.2003 hakim havale tarihli krokide (B) ile gösterilen 4171.46 m2 bölümün öncesinin orman olmadığının tesbiti ile bu bölümün orman sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin işlemin iptaline karar verilmiş, hüküm davalı … Yönetimi ve Hazine tarafından temyizi üzerine Dairenin 24.02.2005 gün ve ve 2005/493-1665 sayılı kararıyla [” Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, on yıllık süre içinde açılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğindedir. Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritalarıyla, kesinleşmiş mahkeme kararının uygulanmasına dayalı inceleme, araştırma ve keşif soncu düzenlenen uzman bilirkişi ve harita mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen müşterek bilirkişi rapor ve krokisi ile çekişmeli 2401 sayılı parselin, eski tarihli tapu kayıtları esas alınarak gerçek kişiler adına tesbit edilip, … Arazi Kadastro Mahkemesinin 21.04.1961 gün ve 1954/2533-24 sayılı kararı ile gerçek kişiler adına tescil edilen, 573 sayılı tapulama parselinden ifraz yoluyla geldiği, sözü edilen mahkeme kararı ile taşınmazın kesinleşen orman sınırları dışında bırakıldığının saptandığı, bu kararın Orman Yönetimi için kesin hüküm, Hazine yönünden ise kuvvetli delil oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce temyiz incelemesi yapılan mahkemenin 2003/207 E. – 2004/354 K. sayılı dosyası içindeki … Arazi Kadastro Mahkemesinin 21.04.1961 gün ve 1954/2533-24 sayılı kararı ve dosya aslı incelendiğinde, Yangı Köyü 573 sayılı parselin, 38100 m2 yüzölçümünde tarla niteliğiyle, K.sani 295 tarih 30 ve 183, Şubat 1338 tarih 7, T.evvel 1930 tarih 18 ve Mart 1951 tarih 109 tapu kayıtları ile, …, … ve … adına 25.06.1953 tarihinde tesbit edildiği, kadastro tesbitine, Orman Yönetimince, taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı iddiasıyla, Şüleyman Şen tarafından ise taşınmazda payının bulunduğu gerekçesiyle itiraz edildiği, … Arazi Kadastro Mahkemesince düzenlenen tensip tutanağında, Orman Yönetimi yanı sıra…, …’ün de davacı sıfatıyla gösterildiği, ancak sonraki celse tutanakları ve keşif tutanağında Orman Yönetimine yer verilmediği gibi, gerekçeli kararda da, Orman Yönetiminin taraf olarak gösterilmediği, 15.08.1961 tarihli keşifte mütehassıs bilirkişi olarak adlandırılan fen elemanı bilirkişinin
taşınmazın kesinleşen orman sınırları dışında bulunduğunu bildirdiği, mahkemece, taşınmazın K: sani 1295 tarih 30, ve 183, Mayıs 1291 tarih 157 numaralı sicilde Tahir Ağa adına kayıtlı olduğu, … mirasçılarından …, …, … paylarının senetle …’a satıldığının belirlendiği gerekçesiyle tesbitin iptaline ve taşınmazın 19/20 payının …, 1/20 payının ise … adına tesciline karar verildiği, hükmün … vekili tarafından temyiz edildiği, temyiz giderleri ödenmediği için temyiz talebi red edilerek, kararın 19.12.1962 tarihinde kesinleştiğinin karar üzerine yazıldığı, 573 parselin mahkeme kararı infaz edilerek tapuya tescil edildiği, ifrazlar ile çekişmeli 2401 sayılı parselin oluştuğu anlaşılmaktadır. Hukuk Yargılama Usul Yasasının 237. maddesi anlamında kesin hükümden söz edilebilmesi için, davanın taraflarının ve konusunun aynı olması gereklidir. Yukarıda sözü edilen mahkeme dosyası incelendiğinde görüldüğü gibi, 573 sayılı parselin kadastro tesbitine aslında Orman Yönetiminin itirazı ve davası bulunduğu halde, Yönetim taraf değilmiş gibi, yokluğunda yargılama yapılıp, kararda taraf olarak gösterilmeden, parselin kesinleşmiş orman sınırları dışında da olduğundan söz edilerek gerçek kişiler adına tesciline karar verilmiş, karar Orman Yönetimine tebliğ edilmemiştir. Bu nedenlerle … Arazi Kadastro Mahkemesinin 21.04.1961 gün ve 1954/2533-24 sayılı kararının Orman Yönetimi açısından kesinleştiğinden söz edilemeyeceği ve bu kararın Yönetim için kesin hüküm oluşturmadığı gibi, 573 sayılı parselin kadastro tesbitinin Orman Yönetimi açısından kesinleştiğinden de söz edilemez. O halde; mahkemece, … Arazi Kadastro Mahkemesinin 21.04.1961 gün ve 1954/2533-24 sayılı kararının aslında taraf olduğu halde, karar başlığında gösterilmeyen Orman Yönetimine tebliğinin sağlanması, karar Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmeyerek Yönetim aleyhine kesinleşir ise yargılamaya devamla hüküm kurulması, … Arazi kadastro Mahkemesi kararı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilirse, temyiz incelemesinin neticesinin beklenmesi, mahkeme kararının bozulması halinde, Orman Yönetimi açısından 573 sayılı parselin kadastro tesbitinin kesinleştiğinden söz edilemeyeceği için, gerçek kişilerin 10 yıllık sürede açtığı eldeki aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına itiraz davasının bu davaya katılma talebi olarak değerlendirilip, eldeki davada görevsizlik kararı verilerek dosyanın kadastro mahkemesine gönderilmesi gerekirken, yargılamaya devamla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,”] karar verilmiştir. Ne varki, esas ve karar numarası belirtilen iş bu orman kadastrosunun iptali istemine ilişkin dava dosyası görevsizlik kararı verilerek … Kadastro Mahkemesinin 2007/3 Esas sayılı ana dosyası içersine konulmamıştır.
II- A) Yörede 1953 yılında 5602 sayılı Kanuna göre yapılan kadastro sırasında, Yangı (Yayla) 558 parsel sayılı 22.200 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, senetsiz ve belgesizden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Mehmet oğlu Osman Durmuş adına tesbit edilmiştir. Orman Yönetimi, 07.10.1953 tarihinde, taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kaldığı ve ormandan açma ve orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile, …. ve arkadaşları ise tapuya dayanarak Tapulama/Kadastro tesbitine itiraz etmişler, itiraz tapulama komisyonunca yetkisizlik kararı verilerek … Arazi Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. … ve arkadaşları, yine aynı tapu kaydına tutunarak, … ve … hiçbir belgeye dayanmadan taşınmazın adlarına tescilini isteyerek davaya katılmışlardır. … Arazi Kadastro Mahkemesinin 28/12/1961 gün ve 1954/2518 Esas 1961/295 sayılı Kararında; ”Mahkemece, davacıların ibraz ettkleri tapu kayıtlarının dava konusu yerle bir alakası bulunmadığı ve taşınmazın ekli krokide (A) ile gösterilen 2628 m2 yüzölçümündeki bölümünün kesinleşen tahdit sınırları içerisinde kaldığı ve krokideki arta kalan krokide (B) harfi ile gösterilen 19.572 m2 yüzölçümündeki bölümün tahdit sınırları dışında kültür arazisi olduğu ve halen Osman durmuş ve … tasarrufunda olduğu anlaşılmakla; … ile … tarafından yapılan itirazın kısmen kabulüne, diğer davacıların itirazlarınnın Reddine, davalı adına yapılan tesbitin iptaline, ekli krokide (A) ile gösterilen 2628 m2 yüzölçümündeki bölümün ifrazen Orman olarak Belirtilmesine, krokideki arta kalan krokide (B) harfi ile gösterilen 19.572 m2 yüzölçümündeki
bölümün 1/2’şer pay ile …. oğlu … adına tespit ve tesciline karar verilmiş, karar başlığında muteriz davacı olarak Orman Yönetimi gösterilmemiş ve Orman Yönetimine karar tebliğ edilmemişir. Hüküm tebliğ edilen taraflarca temyiz edilmeyerek 05.03.1965 tarihinde kesinleştirilmiş ve kesinleşen hükün infaz edilerek 558 parsel Tarla ve Kargir Ev niteliği ile 19572 m2 yüzölçümüyle ½ şer paylı olarak …. oğlu … adına Tescil edilmiştir. Taşınmazın 2628 m2 yüzölçümündeki bölümü bu parselden ifrazen Orman olarak Hazine adına tescil edilmiştir. Daha sonra 558 parsel, 18.09.1992 tarihinde 2395, 2396, 2397 parsellere ifraz edilmiştir.
Esasen; … Asliye Hukuk Mahkemesinde 2003/171 Esasında 558 parselin ifraz parselleri yönünden davacı … tarafından açılan orman kadastrosuna itiraz davası nedeniyle mahkemenin getirttiği 558 parsele ilişkin kadastro tespitine itiraz dosyası üzerinde mahkemenin re’sen yaptığı incelemede; Orman Yönetimi tutanakta ve tensipte muteriz olarak gösterildiği halde karar başlığında taraf olarak gösterilmediği ve kararın yönetime tebliğ edilmediği ve kararın bu nedenle kesinleşmediği anlaşılmakla mahkemece 08.12.2004 tarihinde kadastro mahkemesine yazılan müzekkere sonucunda … Arazi Kadastro Mahkemesinin 28/12/1961 gün ve 1954/2518 Esas 1961/295 sayılı kararı Orman Yönetimine 22.12.2004 tarihinde tebliğ edilmiş ve karar Orman Yönetimi tarafından 30.12.2004 tarihinde temyiz edilmiştir.
Orman Yönetiminin, … Arazi Kadastro Mahkemesinin 28/12/1961 günlü bu ilk kararını temyiz etmesi üzerine; Dairenin 31.05..2007 tarih ve 2007/4231-7177 sayılı kararıyla [”Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu Yangı (Yayla) Köyünde 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1978-1980 tarihleri arasında yapılan aplikasyon ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2. madde uygulaması, 1987 yılında yapılıp, 01.12.1989 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması bulunmaktadır. Mahkemece, 1940 yılında yapılıp kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen tapu fen elemanı bilirkişi raporuyla çekişmeli … Köyü 558 sayılı parselin (A) ile gösterilen bölümün orman sınırları içinde, (B) bölümün ise orman sınırları dışında olduğunun belirlendiği gerekçesiyle Orman Yönetiminin davasının kısmen kabulüne karar verilmişse de, Orman Yönetimi karar başlığında gösterilmediği, tapu fen elemanı bilirkişi orman kadastro tutanak ve haritalarının uygulanmasında uzman olarak kabul edilemeyeceği gibi, çekişmeli taşınmazın 4785 sayılı Kanun hükümlerine göre devletleştirilen yerlerden olup olmadığı yöntemince belirlenmemiştir. Dosya içeriğinden, tahdidin 13.07.1945 tarihinden önce 1940 yılında yapılan sınırlandırmaya göre kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, sınır dışında kalan taşınmazın orman olup olmadığı ve hukuki durumu 1940 yılında yapılıp kesinleşen tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümlenemez. Zira, 3116 sayılı Kanun sadece devlet ormanlarını belirlemiş olup, bu yasaya göre 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen tahdit haritaları, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kalır. Bu şekildeki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 sayılı kanun hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 4785 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden sonra yapılan orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulamasına ilişkin işlemlerin, mevcut dava nedeniyle çekişmeli taşınmaz ve davanın tarafları yönünden kesinleştiği söylenemez. Bu nedenle; mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde yapılan tüm orman kadastro işlemleri ile 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulamasına ilişkin tüm tutanak ve haritaları ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve
bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Kanunun 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu, genel kadastro paftası üzerinde ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde söz edildiği üzere, tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen orman kadastro tutanaklarına değer verileceği düşünülmeli; Bilirkişi kurulu tarafından taşınmazın tamamı yada bir bölümünün, 1940 yılında kesinleşen orman tahdit sınırları dışında kaldığı saptandığına taktirde; getirtilen memleket haritası, amenjman planı ve hava fotoğrafları, yapılacak inceleme ve keşifte uygulanmak suretiyle; çekişmeli taşınmazın, bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45.maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uygulamasına ilişkin haritalar ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,”] karar verilmiştir.
Dosyanın … Kadastro Mahkemesinin 2007/4 Esasına kaydı yapılmış ve 24.12.2007 gün ve 200/4 Esas 2008/1 sayılı kararı ile iş bu dava dosyasının hukuki ve fiili irtibat nedeniyle … Kadastro Mahkemesinin 2007/3 Esas sayılı dosyası ile Birleştirilmesine ve esasının bu şekilde kapatılmasına, yargılamaya 2007/3 Esas sayılı dosya üzerinden devamına karar verilmiştir.
B) Yine, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/171 Esasında 558 parselin ifraz parselleri yönünden davacı … tarafından açılan orman kadastrosuna itiraz davasında; yörede 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sırasında Yayla Köyündeki (573 parselden ifrazen ayrılan) 2402 parsel sayılı taşınmazın tamamının, orman sınırı dışında olduğu halde, 3302 sayılı Kanun hükmüne göre 1992 yılında yapılıp 21.05.1993–21.11.1993 tarihleri arasında ilan edilen aplikasyon ve (2/B) madde uygulamasında yapılan hatalı işlem sonucu taşınmazın sanki tahdit içersinde imiş gibi tamamının 2/B alanı olarak orman sınırları dışına çıkartıldığı iddiasıyla, işlemin iptali, taşınmazın tarım alanı olarak tesbiti ile önceden olduğu orman sınırları dışında bırakılmasını istemiş, ne varki; … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/171-460 E. K.sayılı iş bu orman kadastrosunun iptali istemine ilişkin dava dosyası görevsizlik kararı verilerek … Kadastro Mahkemesinin 2007/3 Esas sayılı ana dosyası içersine konulmamıştır.
Yukarıda geçen aşamalarda özet olarak; 1953 yılında 5602 sayılı Kanuna göre yapılan Kadastro sırasında, Yangı (Yayla) Köyü 573 parsel sayılı taşınmazın, tapu kayıtlarına dayalı olarak yapılan tespitine, Orman Yönetiminin taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kaldığı ve ormandan açma ve orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile, Süleyman Şen ise, taşınmazda payı olduğu gerekçesiyle tapulama tesbitine itirazları sonucunda tapulama Komisyonunca yetkisizlik kararı verilerek … Arazi Kadastro Mahkemesine gönderilmiş, … Arazi Kadastro Mahkemesi 21/04/1962 gün ve 1954/2533 Esas 1962/24 sayılı kararında; ”itiraz ve davaların reddine, tesbitin iptaline ve 573 parsel numaralı taşınmazın 19/20 payının … oğlu … adına, 1/20 payının ise … oğlu … adına tespit ve tesciline ilişkin kararı … vekili tarafından temyiz edilmiş, temyiz giderleri ödenmediği için temyiz talebi reddedilmiş, karar başlığında muteriz davacı olarak Orman Yönetimi gösterilmemiş ve Orman Yönetimine karar tebliğ edilmeksizin hüküm 19.12.1962 tarihinde kesinleştirilmiştir. Kesinleşen hüküm infaz edilerek 07.02.1963 tarihinde 9/20 payının … oğlu … adına, 1/20 payının ise … oğlu … adına tescil edilmiştir. … oğlu …’in 1/20 payınında satışı sonucunda 573 parsel tarla niteliği ile 38.100 m2 yüzölçümü ile tam hisse olarak … oğlu … adına tescil edilmiştir. … oğlu …’ın ölümü üzerine Sulh Hukuk Mahkemesinin 1975/560 E. 1976 /394 K. sayılı kararı ile hükmen yapılan ifraz ve taksim nedeniyle 17.03.1977 tarihinde 573 parsel; 1505, 1506, 1507, 1508, 1509 parsellere gitmiş ve 1507 parsel dahi 08.11.1989 tarihinde yapılan hisse satışları ve hisse tevhidi sonunda 2402 parsele gitmiştir. 1506 parsel dahi 7.10.1992 tarihinde yapılan ifraz işlemi sonunda 2400 ve 2401 parsellere gitmiştir. 1505 parsel dahi 02.08.2004 tarihinde yapılan ifraz işlemi sonunda 2964, 2965, 2966, 2967, 2968, 2969 parsellere ayrılmış ve tescilen gitmiştir.
Esasen; … Asliye Hukuk Mahkemesinde 2003/178 Esasında 2402 parsel yönünden davacı … tarafından açılan, yine, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/213 Esasında 2401 parsel yönünden Davacılar Safiye Arslan ve arkadaşları tarafından açılan orman kadastrosuna itiraz davası nedeniyle mahkemenin getirttiği 573 parsele ilişkin kadastro tespitine itiraz dosyası üzerinde re’sen yaptığı incelemede; Orman Yönetimi tutanakta ve tensipte muteriz olarak gösterildiği halde karar başlığında taraf olarak gösterilmediği ve kararın yönetime tebliğ edilmediği ve kararın bu nedenle kesinleşmediği anlaşılmakla mahkemece 10.02.2006 tarihinde kadastro mahkemesine yazılan müzekkere sonucunda … Arazi Kadastro Mahkemesinin 21/04/1962 gün ve 1954/2533 Esas 1962/24 sayılı kararı Orman Yönetimine 21.02.2006 tarihinde tebliğ edilmiş ve karar Orman Yönetimi tarafından 27.02.2006 tarihinde temyiz edilmiş, Orman Yönetiminin, … Arazi Kadastro Mahkemesinin 21/04/1962 günlü bu ilk kararını temyiz etmesi üzerine; Dairenin 05.07.2007 tarih ve 2007/7501-9669 sayılı kararıyla, yine dairenin 24.02.2005 gün ve ve 2005/493-1665 sayılı kararıyla, yukarıda anlatılan nedenlerle 573 parsele ilşkin karar ve tutanak kesinleşmediğine göre davanın kadastro tespitine itiraz davası olduğu, aynı zamanda bu dava nedeniyle aplikasyon ve 2/B madde uygulamalarıda kesinleşmiyeceğinden davanın aynı zamanda orman kadastrosuna itirazada dönüşeceği ve taşınmazın ilk tahdit dışında kalan
bölümleri yönünden resmi belgelere dayalı olarak inceleme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilerek bozulmuş, dava dosyaları kısmen birleştirilmiştir.
Dava konusu 558 parsel dahi yukarıda anlatılan benzer aşamalardan geçmiş ve mahkemenin birleşen 2007/4 esas sayılı dosyasında davacı vekili Yangı Köyü 558 parsel sayılı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile Osman Durmuş adına tesbit edilmesi nedeni ile davacı … Yönetiminin taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, davacı … ve arkadaşlarının ise tapuya dayanarak kadastro tespitine etmeleri neticesinde itirazen tapulama komisyonunca yetkisizlik kararı verilerek … Arazi Kadastro Mahkemesine gönderilmesi sonucunda mahkemece … ve Orman Yönetiminin davasının kısmen kabulüne, diğer dava ve itirazların reddine dair verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2007/4231 Esas ve 2007/7177 Karar sayılı karar ile bozulmasına karar verilerek dosya kadastro mahkemesine gönderilmiş, yeniden 2007/4 Esasa kaydedilerek yapılan duruşmada Yargıtay bozma kararına göre davaya konu yerle ilgili eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenejman planı getirtilerek ayrıntıları belirtildiği şekilde keşif yapılması gerektiği bildirilmiş, mahkemenin 2007/3 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde ise dava konusunun ve davacısının iş bu dava ile aynı olduğu, aynı Köy 573 parselle ilgili olup o dosyada da memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenejman planının celbi ile aynı nitelikte keşif yapılması gerektiği bildirilerek Yargıtay’dan bozularak döndüğü böylelikle her iki dosya arasında usul ekonomisi yönünden bağlantı bulunduğu anlaşıldığından dava dosyaları ana dosya olan 2007/3 Esas ile birleştirilmiştir.
Bütün bu aşamalardan ve dairenin bozma kararları çerçevesinde yapılan keşif ve uygulama sonrasında müdahil davacı Hazine vekili mahkemeye sunduğu 31.03.2010 tarihli dilekçesinde; dava konusu…. Köyü 573 ve 558 parsel sayılı taşınmazların öncesinin orman olduğu, yapılan 2/B çalışması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğu, bu nedenle 16 pafta 573 parsel ( ifrazlar sonucu oluşan 2401, 2402, 1508, 1509, 2964, 2965, 2966, 2967, 2968, 2969 parseller ile 1505 parselden ifraz olan ve yol olarak istimlak edilen parsel ) ile 558 parsel ( ifraz ile oluşan 2395, 2396, 2397 parseller ) in 2/B uygulaması ile Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; 1. davacı … ve müdahil Davacı Hazinenin davalarının KABULÜYLE; A) Haritacı bilirkişi …nın 26.02.2010 havale tarihli raporunda … ilçesi … Köyü 573 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilen, 1509 parselde (B1) harfi ile gösterdiği 1.024,78 m2, B10 harfi ile gösterdiği 48,16 m2 lik kısmın, 1508 parselde (B2) harfi ile gösterdiği 2.048,64 m2 lik kısmın, 1507 parselden ifraz edilen 2402 parselde (B3) harfi ile gösterdiği 5.204,50 m2 lik kısmın, 1506 parselin ifrazı ile oluşan 2401 parselde (B4) harfi ile gösterdiği 4.305,75 m2 lik kısmın, 1505 parselin ifrazı ile oluşan 2964 parselde (B5) harfi ile gösterdiği 641,14 m2 lik kısmın, 1505 parselin ifrazı ile oluşan 1325,12 m2 lik 1265 parselin, 1.376,01 m2 lik 2966 parselin, 1.375,55 m2 lik 2967 parselin, 1376,15 m2 lik 2968 parselin, 1.375,45 m2 lik 2969 parselin, B) … Köyü 558 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilen, 2395 parselde (B9) harfi ile gösterilen 7.476,15 m2 lik kısmın, 2396 parselde (B8) harfi ile gösterilen 6.544,75 m2 lik kısmın, 2397 parselde (B7) harfi ile gösterilen 970,89 m2’lik kısmın Hazine adına tapuya tesciline, tapu kaydının beyanlar hanesine “6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılmıştır” ibaresinin eklenmesine, 2. A) Haritacı bilirkişi ….’nın 26.02.2010 havale tarihli raporunda … ilçesi …Köyü 573 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilen, 1509 parselde (A1) harfi ile gösterdiği 5.913,14 m2 lik kısmın, 1508 parselde (A2) harfi ile gösterdiği 5.364,87 m2 lik kısmın, 1507 parselden ifraz edilen 2402 parselde (A3) harfi ile gösterdiği 2.795,50 m2 lik kısmın, 1506 parselin ifrazı ile oluşan 2401 parselde (A4) harfi ile gösterdiği 1.976,25 m2 lik kısmın, 1505 parselin ifrazı ile oluşan 2964 parselde (A5) harfi ile gösterdiği 958,58 m2 lik kısmın, B) Yayla Köyü 558 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilen, 2395 parselde (A9) harfi ile gösterilen 2.134,77 m2 lik kısmın, 2396 parselde (A8) harfi ile gösterilen 2.241,20 m2 lik kısmın, 2397 parselde (A7) harfi ile gösterilen 29,41 m2 lik kısmın davalılar … oğlu … yönünden 19/20 oranında ve … oğlu … yönünden 1/20 oranında bu
davalılar adına tespit ve tesciline, 3. Diğer davacıların davalarının reddine, 4. davanın niteliği gereği harç alınmasına yer olmadığına, 5. Davacı … idaresi tarafından yapılan 2.315,25.- TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı idareye verilmesine, 6. Davacı … idaresi kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.Tarifesine göre hesaplanan 1.000,00.-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı … idaresine verilmesine, karar verilmiş ve hüküm davacı … Yönetimi vekili, davacı … vekili, … mirasçıları; …, … ve … (Durmuş) tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz ile aynı zamanda on yıllık süre içinde açılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu …Köyünde 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 3302 sayılı Yasa hükmüne göre 1992 yılında yapılıp 21.05.1993 – 21.11.1993 tarihleri arasında ilân edilen ve mevcut dava nedeniyle kesinleşmeyen aplikasyon ve (2/B) uygulaması vardır.
Mahkemece yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuşsa da yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
1) Davacı … Yönetim vekili temyiz itirazlarında; … Arazi Kadastro Mahkemesinin 21/04/1962 gün ve 1954/2533 Esas 1962/24 sayılı Kararının temyizen bozulması nedeniyle 2007/3 esasında kurulan hükümde Orman Yönetimi muteriz davacı olduğu halde ve karar başlığında gösterilmediği, dava konusu taşınmazların öncesinin orman olduğu ve 2/B çalışmalarının yapıldığı tarihe kadar sürdürülen zilyetliğe değer verilemiyeceği, bu nedenle ifrazen Hazine adına tescile karar verilen yerde 2/B şerhininde hatalı olduğu, ayrıca yargılama giderlerinin yanlış hesaplandığı ve Orman Yönetimi lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi (kurulu) tarafından 1940 yılında kesinleşen orman kadastrosu haritası ile ilk tahdit dışında kalan bölümler açısından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama, inceleme ve araştırmada; çekişmeli senetsiz ve belgesizden 558 parselden ifrazen oluşan 2397 parselin (A7) bölümü, 2396 parselin (A8) bölümü, 2395 parselin (A9) bölümü ile çekişmeli tapulu 573 parselden ifrazen oluşan 1509 parelin (A1) bölümü, 1508 parselin (A2) bölümü, 1507 parselden ifrazen oluşan 2402 parselin (A3) bölümü, 1506 parselden ifrazen oluşan 2401 parselin (A4) bölümü, 1505 parselden ifrazen oluşan 2964 parselin (A5) bölümü, 1940 yılında kesinleşen orman tahdidi dışında ve resmî belgelerde açık alanda orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve senetsiz ve belgesizden oluşan 558 parselde adına tescil kararı verilen kişiler yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yine 558 parselden ifrazen oluşan 2397 parselin (B7) bölümü, 2396 parselin (B8) bölümü, 2395 parselin (B9) bölümü 1940 yılında kesinleşen orman tahdidi içinde iken ve resmî belgelere göre P. II numaralı 2/B poligonu olarak işaretlenmiş, yine çekişmeli 573 parselden ifrazen oluşan 1509 parelin (B1) bölümü, 1508 parselin (B2) bölümü, 1507 parselden ifrazen oluşan 2402 parselin (B3) bölümü, 1506 parselden ifrazen oluşan 2401 parselin (B4) bölümü, 1505 parselden ifrazen oluşan 2964 parselin (B5) bölümü ile 2965, 2966, 2967, 2968, 2969 parsellerin tamamı, 1940 yılında kesinleşen orman tahdidi içinde iken ve resmî belgelere göre P. I numaralı 2/B poligonu olarak işaretlenmiş, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirdiği ve 2/B madde koşullarını taşıyan yerlerden olduğu anlaşıldığına göre yazılı şekilde huküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, Orman Yönetiminin bu bölümlere ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Ayrıca, Orman Yönetiminin yargılama giderlerinin yanlış hesaplandığı ve Orman Yönetimi lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini belirten temyiz itirazları doğru olmadığı gibi, kaldıki; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesiyle 3402 sayılı Yasaya eklenen “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya
diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” şeklindeki 36/A maddesi ve 17. maddesi ile eklenen “Bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” şeklindeki geçici 11. maddesi hükümleri gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.
Ancak; davacı … Yönetimi, … Arazi Kadastro Mahkemesinin 21/04/1962 gün ve 1954/2533 Esas 1962/24 sayılı dosyaya konu 573 parselin kadastro tespit tutanağında muteriz davacı olduğu halde karar başlığında gösterilmemesi nedeniyle hükmün kesinleşmediği gerekçesiyle kararın temyizen bozulması nedeniyle 2007/3 Esasına kaydedilerek kurulan hukümde dahi Orman Yönetiminin davacı sıfatı ile karar başlığında gösterilmemesi doğru bulunmamıştır
2) Davacı …’ın 573 parselden ifrazen oluşan 1507 parselden ifrazen gelen 2402 parselin (B3) numara ile işaretlenen ve P. I numaralı 2/B poligonunda kalan bölüme yönelik temyiz itirazlarına gelince; 2402 parselin dava konusu 573 parselden ifrazen oluşan 1507 parselden ifrazen geldiği ve yörede 3116 sayılı Kanuna göre 1940 yılında yapılan ilk orman tahdidinde orman tahdit sınırları içerisinde kaldığı ve 1993 yılında 3302 sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasında nitelik yitirmeleri nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldıkları, bu tür taşınmazların yasa gereğince devlete kalan taşınmazlar olup, 27.01.2009 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5831 sayılı Kanunun 5. maddesiyle 6831 sayılı Kanuna eklenen Ek-10 maddesine göre; ” Bu Kanunun; 20/6/1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi ile 23/9/1983 tarihli ve 2896 sayılı Kanun ve 5/6/1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan yerler, çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemez..” hükmü gereğince 2/B uygulaması nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden kazandırcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile mülk kazanılamıyacağı öngörüldüğünden davacı …’ın temyiz itirazlarının bu nedenle reddi gerekmiştir. Çünkü; her ne kadar 573 parsel tapu kaydına dayanılarak kadastro tespiti yapılmış ise de dayanılan tapu kaydı gayri sabit değişir sınırlı olup yüzölçümü 15.000 m2’dir. Kural olarak; değişir sınırlı tapu kayıtlarına miktarı ile kapsam tayin edileceğinden, 573 parselin kesinleşen tahdit sınırları dışında kalan ve ifrazdan sonra (A1), (A2), (A3), (A4), (A5) harfleri ile gösterilen bölümleri toplamının 17.008,34 m2 olduğu ve tapu kaydı yüzölçümü toplamından daha fazla olarak gerçek kişilere yer verildiği anlaşılmaktadır ki, başlıbaşına bu dahi ret sebebidir. Bu nedenle; somut olayda 6292 sayılı Kanunun gerçek kişiler lehine uygulanma olanağı da yoktur.
3) … mirasçılarından …, … ve … (Durmuş)’un temyiz itirazlarına gelince; dava konusu 558 parsel kadastro sırasında Mehmet oğlu Osman Durmuş adına tesbit edilmiştir. Orman Yönetimi, 07.10.1953 tarihinde taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kaldığı ve ormandan açma ve orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile, … ve arkadaşları ise tapuya dayanarak Tapulama/Kadastro tesbitine itiraz etmişler, İtiraz tapulama komisyonunca yetkisizlik kararı verilerek … Arazi Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. … ve arkadaşları, yine aynı tapu kaydına tutunarak, … ve … hiçbir belgeye dayanmadan taşınmazın adlarına tescilini isteyerek davaya katılmışlardır. … Arazi Kadastro Mahkemesinin 28/12/1961 gün ve 1954/2518 Esas 1961/295 sayılı Kararında; ”Mahkemece, davacıların ibraz ettkleri tapu kayıtlarının dava konusu yerle bir alakası bulunmadığı ve taşınmazın ekli krokide (A) ile gösterilen 2628 m2 yüzölçümündeki bölümünün kesinleşen tahdit sınırları içersinde kaldığı ve krokideki arta kalan krokide (B) harfi ile gösterilen 19.572 m2 yüzölçümündeki bölümün tahdit sınırları dışında kültür arazisi olduğu ve halen Osman durmuş ve … tasarrufunda olduğu anlaşılmakla; … ile … tarafından yapılan itirazın kısmen kabulüne, diğer davacıların itirazlarınnın reddine, davalı adına yapılan tesbitin iptaline, ekli krokide (A) ile gösterilen 2628 m2 yüzölçümündeki bölümün ifrazen orman olarak
belirtilmesine, krokideki arta kalan krokide (B) harfi ile gösterilen 19.572 m2 yüzölçümündeki bölümün 1/2’şer pay ile Mehmet oğlu Osman Durmuş ve Osman oğlu … adına tespit ve tesciline karar verilmiş, karar başlığında muteriz davacı olarak Orman Yönetimi gösterilmemiş ve Orman Yönetimine karar tebliğ edilmemişir. Hüküm tebliğ edilen taraflarca temyiz edilmeyerek 05.03.1965 tarihinde kesinleştirilmiş ve kesinleşen hükün infaz edilerek 558 parsel tarla ve kargir ev niteliği ile 19.572 m2 yüzölçümüyle ½ şer paylı olarak …. oğlu … adına tescil edilmiştir. Taşınmazın 2628 m2 yüzölçümündeki bölümü bu parselden ifrazen orman olarak Hazine adına tescil edilmiştir. Daha sonra 558 parsel, 18.09.1992 tarihinde 2395, 2396, 2397 parsellere ifraz edilmiş ve ifraz krokisinde … ve hisedarları olarak belirtilmişitir.
558 parselden ifraz edilen 2395, 2396, 2397 parsellerin tahdit sınırları dışında kalan A7, A8, A9 harfleri ile gösterilen bölümleri mahkemece hiçbir gerekçe gösterilmeden … ve hisedarları yerine 573 parselde olduğu gibi davalılar … oğlu … yönünden 19/20 oranında ve … oğlu … yönünden 1/20 oranında bu davalılar adına tespit ve tesciline, karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Aslında; dava konusu … Köyü 573 parsel ile 558 parsel arasında geçirdikleri hukuksal aşama benzerliği dışında aralarında ne taraf olarak ne dayanılan kayıtlar olarak, hukuki ve fiili bir irtibat yoktur. Mahkemece hukuksal olay benzerliği dışında, usul ekonomisi yönünden bağlantı bulunduğu gerekçesiyle 573 ve 558 parsellere ilişkin davaların birleştirilmesi hukuki sorunu dahada zorlaştırmış içinden çıkılmaz hale getirmiştir. Çünkü; 573 ve 558 parsellerin kadastrodaki hukuki dayanakları ve tarafları farklı kişilerdir. Aynı zamanda farklı farklı parsellere ifraz görmüş ve 10 yıllık süre içersinde tapu kaydına dayanılarak açılan orman kadastrosunun iptali davaları nedeniyle herbir dava hangi parselden ifraz edilmişse o parselin ana dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekirken mahkemece bu husus usulünce takip edilmemiş ve gözardı edilmişitir. Bu nedenle, 573 parsele ilişkin kadastro tespitine itiraz davasını içeren ana dosya ile bu parselden ifrazen ayrılan 2401 ve 2402 parsellere ve varsa başka parsellere ilişkin olarak açılan orman kadastro tespitine itiraz davalarının 2007/3 esas sayılı ana dosyada bırakılması, yine 558 parsele ilişkin kadastro tespitine itiraz davasını içeren ana dosya ile bu parselden ifrazen ayrılan 2395, 2396, 2397 parsellere ilişkin olarak açılan orman kadastro tespitine itiraz davalarının bu ana dosyadan tefrik edilerek yeni bir esasa kaydedilmesi ve 573 parsel ile bu parselden ifrazen ayrılan parseller hakkında açılan KTİ ve OKİ davaları bu usulde kendi içerisinde birleştirilerek, yine, 558 parsel ile bu parselden ifrazen ayrılan parseller hakkında açılan KTİ ve OKİ davaları bu usulde kendi içerisinde birleştirilerek ve iki ana dosya halinde inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, usul ekonomisi gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde 573 ile 558 parsellere ilişkin dava dosyaları hiç gerekmediği halde birleştirilerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle, mahkemece yapılacak iş: öncelikle, 573 parsel hakkında bozma kararı sonrası açılan KTİ davası ile bu parselden ifrazen ayrılan parseller hakkında açılan OKİ davaları bu usulde kendi içersinde birleştirilmeli, yine 558 parsel hakkında bozma sonrası açılan KTİ davası ile bu parselden ifrazen ayrılan parseller hakkında açılan OKİ davaları bu usulde kendi içersinde birleştirilmeli ve iki ana dosya halinde inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir.
Kabule göre de; mahkemece, Orman Yönetiminin ve müdahil davacı Hazinenin davasının kabulüne karar verildiğine göre, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesiyle 3402 sayılı Yasaya eklenen “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” şeklindeki 36/A maddesi ve 17. maddesi ile eklenen “Bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” şeklindeki geçici 11. maddesi hükümleri gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve hüküm altına alınan 2.315,25.-TL yargılama gideri ile A.A.Ü.Tarifesine göre hesaplanan 1.000,00.-TL
vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı … idaresine verilmesine şeklinde hüküm kurulması da doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: 1) Yukarıda bir numaralı bentde açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin işin esasına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, davacı sıfatı ile ana dosyanın karar başlığında yönetimin isiminin yazılmamasına ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu nedenle BOZULMASINA,
2) İki numaralı bentde açıklanan nedenlerle; davacı …’ın 573 parselden ifrazen oluşan 1507 parselden ifrazen gelen 2402 parselin (B3) numara ile işaretlenen ve P. I numaralı 2/B poligonunda kalan bölüme yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE,
3) Üç numaralı bentde açıklanan nedenlerle; davalı … mirasçılarından …, … ve … ….’un 558 parselden ifrazen ayrılan ve tahdit sınırları dışında kalan (A7), (A8), (A9) harfleri ile gösterilen bölümlere ilişkin temyiz itirazları ile davacı … Yönetimi lehine takdir edilen yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 25/03/2013 günü oy birliği ile karar verildi.