YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15297
KARAR NO : 2013/1084
KARAR TARİHİ : 11.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayılı hükmün; Dairemizin 28/12/2011 gün ve 2011/10638 – 16011 sayılı ilâmı ile onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya içindeki bütün belgeler incelenerek gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, … Köyünde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddelerinin gerçekleştiğini, taşınmaza uzun yıllardır zilyet olduğunu iddia ederek, Medenî Kanunun 713. maddesine göre adına tescilini; davalı Hazine, taşınmazın zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı gibi zilyetlik koşullarının da oluşmadığını ileri sürerek, Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı, ancak zilyetlik koşullarının davacı yararına gerçekleşmediği gerekçesiyle …’in davasının reddine, Hazinenin davasının kabulüne, 18.12.2009 tarihli krokide gösterilen 445 m2 taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece onanmasına karar verilmiş, davacı vekili bu sefer karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dava, tescil istemine ilişkindir.
Yörede 1942 yılında 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan orman kadastro çalışması ile 1982 yılında 1744 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp, 11.06.1982 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması vardır.
Arazi kadastrosu 1954 yılında yapılarak kesinleşmiş 2000 yılında 2859 sayılı Kanuna göre pafta yenileme çalışması yapılmıştır.
Mahkemece, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı yararına imar ve ihya koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin kabulü dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davalı taşınmaz, 1942 yılında yapılan orman kadastrosunda tahdit dışında bırakılmış, 1954 yılında yapılan tapulama sırasında da tapulama harici kalmıştır. Keşifte dinlenen tanıklar, 40-45 yıldan beri davacı tarafından kullanıldığını bildirmiş, 15/01/2009 tarihli ziraat bilirkişi raporunda ise taşınmaz 5-10 eğimli, üzerinde 35-40 yaşlarında 2 adet, 20-30 yaşlarında 3 adet, 10-15 yaşında 3 adet, 2-3 yaşlarında 2 adet zeytin ağacı ile aşıya gelmiş 4 adet delice bulunduğu, zeytincilik ekolojisine uygun olması nedeniyle kendiliğinden yetişen yabanî zeytinlerin aşılanması yoluyla tesis edildiği, davacının gerekli imar ve ihyayı yaptığı, ekonomik olarak zeytin yetiştirdiği, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı ve özel mülkiyete konu olabileceği bildirilmiştir. 22/12/2008 tarihli orman bilirkişi raporunda ise, taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları dışında olduğu ve eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtilmiştir. Taşınmaz üzerinde deliceden aşılanmış zeytin ağaçları bulunmakta ise de, 6831 sayılı Kanunun 1/j maddesine göre toprak muhafaza karakteri taşımayan makilik- fundalık ile örtülü yerler orman sayılmazlar. Bu nedenle, 3402 sayılı Kanunun 17. maddesine göre orman sayılmayan bu
gibi yerlerin imar ve ihya ile zilyetlikle kazanılması mümkündür. Davalı taşınmazın eski tarihli belgelerde açık alanda kaldığından ve düşük eğimli olduğundan zilyetlikle kazanılması mümkündür. Bilirkişi raporları ve tanık beyanlarına göre de, zilyetlik koşullarının bulunduğu anlaşıldığına göre, Dairece davacı gerçek kişinin davasının reddine ilişkin hükmün bozulması yerine onanması maddî yanılgıya dayalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişinin karar düzeltme isteminin KABULÜNE, 28/12/2011 gün ve 2011/10638 – 16011 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, usul ve kanuna aykırı olan mahkeme hükmünün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 11.02.2013 gününde oy birliği ile karar verildi.