YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15122
KARAR NO : 2013/3861
KARAR TARİHİ : 04.04.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 1975 yılında kesinleşen arazi kadastrosunda, dava konusu taşınmaz, 1692 parsel numarası ile sınırlandırılmıştır. Halen davalı adına tapuda kayıtlı bulunan çekişmeli … Köyü 1692 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 6831 sayılı Kanun gereğince yapılıp, 2009 yılında kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması ile taşınmaz kısmen orman sınırları dışına çıkarılmıştır. Daha sonra 3402 sayılı Kanunun ek 4. maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmalarında taşınmazın orman sınırı dışına çıkarılan kısmı için tutanak tutulmayarak Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tasarruf Dairesi Başkanlığının 4.8.2009 tarih ve 2009/15 sayılı genelgesi uyarınca, tapusunun beyanlar hanesine “taşınmazın 889,90 m2’lik bölümü Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan sahada kalmaktadır” şeklinde şerh verilmiştir.
Davacı … Yönetimi, kadastro mahkemesine verdiği dava dilekçesinde, davalı … adına kayıtlı dava konusu… Köyü 1692 parsel sayılı taşınmazda 3402 sayılı Kanunun ek 4. maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmasının askı ilânına çıkarıldığını bildirerek, dava konusu taşınmazın orman kadastro komisyon başkanlığı tarafından yapılan eylemli orman tesbit çalışmalarında kısmen eylemli orman olduğunun tesbit edildiği, taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve eğimi itibariyle eylemli orman olduğu iddiasıyla kadastro tesbitinin iptaline, taşınmazın eylemli orman olan kısmının orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmekle Dairenin 30/01/2012 tarih 2012/807 – 536 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiş, dosya görevsizlikle kendisine gelen sulh hukuk mahkemesince davanın kabulüne, 1692 parselin 28/05/2012 tarihli orman ve kadastro bilirkişinin raporunda ve krokide (A) harfi ile gösterilen 889,88 m2’lik kısmın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimince temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 6831 sayılı Kanuna göre yapılarak 29.12.2008 tarihinde ilân edilip kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır
Mahkemece verilen karar, usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; tapusunun iptali istenen dava konusu … Köyü, 1692 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde, taşınmazın 889,90 m2’lik bölümünün Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan sahada kaldığına ilişkin şerh mecuttur. Davacı … Yönetimince, 1692 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında 2/B şerhi sahibi olan Hazineye husumet yöneltilmeden, sadece tapu maliki gerçek kişilere husumet yöneltilerek dava açılmıştır. Mahkemece, çekişmeli 1692 parsel sayılı
taşınmazın tapu kaydında 2/B şerhi sahibi Hazinenin davaya katılımı sağlanmayarak husumet yaygınlaştırılmadan yokluğunda dava görülüp sonuçlandırılmıştır. 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin kanun gereğince Hazine adına tescili zorunlu olduğundan davada Hazinenin taraf olması gerekmektedir.
Taraf teşkili, davanın görülebilme koşullarından olup; mahkemece re’sen (kendiliğinden) yapılması gereken işlemlerdendir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazda 2/B şerhi sahibi Hazinenin savunma hakkını kısıtlayacak biçimde, yokluğunda yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
O halde, çekişmeli 1692 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında 2/B şerhi sahibi Hazine’nin davaya katılımı sağlanarak husumet yaygınlaştırılmalı, oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine 04/04/2013 günü oy birliği ile karar verildi.