YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15452
KARAR NO : 2013/4454
KARAR TARİHİ : 16.04.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Orman Yönetimi, asliye hukuk mahkemesine verdiği 18.05.2005 tarihli dilekçesiyle, tapuda davalılar adına kayıtlı Taşlıburun Mahallesi (eski 195) 175 ada 2 sayılı 2891 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, kısmen kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı iddiasıyla tapu kaydının iptali ve elatmanın önlenmesi istemiyle dava açmış, mahkemenin kesin hüküm nedeniyle davanın reddine ilişkin 29.07.2005 gün ve 2003/135-303 sayılı kararının Orman Yönetimi tarafından temyizi üzerine;
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 28.12.2006 gün ve 2006/10679-18511 sayılı kararı ile “Orman Yönetimi Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 1959/18-67 sayılı kararında taraf olmadığı gibi Hazinenin ardılı da olmadığı, bu nedenle önceki kararın Orman Yönetimi açısından kesin hüküm oluşturmayacağı, işin esasına girilerek orman araştırması yapılması”gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
Davacı Hazinenin; 175 ada 2 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması ile orman rejimi dışına çıkarıldığı iddiasıyla açtığı davanın kesin hüküm nedeniyle reddine ilişkin mahkemenin 07.07.2005 gün ve 2004/313 – 2005/183 sayılı kararı, Hazine tarafından temyiz edilmiş;
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 28.12.2006 gün ve 2006/10681 -18510 sayılı kararı ile, “aynı parsel hakkında Orman Yönetimi tarafından açılan tapu iptal tescil davasının halen derdest olduğu, iki dava arasında hukukî ve fiilî irtibat bulunduğu, davaların birleştirilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Davalar 2007/223 Esas sayılı dosya üzerinde birleştirilmiş, mahkemece, 175 ada 2 sayılı parselin bulunduğu yerde yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışmasının 25.09.2009 tarihinde ilân edildiği, bu nedenle eldeki davanın aynı zamanda orman kadastrosuna itiraza dönüştüğü, davada kadastro mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizliğe ve dosyanın kadastro mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 17.02.2011 gün ve 9423-1342 sayılı kararında özetle “1952 yılında yapılan kadastro sırasında, 195 parsel sayılı 32.870 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden çamlık tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. …; 195 parsel sayılı taşınmazın adına tescili istemiyle Hazine’yi taraf göstererek dava açmıştır. Mahkemece, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, 7. Hukuk Dairesinin bozması üzerine Köyceğiz Tapulama Mahkemesinin 1959/18-1965/67 sayılı ilâmıyla, taşınmazın kesinleşen orman tahdit haritasının dışında, …’in tutunduğu tapu kaydının kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, … adına tapuya tesciline karar verilmiş, temyiz edilmeksizin 24.06.1965 tarihinde kesinleşmiş, 09.08.1991 tarihinde 2859 sayılı Kanun uyarınca yapılan yenileme kadastrosu sırasında 32.891 m2 yüzölçümlü olarak 175 ada 2 parsel numarasını almış, ırsen intikal ve paylaşım yoluyla davalılara geçmiştir.
Somut olayda, Orman Yönetimi tarafından çekişmeli parselin kısmen kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı; Hazine tarafından da kısmen kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açıldığı, yargılama sırasında çekişmeli parselin bulunduğu yerde aplikasyon ve 2/B işlemi nedeniyle, davanın aynı zamanda aplikasyon ve 2/B işlemine itiraza dönüştüğü gözetilerek bu dava yönünden görevsizliğe kararverilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, ancak; davaların aynı zamanda tapu kaydının iptali ve orman 2/B’lik alan olarak tescili istemlerini içerdiği, parselin bulunduğu yerde genel kadastronun 1952 yılında yapıldığı, Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 23.10.1953 gün ve 1953/347-18 sayılı kararının kesinleşmesiyle tapuya kayıt edildiği, orman kadastrosuna itiraz davasında taşınmazın tapuya tescili yönünde hüküm kurulamayacağı, tapu iptal tescil istemine ilişkin davada genel mahkemenin görevli olduğu gözetilerek, tapu iptal tescil davasının ayrılması, kadastro mahkemesine gönderilen orman kadastrosuna itiraz davasının bekletici mesele kabul edilmesi gerekirken, dosyanın tamamının görevsizlik kararıyla kadastro mahkemesine gönderilmesinin doğru olmadığı belirtilerek “tapu iptal tescil, elatmanın önlenmesi davasının ayrılarak ayrı bir esasa kaydına, görevsizlikle kadastro mahkemesine gönderilen aplikasyon ve 2/B uygulamasına itiraza ilişkin davanın bekletici mesele kabul edilmesine” şeklinde düzeltilerek onanmıştır. Orman Yönetiminin karar düzeltme istemi Dairenin 06.02.2012 gün ve 17306 – 1094 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Onama kararından sonra Orman Yönetimi 30.03.2012 tarihinde asliye hukuk mahkemesine başvurarak dosyanın kadastro mahkemesine aktarılmasını istemiş, dosya, kadastro mahkemesine aktarıldıktan sonra, mahkemece, Yargıtay kararının davacıya 23.08.2011 tarihinde tebliğ edildiği ve 2 hafta içinde talepte bulunulmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı H.M.K.’nun 20/1. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman kadastrosuna itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre 1944 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1989 yılında 2859 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılacak olan pafta yenileme işlemine esas olmak üzere 3402 sayılı Kanunun 4/3. maddesi hükmüne göre yapılan aplikasyon, 4785 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu ile 2/B madde uygulaması, 2006 yılında yapılıp, 25.09.2009 ilâ 25.03.2010 tarihleri arası ilân edilen aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır.
Orman kadastrosuna itiraz davasının genel mahkemece kadastro mahkemesine aktarma kararından sonra, mahkemece duruşma günü de taraflara tebliğ edilerek, H.M.K.’nun 20/1. maddesinde yazılı 2 haftalık kanunî süre içinde başvuru yapılmadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmişse de; somut olayda mahkemece kurulan hüküm kanundan kaynaklanan bir aktarma (devir) kararı olduğu için kadastro mahkemesince aktarılan dava, genel mahkemede görülen davanın devamı niteliğindedir. Somut olayda H.M.K.’nun 20/1.(HUMK 193) maddesinde öngörülen sürenin uygulanma olanağı yoktur. Mahkemece, kendisine devredilen dava ile ilgili olarak, davaya kaldığı yerden devam edilerek, delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ve sonucuna göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, aktarma kararının nitelendirilmesinde hata yapılarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile usûl ve kanuna uygun olmayan hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 16.04.2013 günü oy birliğiyle karar verildi.