YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15093
KARAR NO : 2013/3901
KARAR TARİHİ : 08.04.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında dava konusu Ahatlar Köyü 131 ada 11 parsel sayılı 30.115,63 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kestane bahçesi niteliği ile belgesizden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir.
Davacı … Yönetimi, davaya konu taşınmazın 6831 ve 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre kesinleşmiş orman tahdit sınırları içinde kaldığını, orman niteliğini kaybetmediğini, özel mülkiyete konu edilemeyeceğini ileri sürerek orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, öncesinin orman olduğu ve kesinleşen orman kadastrosunun sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davaya konu Ahatlar Köyü 131 ada 11 parsel sayılı taşınmazın orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 24.02.2009 gün ve 2008/17981 – 2009/3176 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Dosya içeriğinden, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede 1968 yılında orman kadastro çalışması yapıldığı anlaşılmakta ise de, kesinleşip kesinleşmediği anlaşılamamaktadır. Orman kadastrosu yöntemince ilân edilerek kesinleşmiş ise, yeniden yapılacak keşifte, 2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazetede yayınlanan 6831 sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Kanunun 2/B maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak uygulama yapılması, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6 – 7 adet orman sınır noktasının bulunup röperlenmesi, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumunun genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanması, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve krokinin alınması, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile
aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, dava konusu Aydın İli, Köşk İlçesi, Ahatlar Köyü 131 ada 11 parsel nolu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1966 yılında seri bazda yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın krokide (C) ile gösterilen kısmının kesinleşen orman tahdit hattı içinde, (A) ve (B) ile gösterilen kısımlarının ise orman tahdit hattı dışında olmasına rağmen, kendi haline bırakıldığında orman haline dönüşeceği ve (C) bölümü ile arada ayırıcı unsur olmaması gerekçesi ile taşınmazın tamamının orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmişse de, delillerin takdirinde yanılgıya düşülmüştür. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tesciline ilişkindir. H.M.K.’nun 26. maddesi gereğince (eski H.U.M.K.’nun 74.md) “Hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.” hükmü gereğince ve dava dilekçesindeki talep, kesinleşen tahdit içindeki taşınmaz bölümünün tapu kaydının iptali ve tesciline ilişkin olduğundan, mahkemece yapılacak iş; kesinleşmiş tahdit içinde kalan kısmın, talep sonucunu aşmayacak şekilde tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile tesciline karar vermekten ibarettir. Kaldı ki; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde seri bazda yapılıp kesinleşen orman kadastrosu olmasına rağmen, davalı taşınmaz, tahdide bitişik olduğundan, tamamı bakımından orman incelemesi yapılmış olup, bir kısmının orman olmadığına karar verilerek tahdit dışında bırakıldığından, Orman Yönetimince artık bu bölümlerin de orman olduğu iddiasıyla dava açılamaz.
Bu nedenle, yapılan keşif sonucu orman ve fen bilirkişilerce düzenlenen krokilerde davalı taşınmazın (C) ile gösterilen 27404,45 m2’lik kısmının kesinleşen tahdit içinde kaldığı anlaşıldığından, bu bölüme yönelik davanın kabulüne karar verilmesi, (A) ile gösterilen 585,51 m2’lik ve (B) ile gösterilen 2099,31 m2’lik kısımların kesinleşen tahdit dışında kaldığı anlaşıldığından, bu bölümlere yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 08/04/2013 günü oy birliği ile karar verildi.