YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15132
KARAR NO : 2013/738
KARAR TARİHİ : 04.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine, Orman Yönetimi ve davacı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Terekesi Tasfiye Memuru, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … İlçesi, … Köyü, … Mevkiinde bulunan 3.000 m2’lik yer ile aynıköy mezarlık arkası bayramtarla mevki 20.000 m2’lik yer, aynı mevkide 6.000 m2 ve aynı mevkiide 6.000 m2 ve aynı mevkide bulunan 15.700 m2 olmak üzere 5 parça taşınmazın müvekkilince zilyetliklerinin devir sözleşmesi ile devranılarak 20 yılı aşkın süredir aralıksız ve fasılasız malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurulduğunu, bu nedenle M.K.’nun 713. maddesi uyarınca bu yerlerin müteveffa … adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davaya asli müdahil olarak katılan … … ise, dava konusu 15.700 m2’lik yerdeki zilyetliğin 25/06/1990 tarihli zilyetlik devir senedi ile kendisine devredildiğini bu nedenle bu kısmın kendi adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davacı … Tereke Memurunun açtığı davanın kısmen kabulü ile 16.09.2003 tarihli teknik bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen ve toplam 12.540,48 m2’lik kısım ile 1 nolu yer olarak gösterilen (B) harfi ile belirtilen ve 1820,75 m2’lik kısmın … adına TAPUYA TESCİLİNE, kalan kısımlar için açılan davanın REDDİNE,
Müdahil Perihan …’nın davasının kısmen kabulü ile teknik bilirkişi raporunda 5 nolu yer olarak gösterilen (A) harfi ile belirtilen ve 13.130.44 m2’lik kısmın Perihan … adına TAPUYA TESCİLİNE, kalan kısım yönünden davasının reddine karar verilmiş, hüküm Hazine, Orman Yönetimi ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1940 yılında 3116 sayılı Kanun gereğince orman kadastrosu yapılmıştır. 1976 yılında 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde uygulaması ve aplikasyon, 1984 yılında 2896 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulaması ve aplikasyon ve 1988 yılında 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulaması ve aplikasyon çalışmaları yapılmıştır. Genel arazi kadastrosu 1971 yılında yapılmış, çekişmeli taşınmazlar tesbit dışı bırakılmıştır.
1) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada 16.09.2003 tarihli harita mühendisi Aydın Özenç tarafından düzenlenen rapor ekindeki krokide pembe işaretli bölümlerin orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, bu bölümlere ilişkin davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE karar vermek gerekmiştir.
2) Mahkemece, 16.09.2003 tarihli fen bilirkişi raporunda (A), (B) ve (C) harfileri ile işaretli bölümlerin orman sayılmayan yerlerden olduğu ve zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda belirtilen taşınmazlar orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilmiş ise de, rapor ekindeki hava fotoğraflarında (A) harfi ile işaretli bölümün tamamen, (C) harfi ile işaretli bölümün kısmen orman örtüsü ile kaplı alanda görüldüğü, (C) kısmının yüksek eğimli çalılık olduğu görülmektedir.
Dosya içeriğinden, yörede 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunun 4785 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılıp kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; orman sınırı dışında kalan taşınmazın orman olup olmadığı ve hukuki durumu kesinleşmiş orman kadastro harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla çözümlenemez. Çünkü, 3116 sayılı Kanunda sadece Devlet ormanlarının kadastrosunun yapılması öngörülmüştür. Bu nedenle; 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu kesinleşen orman kadastrosu harita ve tutanaklarının uygulanması ile orman sınırı dışında kalan taşınmazların orman niteliği ve hukuki durumu saptanamayacağından, çekişmeli taşınmazların orman olup olmadığının 4785, 5658 sayılı kanunlar ile 05.11.2003 gün 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Kanuna ile değişik 6831 sayılı Kanunun 7. maddesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 4785 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan ayrıcalıklar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Kanun ile iadeye tabi tutulmuş ve iade koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, taşınmazların eğimi krizimetre yardımı doğru bir şekilde belirlenmeli, öncesinin fundalık olması halinde 6831 sayılı Kanunun 1. maddesine göre “tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaçcık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılacağı”, 6831 sayılı Kanunun 1/j maddesinin karşı kavramından maki ve fundalıklarla örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan yerlerin orman sayılan yerlerden olduğu hukuken ve bilimsel olarak ve H.G.K.’nun 15/11/2000 gün ve 2000/20-1663/1694 ve 14/03/2001 gün 2001/20-214-239 ve 02/05/2007 gün 2007/20-237-237 sayılı kararında ve 20. Hukuk Dairesinin konu ile ilgili tüm kararlarında ve 15/07/2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/P ve 26/j maddeleri gereğince eğimi % 12’nin üzerinde olan maki ve fundalıklarla örtülü yerlerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyacağından, bu tür yerlerin orman sayılacağı gözönünde bulundurulmalı, toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin kesinleşmiş tahdit içinde kalan taşınmaz bölümleri yönünden temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü (A), (B) ve (C) işaretli taşınmazlar yönünden hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 04/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.