Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/15496 E. 2013/1075 K. 11.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15496
KARAR NO : 2013/1075
KARAR TARİHİ : 11.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1957 yılında yapılan kadastro sırasında … İlçesi, … Köyü 303, 316, 317 ve 321 sayılı sırasıyla 78800,00 m², 46.200 m², 43000,00 m², 10200,00 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, ham toprak niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş, itirazsız kesinleşmiş, daha sonra taşınmazların 775 sayılı Gecekondu Kanunu kapsamına girdikleri gerekçesiyle Yalova Asliye Hukuk Mahkemesinin Hakem sıfatıyla verdiği 26.09.1990 tarih ve 1989/942 – 1190/740 sayılı kararıyla, … Belediye Başkanlığı adına tapuya tescil edilmişlerdir.
557 sayılı 43250,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz 2 ilâ 8 yazım numaralı vergi kayıtları ve 330 T.Evvel 1, 2 ve 3 sıra nolu tapu kayıtları ile gittileri uygulanarak, koru niteliği ile Hazine adına tesbit edilmiştir. Daha sonra bu taşınmazın da 775 sayılı Gecekondu Kanunu kapsamına girdiği gerekçesiyle Yalova Asliye Hukuk Mahkemesinin Hakem sıfatıyla verdiği 26.09.1990 tarih ve 1989/942 – 1190/740 sayılı kararıyla, … Belediye Başkanlığı adına tapuya tescil edilmiştir.
Davacı … Yönetimi 17.10.2007 havale tarihli dilekçe ile … Köyü, 303 ve 316 parsel sayılı taşınmazlar ile … Köyü, 557 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldıkları ve eylemli biçimde orman niteliğinde bulundukları iddialarıyla, tapu kayıtlarının iptali ile taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescillerine ve davalının elatmasının önlenmesine karar verilmesi istemiyle, yine 19.2.2008 havale tarihli dilekçe ile … Köyü, 303, 316 ve 321 parsel sayılı taşınmazların kısmen, 317 parsel sayılı taşınmazın ise tamemen kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kaldığı ve eylemli orman oldukları iddiasıyla 303, 316 ve 321 parsel sayılı taşınmazların orman kadastro sınırları içinde kalan bölümlerinin, 317 parselin ise tamamının tapu kayıtlarının iptal edilerek, orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescillerine, davalının elatmasının önlenmesine karar verilmesi istemiyle ayrı ayrı dava açmıştır. Mahkemece, dava dosyaları HUMK’nun 45. maddesi uyarınca birleştirildikten sonra, 317 parselin tamamının, fen ve orman bilirkişi tarafından ortak düzenlenen 28.07.2008 tarihli rapora ekli krokide 303 parsel sayılı taşınmazın (D) ile gösterilen 57292,37 m²’lik bölümünün, 316 parselin (F) ile gösterilen 40956,73 m²’lik bölümünün, 557 parsel sayılı taşınmazın (C) ile gösterilen 42412,18 m²’lik bölümünün, 321 parsel sayılı taşınmazın (I) ile gösterilen 6911,25 m²’lik bölümünün tapularının iptali ile bu bölümlerin Orman vasfıyla Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman iddiasına dayalı tapu iptali, tescil ve elatmanın önlenmesi niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu … ve … Köylerinde tesbit tarihinden önce 1944 yılında 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1950 yılında 5653 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan makiye ayırma, … Köyünde 1957 yılında, … Köyünde 1963 yılında yapılan arazi kadastrosu, 1962 yılında makiye ayırmanın iptali, 19.12.1982 tarihinde ilânı yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Kanunun 2. madde uygulaması, 3302 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan ve 22.07.1987 tarihinde ilân edilen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Öncelikle, yörede yapılan bütün orman tahditlerine ilişkin olarak, çekişmeli taşınmazları ilgilendiren çalışma tutanakları ile yine çekişmeli taşınmazların tahdit haritalarındaki yerlerini gösterir orijinal renkli orman tahdit haritaları eksiksiz bir şekilde getirtilmemiştir. Dairece, iki kez iade ile istenmesine rağmen bu eksikler giderilememiştir. Öte yandan, karara dayanak alınan bilirkişi tarafından düzenlenen krokide, 303 parsel sayılı taşınmazın krokide (A) ile gösterilen bölümü tahdit dışında gösterilmesine rağmen bir örneği dosyada bulunan orman kadastro haritasında (A) bölümü tahdit içinde kaldığı görülmektedir. Yine çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede, 3116 sayılı Kanuna, 1744 sayılı Kanun ve 3302 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan orman tahdidi, aplikasyon ve 2. ve 2/B madde uygulaması bulunmasına rağmen, karara dayanak alınan bilirkişi tarafından çekişmeli taşınmazların tüm tahdit ve aplikasyon haritalarına göre durumları tek tek irdelenmemiş ve bilirkişi tarafından taşınmazların konumu orijinal renkli orman kadastro haritaları üzerinde gösterilmediği için de, karara dayanak alınan bilirkişi raporunu denetleme imkanı da bulunmamaktadır. Yetersiz araştırma ve incelemeye, denetlenemeyen bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz.
Bu nedenle; mahkemece öncelikle yörede yapılan bütün tahditlerde çekişmeli taşınmazları ilgilendiren orman sınır noktalarını kapsayan çalışma tutanakları ile yine yörede yapılan bütün orman tahditlerinde çekişmeli taşınmazları gösteren orman tahdit haritaları ile aplikasyon ve 2/B haritalarının orjinalinden çekilmiş renkli fotokopi örneklerinin (siyah beyaz ve renksiz olmayan) eksiksiz bir şekilde getirildikten sonra, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek iki orman mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununa göre Orman Kadastrosu ve aynı Kanunun 2/B maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6 -7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı yönetmelikler ile
teknik izahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 11/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.