YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14460
KARAR NO : 2013/4039
KARAR TARİHİ : 09.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar, davalı Hazine ve müdahil Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, 24/12/2007 tarihli dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri Belenbaşı Köyünde iki parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu iddia ederek, Medeni Kanunun 713. maddesi hükmüne göre davacılar adlarına tescilini istemişlerdir. Katılan … Yönetimi, orman olarak Hazine adına tescil isteminde bulunmuştur. Mahkemece, (B) ile gösterilen 5220 m² ve (A) ile gösterilen 6110 m² yüzömçümündeki taşınmazlar hakkındaki davanın kabulü ile davacılar adlarına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine, reddedilen bölümler orman kadastro sınırı içinde kaldığından Orman Yönetiminin tescil isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar, davalı Hazine ve katılan … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazların tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1948 yılında 3116 sayılı Kanuna göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra 1981 yılında 1744 sayılı Kanuna göre yapılarak ilân edilmediğinden kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise 1964 yılnda kesinleşmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların 1963 tarihli memleket haritasında orman sayılmayan yerlerden olduğu ve kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığı ve bu bölümler yönünden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının davacılar yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Taşınmaz üzerindeki gerçek zilyetlik olgusunun yerel bilirkişi ve tanık beyanları dışında en eski tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritası ile dava tarihinden 20 yıl önceki dönemlere ait memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planındaki konumunun da incelenerek belirlenmesi gerekir. Diğer taraftan, uzman bilirkişi raporunda; taşınmaz üzerinde zeytin ağaçları bulunduğu açıklandığı halde, taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarının delicelikten aşılanma mı yoksa dikme mi olduğu, kapalılık derecesinin ne olduğu ve taşınmaz eğiminin % kaç olduğu belirtilmemiştir. Bunun yanısıra, taşınmazın bir bölümünün tahdit içinde kaldığı bildirilmesine ve Orman Yönetimi tarafından harçlandırılmış dilekçe ile bu bölümlerin orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi talep edilmesine rağmen, bu bölümlerin orman olarak tapuda tescilli olup olmadığı araştırılmadan istek reddedilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ve ihya olarak kabul edilemez) imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten tescil davasının açıldığı ya da tesbit tutanağının düzenlendiği güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülerek tapuya tescili istenen taşınmazların, Kadastro Kanununun 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ve ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile dava tarihinden 15 – 20 yıl önce çekilen hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen steroskopik çift hava fotoğraflarının steroskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumu belirlenmeli, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalı, taşınmaz üzerindeki zeytinlerin deliceliklerin aşılanması mı yoksa dikilmek suretiyle mi oluştuğu ve kapalılık derecesi konusunda ziraat mühendisi bilirkişiden rapor alınmalı, kesinleşen orman kadastro haritasının uygulanması da yetersiz olduğundan yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Kanunun 2/B maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, tutanak ile harita çelişiyorsa tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek bilirkişilerden bu doğrultuda rapor alınmalı, 3402 sayılı Kanunun 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının aynı maddenin 03/07/2005 gün ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunu ile değiştirilen 2. fıkrası hükümlerine göre yapılacağı düşünülerek, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları yönünden aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, Tapu ve Kadastro Müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı Hukuk Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak gerektiğinde tesbit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilip incelenmeli, dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda ziraat mühendisinden kanunun amacına uygun rapor alınmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek usûl yönünden kesinleşen durumlar da dikkate alınarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmeli, taşınmazın orman kadastro sınırı içinde kalan bölümlerinin orman olarak tapuya tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğünden sorulmalı, tapuya tescil edilmişse o parselin yüzölçümüne eklenerek orman niteliği ile Hazine adına tesciline, halen tescil edilmemişse yeni bir parsel numarası verilerek 6831 sayılı Kanunun 11. maddesine göre orman niteliği ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükme yöneltilen temyiz itirazlarının kabulü ile usûl ve kanuna uygun olmayan hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 09/04/2013 günü oy birliği ile karar verildi.