YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14472
KARAR NO : 2013/3361
KARAR TARİHİ : 28.03.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 234 ada 20 parsel sayılı 15459 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden 2000 yılından beri kullanılan ve zilyetlik süresi dolmayan yer olması nedeniyle tarla olarak Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı …’den satın alma ve zilyetlik iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parselin davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş, davalı Hazine tarafından hüküm temyiz edilmesi üzerine Dairece karar bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2009/10260-13246 sayılı 14.09.2009 günlü bozma kararında özetle; “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; davacı zilyetlik iddiası ile dava açmış olup, taşınmazın bulunduğu yerde seri bazda orman kadastrosu yapıldığı, taşınmazın her ne kadar tahdit dışında kaldığı raporda bildirilmişse de, taşınmazın öncesi itibariyle memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafındaki durumunun belirlenmediği, tahditle irtibatlı kroki çizilmediği, dosyadaki resimlerden de taşınmazın yüksek eğimli dağlık, ağaçlık alanda göründüğü, alınan orman ve ziraat mühendisi bilirkişi raporunun yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.İmar-ihya ve zilyetlik iddiası ile açılan tescil davalarında öncelikle taşınmazın orman sayılan yer olup olmadığının belirlenmesi ve orman sayılmayan yer olması halinde zilyetlik koşullarının araştırılması gerekir. Bu nedenle, mahkemece yeniden yapılacak keşifte, eski tarihli ve 15 – 20 yıl önceye ait çift hava fotoğrafları ve memleket haritaları incelenerek taşınmazın niteliği ve kullanım durumunun araştırılması, orman sayılmayan ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun saptanması halinde, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine ve dava konusu Akçaköy Köyü 234 ada 20 nolu parselin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1969 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece, bozmaya uyulduğu halde, bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; hükmüne uyulan bozma ilamında eski tarihli ve 15 – 20 yıl önceye ait çift hava fotoğrafları ve memleket haritaları incelenerek taşınmazın niteliği ve kullanım durumunun araştırılması gereğine değinilmiş, mahkemece eski tarihli ve 15 – 20 yıl önceye ait çift hava fotoğrafları ve memleket haritaları getirilmeden, ziraatçı bilirkişi raporuna göre üzerinde 100 yaşlarında kestane, 70-80 yaşlarında ceviz, 12- 16 yaşlarında kiraz ve elma ağaçları olduğu, içinde kaynak suyu bulunduğu, aynı zamanda sebze yetiştiriciliği yapıldığı yönündeki raporu dikkate alınmadan, yine ziraatçı bilirkişiden kestane ağaçlarının aşılı olup olmadığı yönünde ek rapor istenmeden karar verilmiştir. Eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm kurulamaz. Bu nedenle; mahkemece eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 veya 20 yıl önce çekilmiş hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritası, topografik fotogrometri yöntemiyle düzenlenen kadastro haritaları, komşu parsellere ilişkin kadastro tespit tutanak ve dayanakları ilgili yerlerden getirtildikten sonra önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, fotogometri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftalarında zilyet ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı belirlenmeli, çekişmeli taşınmazın miktarı ve konumuna göre 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi gereğince orman içi açıklığı niteliğinde olup olmadığı, orman içi açıklıklarının zilyetlikle kazanılamayacağı gözetilmeli; ziraatçı bilirkişiden taşınmazın üzerinde bulunan kestane ağaçlarının aşılı olup olmadıklarını açıklayan rapor alınmalı,komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar davalı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davacı yanında, (murisler) yönünden de tapu ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı kanunun 03.07.2005 gün 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunun ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Kabule göre de; Hazine tarafından açılan ayrı ya da karşı dava olmadığı halde, taşınmazın niteliğinin değiştirilerek orman olarak tapuya tescil edilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı …’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesin 28.03.2013 günü oy birliği ile karar verildi.