YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15261
KARAR NO : 2013/5452
KARAR TARİHİ : 13.05.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Fethiye İlçesi, Yayla Kıncılar Köyü 229 ada 1 parsel, Orman Kadastro Komisyonunca 6831 sayılı Kanunla değişik 3302 sayılı Kanunun 2/B maddesine göre yapılan çalışmalar sırasında P.LXVIII poligon numarası verilerek 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince orman kadastro sınırları dışına çıkarılmış ve 28.07.2009 tarihinde düzenlenen tescil bildirimi ile 229 ada 1 parsel sayısı ve davalı şerhi verilerek tapuya tescil edilmiştir.
Davacı … Yönetimi vekili, 01.07.2009 havale tarihli dilekçesiyle Yayla Kıncılar Köyünde yapılan 3302 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması sırasında, roma rakamıyla P.LXVIII poligon numarasıyla belirlenen taşınmazın 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetmediği halde, Orman Kadastro Komisyonunca orman sınırları dışına çıkarıldığı iddiasıyla, dava konusu P.LXVIII poligon numaralı taşınmazın orman sınırları dışına çıkarma işlemenin iptali ve bu taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tescili istemleriyle dava açmıştır.
Mahkemece, davanın reddine ve Yayla Kıncılar Köyü, P.LXVIII nolu 229 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 2040,83 m² yüzölçümü ve tarla niteliğiyle kadastro tesbiti gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık süre içinde açılan 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 3116 sayılı Kanuna göre yapılıp, 22.10.1947 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra 29.12.2008 tarihinde ilân edilerek, eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen aplikasyon ve 6831 sayılı Orman Kanununun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece, taşınmazın orman vasıf ve karakterinde ve eylemli orman sahası olmadığı, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitiren, bu nedenle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden ve tarımsal faaliyetlerin yapıldığı tarım arazilerinden olduğu gerekçelerine dayanılarak davacı … Yönetiminin davasının reddine ve çekişmeli taşınmazın kadastro tesbiti gibi tapuya tesciline karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve kanuna uygun olmadığı gibi, yapılan araştırma ve inceleme de hükme yeterli değildir. Şöyle ki; dava, 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğindedir. 6831 sayılı Kanunun 11. maddesine göre, orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine karşı Orman Genel Müdürlüğünce açılacak davalarda hasım, hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler ile Çevre ve Orman Bakanlığıdır (Orman ve Su İşleri Bakanlığı). Orman Yönetimi ise, sadece Hazineyi taraf göstererek eldeki davayı açmıştır. Mahkemece de, hak sahibi gerçek veya tüzel kişiler ile Çevre ve Orman Bakanlığının (Orman ve Su İşleri Bakanlığının) davaya katılımı sağlanarak husumetin
yaygınlaştırılması gerektiği düşünülmemiştir. Ayrıca, dava 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulamasına itiraz olduğuna göre, taşınmazın 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından tam olarak orman niteliğini yitirip yitirmediğinin araştırılması gerekmesine rağmen, hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın fiilî durumu itibariyle nitelik kaybedip kaybetmediği net bir şekilde belirlenmediği gibi, nitelik kaybetmiş ise, bu nitelik kaybının insan eliyle ve zorlayıcı yöntemlerle mi, yoksa doğal ve gerçek anlamda bilim ve fen bakımından mı nitelik kaybına uğradığı hususları açıklanmamıştır. Bilirkişinin, çekişmeli taşınmazın bilim ve fen bakımından nitelik kaybına uğrayıp uğramadığı hususunda yeterli ve kanaat verici olmayan yetersiz raporuna dayanılarak hüküm kurulması doğru değildir.
6831 sayılı Kanunun değişik 2/B maddesi ile (bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerin orman rejimi dışına çıkartılacağı) hükmünün bulunduğu, bundan doğal ve gerçek anlamda nitelik kaybının anlaşılması gerektiği, her isteyenin ormanlarda doğal olarak bulunan deliceleri aşılaması, bina ya da eklentilerini inşa etmesi, erozyona sebep olacak biçimde araziyi teraslaması ya da orman bitkilerini kökleyip tarım yapmaya teşebbüs etmesi veya 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi gereğince hiçbir zaman kişiler adına tapuya tescil edilemeyecek ve özel mülke konu olamayacak orman içi açıklığı niteliğinde olan yerlerin insan eliyle ve zorlama yöntemlerle niteliğinin yitirilmesi kanun maddesinde anlatılan bilim ve fen bakımından nitelik kaybı olmayıp, zorla ve ormanın tahribi sonucu niteliğinin kaybettirilmesidir. Bu yöntem, toprak erozyonu, ormanların ortadan kalkması, doğanın ve çevrenin bozulup yok olması sonuçlarını doğurur.
Kanunda tanımlanan (….bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetme…) kavramında bu tür olaylar amaçlanmamıştır. 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesinin başka türlü yorumu, ormanların bilinçli şekilde niteliğinin kaybettirilmesine, tahribine ve yok edilmesine izin verdiği sonucuna ulaştırır ki, bu durum Anayasanın 169 ve 170. maddelerine aykırı olur. Suç teşkil edecek eylemlerle ve zorlama yolu ile ormanların niteliğinin kaybettirilmesi kanunlarla korunamaz.
O halde; uzman orman bilirkişisinin, 6831 sayılı Kanunun 2/4. maddesinde sayılan yerlerde 2/B madde uygulamasının yapılamayacağını gözönünde bulundurarak, yukarıda anlatılan eylemler sonucu ormanların yok edilmesinin ve baştan beri 6831 sayılı Kanunun 17. maddesinde anılan orman içi açıklık niteliğinde olan veya sonradan bu hale gelen yerlerin bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetme olarak kabul edilemeyeceği gözönünde bulundurularak, dava konusu taşınmazın orman bütünlüğünü bozmama, su ve toprak rejimine ve çevresindeki ekosistemlerinin tüm öğeleriyle kendisini yenileyebilme gücüne zarar vermeme, ormancılık çalışmalarının etkenlik, verimlilik ve karlılık düzeylerini düşürmeme, taşınmaz üzerinden insan elinin çekilmesi ve olduğu gibi bırakılması halinde, yeniden orman haline dönüşüp dönüşemeyeceği gibi koşulları birlikte değerlendirip, dava konusu taşınmazın hangi doğal olaylar ve eylemler sonucu bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybettiğini ya da etmediğini inceleyerek bu olguları tartışması ve taşınmazın hangi maddî ve bilimsel olgular sonucu nitelik kaybettiği sonucuna ulaştığını raporunda açıklaması gerekir.
Bu nedenle, mahkemece öncelikle, varsa çekişmeli taşınmazı fiilen kullanan kişi veya kişiler (hak sahibi kişi veya kişiler) ile Çevre ve Orman Bakanlığının (Orman ve Su İşleri Bakanlığının) davaya katılımı sağlanarak husumet yaygınlaştırılmalı ve tarafların gösterecekleri deliller toplandıktan sonra, 1980 yıllara ait hava fotoğrafı ve memleket haritası bulundukları yerlerden getirtilerek önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazın 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından tam olarak orman niteliğini yitirip yitirmediği yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek belirlenmelidir. Şayet, çekişmeli taşınmazın orman niteliğini kaybettiği, yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek belirlendiği takdirde, yörede karar tarihinden sonra 10.05.2012 tarihinde, 3402 sayılı Kanuna 5831 sayılı Kanunun 8. maddesi ile eklenen Ek 4 madde uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sırasında çekişmeli taşınmaz hakkında 229 ada 1 parsel sayısıyla nitelik ve kullanıcı bölümü açık bırakılarak kullanım kadastro tutanağı düzenlenmesi nedeniyle
anılan parselin fiilî kullanıcısı veya kullanıcıları varsa bu kişi veya kişiler lehine beyanlar hanesine kullanım şerhi verilerek keşifte belirlenen niteliğiyle tapuya tesciline karar verilmelidir. Aksi halde, yani taşınmazın orman niteliğini yitirmediği belirlendiği takdirde ise, çekişmeli yerin orman sınırları içine alınmasına ve taşınmaz hakkında dava tarihinden sonra 229 ada 1 parsel sayısıyla düzenlenen kullanım kadastro tespitinin iptali ile 229 ada 1 sayılı parselin orman niteliğiyle tapuya tesciline karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
Kabule göre ise, Orman Yönetimi tarafından açılan orman tahdidine itiraz davalarında, davanın kabulü halinde, tescil kararı verilmeyip, taşınmazın orman sınırları içine alınması ile yetinilmesi gerekmesine ve dava konusu taşınmaz tapuda tescilli olmasına rağmen ve yine dava konusu taşınmaz hakkında karar tarihinde, Ek 4. madde uyarınca kullanım kadastro tutanağı düzenlenmediği halde, hüküm yerinde taşınmazın kadastro tesbiti gibi tapuya kayıt ve tescili denilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 13/05/2013 günü oy birliği ile karar verildi.