YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14359
KARAR NO : 2013/6080
KARAR TARİHİ : 27.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Kasabası, … Mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, fen bilirkişi raporundaki (A) ile gösterilen 20253,70 m² ve (B) ile gösterilen 463,02 m² yüzölçümündeki taşınmazlar hakkındaki davanın kabulü ile davacı adına tapuya tesciline ilişkin verilen karar, Hazine tarafından temyiz edilmekle Dairenin 03.03.2010 gün 2010/2121 – 2622 sayılı kararı ile “… taşınmaza bitişik 208, 209 ve 210 adalarda bulunan parsellerin ihdastan önceki kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile, yine 2238 parsele ait hüküm dosyası getirtilmeli en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile dava tarihinden 15 – 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar ve ihya ile zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu belirlenmeli, taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar ve ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddî olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, keşif sırasında taşınmazı çeşitli yönlerinden hali hazır durumunu gösterir renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dava dosyası içine konulmalı, davanın açıldığı tarihten önce ya da sonra Hazine yetkilileri tarafından hazırlanan idari tahkikat ve haksız işgal (ecrimisil) tutanakları varsa bu tutanaklar da yerine uygulanıp tutanaklarda ismi yazılı kişiler tanık sıfatıyla dinlenilmeli, 3402 sayılı Kanunun 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama ve dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda araştırma yapılmalı …” denilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın KISMEN KABULÜNE ve Kadastro Müdürlüğü’nün 27.06.2012 günlü yazısı ekinde gönderilen krokide (A) ile gösterilen 19224,57 m² ve (B) ile gösterilen 463,02 m² gösterilen bölümlerin tarla niteliğiyle davacı gerçek kişi adına tapuya kayıt ve tesciline, rapor ve krokinin kararın eki sayılmasına, 10.05.2012 tarihli duruşmada takip edilmeyeceği bildirilen bölüme ilişkin davanın tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 26.04.1984 tarihinde ilân edilip 26.04.1985 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır.
Genel arazi kadastrosu işlemi, 1960 yılında yapılmış ve kesinleşmiş ve çekişmeli taşınmaz taşlık ve çalılık niteliğiyle tesbit harici bırakılmıştır. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince uzman orman bilirkişi tarafından orman kadastrosuna, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen davacı yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 27/05/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.